Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle âlemlerin rızkın veren var
Yaptığın hatadan habersiz sanma
K ara karıncayı gece gören var
Hakkın toprağına mülküm var deme
Dam ile harmanda hakkım var deme
Güçlü kuvvetliyim arkam var deme
Sırtüstü insanı yere vuran var
Yoksul düşmüşsen de deme fakirim
Zenginliğin sonu nedir okurum
Ben güzelim deyü halı dokurum
Nice Züleyha’lar Yusuf Kenan var
Âşıklık satarsın beyhude gözüm
Olura olmaza yoktur bir sözüm
H er seher dergâha tutarım yüzüm
Âşıkların sonu Âşık Noksan var
Bir ülkede, Anayasa’nın en temel kurucu ilkelerinden birinin ne anlama geldiğini vatandaşlar bilmiyorsa, o ülkede hiçbir şekilde ve hiçbir zaman bir birlik, beraberlik, bütünlük ve istikrar sağlanamaz. O nedenle, laiklik kavramının ve ilkesinin ne anlama geldiğini, kamuoyuna yön verenlerin de, genel olarak vatandaşların da, en kısa sürede (ezberlemesinde değil) öğrenmesinde ve kavramasında büyük yarar var.
Türkiye’nin önümüzdeki aylarda ve yıllarda yoğun ölçekli bir içsavaşın içine sürüklenip sürüklenmeyeceği, laiklik konusunda oluşacak veya oluşmayacak bir uzlaşmaya ve anlaşmaya bağlıdır.
Tahammülsüz olan hep dinci kesim olarak karşımıza çıkmaktadır! Din hariç her şeye dokunulabilir, ancak din mutlak bir dokunulmazlığa sahiptir! Anlayış bu! Din sorgulanamaz olan mutlak bir “gerçektir”, daha doğrusu mutlak bir tabudur! Böylesin ilkel bir bakış açısı hâkim Türkiye’de.
En kötümser bakış açısıyla, ortaçağda Avrupa’da ne yaşanıyorsa, Türkiye’de bugün de o yaşanıyor!
En iyimser bakış açısıyla, “Rönesans” ve “Aydınlanma” hareketiyle başlayan devrim sürecinde Avrupa’da ne yaşanıyorsa, bugün de Türkiye’de o yaşanıyor!