9/10
·314 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Merhaba. Çok güzel bir kitaptı. Çok akıcı, başını şöyle bir açıp bakmayagörün elinizden bırakamıyorsunuz. İlk kitabı evde durup duruyordu elime bir kere alıverince bu şekilde okudum. Çok farklı bir atmosferi var. Zaten bildiğiniz üzere konusundaki ana unsuru (büyü müyü okulu) sadece fantastik malzeme olarak kullanıyor. Kitap gerçekten sizi içine çekiyor. Bu kısmında o gizemi o kadar iyi hissettirmiş ki... Öğrenmeden duramıyorsunuz zaten. SPOİLER Şahsen Ginny'yi tahmin etmiştim ama oradan da Voldemort'un fırlaması çok sürpriz oldu. Tahmin edemezdim. Kitapta birkaç çatlak ya da açıklanmayan yer vardı(sanırım), örneğin Crabbe ve Goyle, tıkıldıkları dolaptan çıktıktan sonra kimseye hiçbir şey söylemiyorlar mı ya da Basilisk o yerde yüzyıllarca nereden yiyecek buldu? Sırlar odası yapıldığından beri sadece iki kez açılıp sadece bir kişiyi öldürdüyse oradaki kemikler nereden geldi?(Belki bu önceki sorunun cevabıdır gerçi) Ama bunlar önemli değil zaten asıl hikayeye pek bir etkileri de yok. Spoiler bitti. Şu sıralar malum tatil geldi sürükleyici bir kitap okumak istiyordum bağımlılık yaptı. Bu kitap birincisinden daha iyiydi gibi geldi, güzeldi ama Harry Potter'ı hala Yüzüklerin Efendisi'yle karşılaştıramam onun çok ayrı bir yeri var. Stephen King'in dediği gibi bunlar tamamen eğlencelik. Bir puanı büyük ölçüde çeviriden kırdım. Eğer çevirmen iyi olmasaydı bu serinin birkaç kitabını ona çevirttirmezlerdi biliyorum, kitabın çoğu yerinin çevirisi de iyiydi belki de yazarın dilinden dolayıdır. Genel olarak yalın ve basit bir dili var kolay okunuyor. Ama bazı cümlelerin ne demek istediğini hiç anlamadım, bir garipti, hatam varsa özür dilerim ama çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Yanlış düsünuyorsam çevirmen beni affetsin.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma
Milena'ya Mektuplar İncelemesi
Puan vermedi·320 syf.··
2026 16. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:02
1920 yılında bir iş amacıyla mektuplar yazılmaya başlar. Alıcısı Milena Jesenská'dır—cesur, özgür ruhlu ve Kafka'nın zihnini anlayabildiğine inandığı ender insanlardan biri. Bu mektuplar yıllar sonra Milena'ya Mektuplar adıyla yayımlanacaktır. Kafka asla yayımlanacağını bilmeden, bütün sansürleri kaldırıp gardını indirerek korkularını, kaygılarını, özlemlerini ve çaresizliğini hiçbir kurguya sığınmadan anlattığı samimi mektuplardır. "Sana yazarken kendimi daha gerçek hissediyorum; ama mektup bittiğinde yine aynı yalnızlıkla baş başa kalıyorum. Çünkü sen uzaktasın ve ben sana ancak kelimelerle dokunabiliyorum." Kafka bu mektuplarda rol yapmıyor. Okur olarak karşınızda yalnızca onun en kırılgan hâli var. Milena'ya Mektuplar'ı elime aldığımda romantik mektuplardan oluşan bir kitap okuyamayacağımı biliyordum. Daha ilk sayfalardan itibaren ağır ilerleyen yoğun bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Burada ilerleyen bir olay örgüsünden çok Kafka'nın zihninin içinde dolaşıyorsunuz. Her mektup onun ruh hâlinin ayrı bir fotoğrafı gibi. Duygular sürekli değişiyor; umut yerini kaygıya bırakıyor, yakınlık hissi korkuya dönüşüyor. Sayfalar boyunca bitmeyen bir gelgit var. Ve en çokta korku var. Bu yüzden kitap ağır ilerliyor. Okurken zaman zaman yorulduğumu hissettim. Çünkü Kafka yalnızca Milena'ya yazmıyor; aynı zamanda kendisiyle de konuşuyor. Yazmak, onun gerçek hayatta kuramadığı ilişkinin yerine geçen tek güvenli alan hâline geliyor. Bu yönüyle kitap, Kafka'yı anlamak isteyenler için oldukça değerli. Hatta bazen insan, "Kafka kendi kitabını yorumlasaydı muhtemelen hem çok beğenir hem de acımasızca eleştirirdi." diye düşünmeden edemiyor. Kitap boyunca dikkatimi en çok çeken şey korkuydu. Kafka neredeyse her sayfada bir korkusundan söz ediyor. Hastalıktan, ilişkilerden,
İnceleme
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201865,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir direniş biçimi olarak budalalık
7/10
·110 syf.·
2026 22. kitabı
Bertolt Brecht, Jaroslav Hasek ’in meşhur karakteri Aslan Asker Şvayk ’ı alıp İkinci Dünya Savaşı’nın tam ortasına, Nazi işgali altındaki Prag’a yerleştirir. Can Yücel ise Buz Devri dublajı gibi bir Türkçeleştirme ile esere bambaşka bir ruh üfler. Şvayk, dışarıdan bakıldığında saf bir karakter gibi görünür. Ancak bu budalalık, faşizmin ve militarizmin rasyonalitesini çökerten bilinçli bir maskedir. Sabotajını silahla değil, sistemin dişlileri arasına saflık kırıntıları bırakarak yapar. Oyunda Hitler, Göring, Goebbels gibi tarihin kanlı figürleri devasa boyutlarda, adeta karikatürize edilmiş "Yukarıdakiler" olarak sunulur. Şvayk ve arkadaşları ise Prag’ın bir hanında bira içen "Aşağıdakiler"dir. Bu tezat, Tarihi yazanların o devasa faşistler değil, tarihin akışını dipte ağır ağır değiştiren "küçük insanlar" olduğu mesajını verir. Güce tapanların karşısında nanik yaparak onlara kafa tutmanın kitabı. Neşemizi çalamazlar ya :)
Şvayk Hitler'e KarşıBertolt Brecht · İzlem Yayınları · 198246 okunma
Uzaktan Sevmek Kudüs
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi ismiyle çağırır. Kayıtsız kalamaz mutlaka kitap raflarından alıp en azından bir bakınırsınız. Derya Şafak’ın Uzaktan Sevmek Kudüs kitabını elime aldığımda, sadece bir roman okuyacağımı değil, ruhumun derinliklerinde bir sızıya dönüşen o kadim şehrin tozlu sokaklarında bir vefa yolculuğuna çıkacağımı biliyordum. Bu kitap, benim için sadece kâğıttan bir eser değil; Kudüs'ü doğrudan görmese de onu kalbinin en derin köşesinde hissedenlerin, ecdadın mirasına duyulan o büyük özlemin bir yansıması oldu. Okurken içimden şu mısralar geçti: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!". İşte yazar, silinen hafızalarımıza inat, "kim olduğumuzu" hatırlatmak ve zalimin zulmünü yanlarına kâr bırakmamak için bu satırları kaleme almış. Ben de bu satırları, hırsızın ev sahibine baskın çıktığı bu düzende, kendi ismim, cismim ve insicamımla o sokaklarda yeniden var olmak için okudum. Kitaptaki Muzaffer, Merve Lina ve Burak karakterleri benim için çok özel bir yere sahip. Yazar, Asr suresini bilen iki gencin ismini bu karakterlere vererek, aslında isimlere karakterleri değil, o güzel isimlere Kudüs bilincini yüklemiş. Burak zaten evvelden Kudüs yolcusuydu; bizler de onun gibi o kutlu emanete sahip çıkacak olan "Burak Ordusu" nun birer neferi olduğumuzu bu sayfalarda yeniden idrak ettik. Kitabın her satırında bir özür ve bir söz var: "Aksa'nın şanlı yiğidi! Affet!.. Sana özgür Kudüs'ü miras bırakmak yerine, Kudüs'ü özgür kılmayı miras bıraktığımız için...". Biz şikâyet etmiyoruz; biliyoruz ki bu toprakların imtihanı Peygamberlerin imtihanı gibi ağırdır. Yusuf gibi kuyuya atılsak, Yakup gibi ihanete uğrasak, hatta Zekeriya gibi biçilsek de bedeller ödeyerek direnmeye devam ediyoruz. Peygamber Efendimizin sırtına deve
Roman
Uzaktan Sevmek KudüsDerya Şafak · Gülhane Yayınları · 202511 okunma
Operadaki Hayalet
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 12:32
Operadaki Hayalet Merhaba hissedenler, şimdi de size #ürkünçhikayeler #gastonleroux 'dan #operadakihayalet kitabıyla geldim. Yine güzel bir macera bitmiş bulunmakta. Heyecan dorukta ilerliyoruz ve hemencecik bitiyor çocuklar için yine bir güzellik daha keşfetmiş bulunmaktayım bunda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bay Poligny, Paris Opera Evi'ndeki yöneticilik görevinden emekli olur. Görevini bırakmadan önce, yerine gelen yeni yöneticilere opera evinde yıllardır dolanan Hayalet'i nasıl memnun edeceklerini açıklar. Bir sahne görevlisinin şüpheli ölümüne rağmen, yeni yöneticiler hayaletin bir masaldan ibaret olduğunu ve balerinlerin boş yere korktuğunu düşünürler. Bu arada operanın solistlerinden biri, Müzik Meleği tarafından ziyaret edilir. Ancak bu kişi ne bir melek ne de bir hayalettir. Bu kitapların aslını da okumak isterim bir gün inşallah Okumak isteyen, okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim
Operadaki HayaletGaston Leroux · The Kitap Çocuk Yayınları · 20263,825 okunma
Nora'nın hikayesi ve bendeki izi ꫂ❁
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:44
Nora Seed, seni okuduğum için, pişmanlıklarını gördüğüm için, kütüphanende sana eşlik ettiğim için, ve hayata döndüğün için gerçekten mutluyum.Bu kitabı bitirince hissettiğim duygu mutluluktu; Nora'nın hayata dönmeyi seçmesinin mutluluğu... Kitap Nora Seed adlı karakterin hayattan kopuşunu, yoğun bir depresyon süreci ile beraber hayata küsmesini ve intihara kalkışmasıyla başlıyor. İlaçları aldıktan sonra kendini bir kütüphanede bulan karakter, karşısında küçükken gittiği okulun kütüphanecisi Bayan Elm'i görür; nerede olduğunu sorar. Bayan Elm ona kök yaşamı ile ölüm arasında, kendi kütüphanesinde olduğunu söyler. Bu kütüphanedeki tüm kitaplar Nora'nın farklı farklı pişmanlıkları üzerinden yazılmış olup bunu keşke şöyle yapsaydım anlarında onları öyle yapmış ve hayatı buna göre şekillenmiş yeni hayat versiyonlarından oluşmaktadır. Nora bunun mantıksız olduğunu düşünür fakat bunu Bayan Elm şöyle açıklar: Kuantum mekaniğine ve Sicim teorisine göre bu mümkündür çünkü bir olayın gerçekleşmesi durumunda bir etken farklılaştırılırsa paralel evrenlerde tüm bu ihtimaller farklı versiyonlar olarak yaşanır.(Gerçek hayatta kanıtlanmış veri bulunmamaktadır.) Nora bunu kabullenir ve Pişmanlıklar kitabı ile başlar; buradan pişmanlıklarını düşünür ve olmak istediği hayatlara tek tek gitmeye başlar. Ama nerdeyse hepsinde bir uyumsuzluk, kabullenememe yaşar ve kendini kütüphanede bulur. Fakat bunlar yaşanırken aslında Nora kendi kök yaşamında ölmek istemediğine, hayatın aslında başkaları yüzünden biçtiğimiz rollerden ibaret olmadığını anlar. Ve bu kütüphanede okuduğu son kitabı açar oraya kocaman harflerle "YAŞIYORUM." yazar ardından kök yaşamında kendi yatağında uyanır, sonrasında hastaneye götürülür ve hayata tutunmaya karar verdiğine emin olur. Kitap sakin akan bir kitap, Nora'nın
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma