10/10
·320 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 13:36
Kafa dağıtmak için başladığım kitap komiktir ki beni dağıttı. Biraz yavaş okuduğum doğrudur, ama kitabı suçlayamam bu yüzden asla. Tam tersi, kendini çok hızlı okutan bir kitaptı aslında. Ne ara iki yüz sayfayı yuttum bir günde bilmiyorum dahi. Elsie sanırım uzun süredir okuduğum en gerçekçi karakterdi. Onun yas süreci bana o kadar geçti ki, dengesiz hareketlerine ve ani duygu değişimlerine hak verdim gerçekten. Çok sevdiğiniz birini bu denli kısa sürede kaybetmek eminim gereğinden fazla acıtıyordur. Kabullenme, kabullenmeme durumları iyi işlenmişti diye düşünüyorum. Etrafınıza baktığınızda, bir yakınını kaybeden insanların tam olarak buna benzer tepkiler verdiğini görebilirsiniz de bana kalırsa. Yine de herkesin yas tutuş şekli farklıdır tabii, buna ışık tutulması da hoşuma gitti çünkü Ben'in kaybıyla başa çıkan kişi yalnızca Elsie değildi. Kitabın bir geçmiş-bir gelecek tarzı ilerlemesi kalbimi çok kırdı bu arada söylemeden edemeyeceğim. Resmen okurken ben de Elsie oldum ve onunla beraber üzüldüm Ben için. Özellikle kitabın son cümlesi gözlerimi doldurdu, spoilerini yemiştim ancak sonda okuyunca biri mideme bıçak saplamış gibi hissettim. Tavsiye ederim, ama lütfen kafa dağıtmak için okumayın. Sizi de dağıtır.
Sonsuza Dek, AyrıTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 2022290 okunma
7/10
·64 syf.··
2019 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 00:00
Sanat Tarihi’ne olan düşkünlüğüm ilkokuldan başlar, günümüze değin sürer gider. Gizli Başyapıt’ı okumak bu hayranlığımın ve daha sık Balzac okumamla birleşince okuyuverdim hemencecik. Balzac, 1845’te yazmış öyküyü. Bu uzun öykü, kusursuzluğun peşinden koşan Frenhofer isimli bir ressamın, kendine hayran olan iki gence (Franz Porbus ve Nicolas Poussin) bahsettikten sonra, üzerinde on yıl çalıştığı başyapıtı deli gibi merak edilir ve olaylar gelişmeye başlar. Özellikle “Poussin” bir karakter şeklinde kitapta vücut olması inanılmaz mutlu etti. Öykü, Karl Marx’ın Engels’a yazdığı bir mektubunda okunmasını tavsiye etmiş. Aynı şekilde Picasso ve Cézanne’ın başucu kitabı olmuş. Bizde de Abidin Dino’nun fazlasıyla yakınlık, alaka gösterdiği eser olmuş. Gizli başyapıt, sanatçılar üretme sorununa ışık tutmuş. “Biçim mi, renk mi?” sorusuna da cevap veriliyor. Rönesans döneminde, Venedikliler renk üzerine yoğunlaşırken, Floransalılar biçime önem vermiştir ve aralarında koyasıya bir rekabet başlamış. Kitap, sanatçıların genel kanısı olan, ürettiği eserden memnuniyetsizlik duyma sancısını, saha iyisini yapabilme potansiyeline dayanan bir eseri tamamlayamama sendromunu ve başkalarının kendi ürettikleri hakkında duyduğu eleştirilerin olumsuz yönlerini kabullenmeme, fütursuzca eleştirmeyi ele almış. Kitapta, Frenhofer’in tasvir ettiği çizim-resim tekniği “soyut sanat”a işaret ediyor. 1845’te bu “sanat türünün” bilinmemesi, sanat tarihine olan en büyük katkısı olarak gösteriliyormuş. Kitapta; Tiziano, Raffaello, Dürer, Veronese, Giorgione” gibi ünlü ressamlardan da bahsediliyor. Bu sanat bezeli klasik uzun öykü kaçırılmamalı!
Gizli BaşyapıtHonore de Balzac · Can Yayınları · 20174,483 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 18:50
Kız kardeşimin önerisiyle okudum aslında. Bu tarz kitapları çok seviyorum. Yazarın psikiyatrist ile konuşması. Bazı satırlarda kendimi buldum bazen çok kötü hissettim, bazense kendimden bile gizlediğim şeyleri kabullenmeme sebep oldu. Keyifle okuduğum, baskıyla önerdiğim bı kitap diyebilirim
1000Kitap
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
8/10
·272 syf.··
2026 21. kitabı
“Niteliklerimi benden alıyorlar. Kendim gibi olmama izin vermiyorlar. Her özelliğimin önüne bir ‘fazla’ koyuyorlar: Fazla spontanesin, fazla safsın, fazla dürüstsün, bir yargıya varmak da fazla hızlısın… Anlayamadığım halde anlaman bekliyorlar; kabul edemediğim şeyleri kabullenmeme, sabırsızlıktan çıldırmama rağmen sabretmemi istiyorlar. Kendi kararlarımı almama izin yok. Kendim olmayı bırakmamı istiyorlar. Kendim gibi olduğumda neden işlerine yaramıyorum? Bazen düşünüyorum da, en yüce ilkelerin düzen,disiplin ve sadakat olmadığı bir dönemde daha faydalı olabilirdim belki.” Gazeteci Josefa Nadler bir sanayi kentindeki ağır çevre kirliliği üzerine bir yazı kaleme alır. Hekesin bildiği, gizlisi saklısı olmayan bir durum zaten. Etrafta küller uçuşuyor. Uçuşan küller hepimizi uzun zamandır ülkece üstünde oturduğumuz ahlaki konfor üzerine düşünmeye davet ediyor. Çocukken kötü şeylere şaşardık, aklımız almazdı. Artık hiçbir şeye şaşmıyorum ben. Utançla yaşamayı öğrendik galiba Can. Umarım sen yetişkin olduğunda dünya aklının almadığı, kalbinin kabül etmediği şeylerle birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağın bir yer olmaktan çıkar. Zor… Ama belki imkansız değildir.
Uçucu KülMonika Maron · Alef · 2016196 okunma
6/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 00:00
Ernest Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz adlı eserinde, 84 gün boyunca tek bir balık bile yakalayamayan yaşlı bir balıkçının 85. günde yeniden denize açılması anlatılıyor. Yaşlı balıkçı Santiagonun dev bir kılıç balığıyla mücadelesini, yalnızlığını ve iç dünyasını kendi kendine moral vermesini okuyoruz. Ayrıca çocukla balıkçı arasındaki sevgi ve güven ilişkisi de romanın en etkileyici yanlarından biri. Yenilgiyi kabullenmeme, zorluklar karşısında dimdik durma ve umudu kaybetmeme, sabır ve direniş temalı bir eser olduğunu okuyucuya aktarılmak isteneninde bunlar olduğunu düşünüyorum. Bu arada konusunu tam hatırlayamadığım için ikinci kez okuduğum ilk kitaptır kendileri. Ernest Hemingway Yaşlı Adam ve Deniz
1000Kitap
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Suzan hanıma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 01:04
Suzan Defter, aşkın bazen kaldırılamayacağını kabullenmeme sebep olan bir kitap oldu. Suzan’ı çok sevdim; iyiliğinden kaybetmiş sanki hep. Bana göre Suzan, ana karakterden bile daha ana karakterdi. Buna karşılık Derya’ya aynı yakınlığı hissedemedim. Özellikle hayatının bu denli abisi etrafında dönmesi ve aile kavramının neredeyse sadece abisinden ibaret olması beni rahatsız etti buna mecbur kalmış olsa da. Yemek sahnesinde Derya’yla değil Tülay’la empati kurmam da bu yüzden; o noktada Derya’ya hak veremedim. Ekmel Bey’i okumayı ise daha çok sevdim. Daha geri planda gibi dursa da hissettirdikleri benim için daha güçlüydü. Bu, Ayfer Tunç’tan okuduğum ilk kitaptı ve diline gerçekten bayıldım. Bazı duyguları öyle güzel işlemişti ki anlaşıldığımı hissettim. Buna rağmen genel olarak benim için ortalama bir kitaptı. Ayfer Tunç’la devam edeceğim; sırada Kapak Kızı var. Ayfer Tunç
Duygu ve Düşünce
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma