"Dönemlerin değişmesi beni ürkütmüyor," demişti. "Değişimin kaçınılmazı doğasını kabullenmeme yardımcı olamadıktan sonra," - "eğitimim neye yarar? Biz istesek de istemesek de, eşya değişir, en azından dış görünüşüyle değişir - bunu görmemekte ve geçmiş günler için göğüs geçirmekte inatla direnmenin ne gereği var?"
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Köşk yerine kümes olsaydı ve yağmur yağsaydı ben belki de ıslanmamak için kümese sığınırdım ama sırf yağmurdan koruduğu için minnettarım diye kümesi köşk kabul edemezdim.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Güzel bir sözün, bir sevgi ifadesinin, üzüntü belirtisinin seni yeniden kabullenmeme yeteceği günlerin geride kaldığını biliyordum.
Sayfa 53
Kabullenmeme duygusunu yaşadığımız sürece, hayal dünyasının etkisi altındayız demektir.
Bazı insanlar tutunarak yaşardı ancak; bir insana, fikre ya da hayale... Dünyaya uzattığı eli bunlardan birini kavrayamazsa varlığı havada kalır, sürüklenmeye başlardı. Kendi başına ve olduğu gibi yaşamak çoğuna göre zor, hatta imkânsızdı. Kimi çoluğuna çocuğuna tutunurdu ya da bir sevdiğine; pek azına sevgi bağıyla, çoğu zaman, "O olmasa ne yaparım?" çaresizliğiyle, kimi zaman sorumluluk duygusuyla bağlanırdı. Kimi gelecek güzel günlere dair inancına sığınırdı; çok ciddiye alınmayan bu grup, kendileri gibi başka azınlıklara yaklaşarak hayatta kalmaya çalışırdı. Kimi, "Burada olmadı, belki öte tarafta," diyerek ahiret işlerine öncelik verirdi, bu dünyadan umudunu kesse de bilirdi ki gidebileceği bir yer daha var... ve beklerdi. Kimi; gelir geçer, yıllık, aylık, hatta haftalık değişebilen minik kişisel hedeflerine bağlanarak yaşayabilirdi. Öyle tatminsiz bir hayatta, mutsuzluğunu kabullenmeme telaşıyla, o hedef senin bu proje benim daldan dala atlayıp durur, hiçbirinde dikiş tutturamazdı. Bir şeye sıfırdan başlamak bile dikiş tutturmaya çalışmaktan daha kolay gelirdi. Bir öncekinden sıkılmış ya da tembelleşmiş olurdu.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Yapıp edeceği işlerde Allahın kendisine yol göstermesini istedikten sonra Allahın kendisi için seçtiği yolu beğenmemesi de nefsin hastalıklarından birisidir. Çaresi : Kul bilmelidir ki kaderi belirlenmiştir, bu kadere kendisinin hükmetme yetkisi yoktur. O yüzden kendisi için kararlaştırılmış olan kaderi beğenmemesi Allahın kaza ve kaderinden hiçbir şeyi değiştirmez. Şu halde kul nefsine, kaderine razı olmayı kabul ettirmeli ki huzura ersin. *Burada kastedilen, bir şeyi yapıp yapmama konusunda başvurulan istihare namazı ve duası sonrasında gerçekleşen durumu kabullenip kabullenmeme meselesidir.*
Alıntı