Sen de varsın ölüm hayat gibi..
şimdi biz sımsıkı bir dönemdeyiz doğrusu hak etmiştik bunu denebilir ama hiç kimse inciri durduramaz o her zaman büyür ve tadla yenir ve örneğin kara kuru bir adam göklere bakabilir durmadan keza bir akasya göklere doğru büyür gece gündüz ayırmadan örneğin yaşınız kaç der birisi yani kaç yaşındasınız demek ister siz göğe bakarsınız o kadar sonsuzluk başlamıştır artık eski bahçelerde durgunluk değildir ki sonsuzluk eski bahçelerde erikler ve baldıranlar arasında .... birisi bir camı açar birden haykırır sen de varsın ey hayat tıpkı ölüm gibi
Sayfa 608 - Şimdi biz·Kitabı okuyor
Koruyamıyoruz...
Bu ülkede bu çocukları koruyamayacak mıyız?
Sayfa 178 - Ada Yayınları·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sanatta buyruk yoktur.
Hitler'in alanlarda yaktırdığı kitapların büyük bir çoğunlu­ ğu Stalin'in de yasakladığı kitaplardı. Bu sanatçılardan hiçbiri, kendi ülkesinin başkanının portre­sini yapmamış, gürbüz işçi, sağlıklı köylü, yanağından kan dam­layan çocuk resimleriyle kendilerini ve halklarını aldatmamış­lardı. Sanatçı, herkesten ve her şeyden önce sanatına karşı sorum­ludur. Bunu da, ancak, özgür bilinciyle, evrensel değerlere sahip olarak gerçekleştirir.
Sayfa 177 - Ada Yayınları·Kitabı okuyor
Mal zengini,kültür fakiri topluluk...
Bunlar, bu küçümencik, tekdüze, renksiz ve son derece yoksul (ne kadar paraları, pulları, mülkleri, yetkeleri olursa olsun, o denli yoksul dünyalarında, mala, mülke, paraya gereksinme duymayan o garip zenginlikten; yepyeni dünyalar yaratan, sa­nat, düşün, kültür zenginliğinden pay sahibi olamadıkları için, kendilerini aşan her şey muzırdır onlar için. Çünkü sanatın, in­sanoğlunun kendi kendini aşması demek olduğunu bilmezler. Bi­limin ve sanatın, sürekli bir kuşkuyla, kendinden önceki değer­leri ve kendi kendilerini sorgulayarak varolduklannı bilmedik­leri, bunu bilecek, anlayacak, kavrayacak kültür birikimine sa­hip olmadıkları için, her yeni düşünceyi, hatta insanlığı ileriye götürmüş her eski ama eskimemiş düşünceyi, görüşü, açılımları, araştırmaları yadsıma eğilimindedirler. Her yenilik onlar için bi­rer öcüdür.
Sayfa 176 - Ada Yayınları·Kitabı okuyor
keşke bu yazıyı herkes okusa..
Bu ağır durum askerler arasında da kendini göstermeye başlamış ve bir çok yerde isyanlar çıkmış, protesto gösterileri yapılmıştı. Askerler arasında firar olayları da başlamıştı. 1915in Mart ayının başlarında Uzunköprü'deki garnizonda bir isyan hareketi baş göstermişti. Bu isyanın bastırılması ve asayişin sağlanması için Enver Paşa, buraya gelmek zorunda kalmıştı. 1915 yılının ekim ve kasım aylarında, Adana, Balıkesir ve Bursa'daki askeri birlikler arasında da isyan hareketleri baş göstermişti. Bursa'daki isyana dört tabur katılmış ve bir çok subay öldürülmüştü. 1915 in Haziran ayında, İzmir'de vilâyetçe firarileri ve gizli silâhları bulmak için bir baskın harekâtı tertiplenmişti. Bu baskınlar sonunda 1780 asker firarisi ele geçirilmişti. Edirne'deki Bulgar konsolosunun 9.3.1916 tarihli raporunda Kafkas cephesindeki Türk ordusunda çok geniş çapta subay eksikliği çekildiği belirtilmekteydi. Aynı raporda anlatıldığına göre, bu orduda bir çok subay askerlerle birlikte harekata katılmayı reddettiğinden asılarak idam edilmişti. 1916 Şubatında Bağdat'ta iki Alay isyan ediyordu. Suriye'de bir kaç Arap köyünde askerlik çağına gelenler Türk ordusunun saflarına katılmayı reddediyordu. Bu köyler mahalli idareler tarafından yakılmış ve isyan edenler kuvvet kullanılarak, ayrı ayrı bazı piyade birliklerine dağıtılmışlardı. Bunlardan 700ü Mаnisa'ya getirilmişti. İzmir'deki Bulgar Konsolosu Dışişleri Bakanlığına verdiği 21.7.1916 tarihini taşıyan raporda Türk Ordusundaki müslüman askerler arasında firarların son derece arttığını ve bunların birleşip dağlara çıkarak eşkiyalığa başladıkları ve son derece tehlikeli oldukları bildiriliyordu. Bütün imparatorluk içindeki kaçakların sayısı 70 binin üstüne çıkmıştı. İzmir'deki Bulgar konsolosu, bu konuda şunları yazmaktaydı: «Kaçak bakımından
Sayfa 44 - uçurumun kenarında yıkık bir ülke -9·Kitabı okuyor
Türk Tarihi
Komedyen zorbalayan karanlığa ne anlatıyorduk ki??
Karşıtlıklardan oluşan "düşünce" dediğimiz eylemi gerçekleş­tiremeyen, kendi özgür, kişisel seçmesini (herhangi bir konuda) yapamayan, yaratıcılık heyecanından yoksun, soru sormaktan korkan insanlar topluluğunun hiçbir geleceği yoktur. Hiçbir mut­lu geleceği, demek istiyorum. Bir insanın kafasının içindekilerle, bilgisiyle, yeteneğiyle, ya­ratıcılığıyla, ortaya koyduklarıyla değil de, sakalıyla, bıyığıyla, giysileriyle ilgilenenlerin, bu sözlerime, değil hak vermesi, anla­ması bile olanaksızdır. Onlar için (kıllar sakal, bıyık, saç vb.) muzırdır. Mintan muzırdır. Grev muzırdır. Kitap muzırdır. Ço­ğu resimler muzırdır. Film muzırdır (eğlenceli ya da korkutucu olmadığında) . Ozgür koşuk şiir muzırdır (özgür olduğu için ) . Beethoven muzırdır, (özellikle 9. senfonisi. Korosu olduğu için: Niçin hep bir ağızdan bağırıyor bu insanlar?) Picasso'nun res­mi muzırdır.!
Sayfa 179 - Ada Yayınları·Kitabı okuyor