10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 178. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
"KRAL ŞAKİR LÖMPENCE MASALLARI" "Bir vardiya dört yoktu. Doğru ve yanlışın ayırt edilemediği yıllarda, Mirket adında bir bilim hayvanı yaşıyordu." "Ya bildiğimiz masallar aslında hiç de öyle olmasaydı?" sorusundan yola çıkan yazar, çocukluğumuzun ezberlenmiş hikâyelerini modern, sorgulayıcı ve muzip bir dille yeniden yorumluyor. Amaç ne eğitmek ne de ahlak dersi vermek; sadece eğlendirirken düşündürmek. Masallar denince genelde aklımıza ne gelir? Kurt tarafından yenilen kırmızı başlıklı masum bir kız? Cam terlikle prens avlayan bir külkedisi? Yoksa burnu uzadıkça uzayan yalancı bir çocuk mu? "Kurt geldi!" diye bağıran çobanı hepimiz biliriz. Ama ya bu çocuk aslında sadece önyargılı biriyse? Ya köylüler onu hiç ciddiye almadığı için o da "madem öyle, o zaman gerçekten yalan söyleyeyim" dediyse? Bu kitapta efsanevi yalancıya bambaşka bir pencereden bakıyoruz. Belki de asıl yalancılar başkalarıdır, kim bilir? Pinokyo'nun okulu asma ve maceradan kaçışını biliriz. Peki ya bu sefer gerçekten okula gitmek isteyen bir Pinokyo ile karşılaşırsanız? Burnu uzasın ya da uzamasın, bu tahta çocuğun tek bir hedefi var: sıraya oturup ders dinlemek! Ama tabii ki kader onun bu masum isteğine gülüyor ve işler hiç beklendiği gibi gitmiyor. Külkedisi bu masalda bir kurtarıcıya ihtiyaç duymuyor! Evet, yanlış duymadınız. Bu Külkedisi cam terliğini kaybetmiyor, prens bekleyen bir prenses değil. O kendi kendisinin kurtarıcısı! Cücelerle takılan, kendi sorunlarını kendi çözen ve kimsenin yardımına ihtiyaç duymayan bir Külkedisi. Prens arka planda kalsın, bu sefer işler değişiyor! · Mirket: Laboratuvarını korumaya çalışan, ama her seferinde kaos çıkaran bilim insanı. · Canan: Merakıyla yalan söylemezliği arasında kalmış, kendiyle çelişen bir karakter. · Keçi Necmi: Ne olduğu belirsiz, ama
Edebiyat
Kral Şakir Lömpence Masallar 2Varol Yaşaroğlu · Eksik Parça Çocuk · 20263 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 73. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 06:09
Roman, dindar ve münzevi bir hayat yaşayan Jess Tyler’ın, yıllardır görmediği ve bir kelebek dövmesi taşıyan kızı Kady’nin aniden çıkagelmesiyle altüst olan dünyasını merkezine alır. Cain; ensest tabularının sınırlarında dolaşan tekinsiz bir erotizmi, kaçak içki üretimiyle örülü ekonomik çaresizliği ve taşra muhafazakârlığının riyakâr yüzünü ansiklopedik bir sosyal gözlem ve buz gibi soğuk, şairane bir sinizmle masaya yatırır. ​Cain, anlatıyı Jess Tyler’ın birinci tekil şahsından (güvenilmez anlatıcı) kurgulayarak, karakterin kendi günahlarını ve zaaflarını inanç kılıfı altında rasyonalize etme çabasını edebi bir laboratuvara dönüştürür. Romanın merkezindeki "kelebek" simgesi, sadece genç bir kadının tenindeki bir leke değil; karakterlerin peşinden koştuğu o yıkıcı hafifliğin, güzelliğin ve onları ölüme çeken o tekinsiz kader geometrisinin sembolik bir mührüdür. 1982 yılında sinemaya da uyarlanan ve Stacy Keach ile Pia Zadora’nın başrollerini paylaştığı bu anlatı, sinemadaki melodramatik tonun aksine edebiyatta; insanın en ilkel dürtüleri karşısındaki mutlak acziyetini ve geçmişin günahlarından kaçmanın imkânsızlığını yeryüzünde mühürlenmiş bir zaman fragmanı olarak bırakan vakur bir janr klasiğidir.
The ButterflyJames M. Cain · Vintage Publisher · 19821 okunma
Reklam
Erzurum'daki Dağların Tanpınarda uyandırdığı hissiyat
Puan vermedi·%16 (32/199 syf.)·
Ahmet Hamdi Tanpınar dağlar hakkında şöyle söyleyebilirdi:"Çok yüceydi çok etkileyiciydi. "Öyle ifade etmemiş. Bu dağlarla ilk defa karşılaşan ve tıpkı aydınlattığı su parçası içinde çalkalanan bir ışık gibi,onların kudret ve nüfuzlarının muhayyilemizde ayrı bir şekilde canlandırdığı manzara içinde adlarını duyan yolcunun,bir an bile olsa,bir nevi ebediyet vehmiyle dolmaması,hüviyetlerini yapan uzletin bir bir kader duygusu halinde kendisinde yerleşmemesi kabil değildir.
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
“Yağmur denizde sefalet oluyor değil mi ?” Bir sarrafın mücevherleri işlediği , bir bestekarın notalarla raks ettiği gibi romanını dahi şiirsel nakışlarla işleyerek yazan Tanpınar , adeta kelimelerle zamanı durdurmayı başarmış bir sanatkardır. XXyy ,coğrafyamızda çalkantılı ve devrimli günlerdi işte bu dönemde yaşamış olan değerli kalem, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde ki siyasi , kültürel değişimler ile doğu batı arasında ki sancılı sürece bizzat şahit olarak , bunları sadece eserlerinde yazmakla kalmayarak adeta kelimelerle, geçmiş ile geleceği cümlelerde buluşturmuştur. Bu kıymete değer eserlerinden bir tanesini de biz şanslı okuyucular Mayıs ayında okuyarak ,analiz tahlil ederek bir nebze de olsa edebiyatımızın hafızasını kendi perspektifimizle görme şansına eriştik. Ben de naçizane kendi paradigmam ve yorumumla bir şeyler söylemek istiyorum. Elbetteki Yaz Yağmuru kitabını tek bir edebiyat çerçevesinde ele alamam çünkü kültürel birikimi ve çok yönlü bir yazar olması nedeniyle ( yazar,şair,denemeyazarı,siyasetçi,akademisyen vs.) kaleminden çıkan şaheser ,bir çok perspektiften açıklanmaya değer. Edebi metin özelliğiyle şiirsel ,estetik açıdan bir cerrahın titizliğiyle kaleme alınmış her bir hikaye hem gözleri hem de ruhu doyurmakta böylelikle onun eserlerinin sadece okunmadığını hissedildiğine de şahit oluruz . Türkçeye kattığı senfoni tadında ki kelimelerin bezenmesi, düşünce dünyamıza bıraktığı izlerle eşine az rastlanan ,dimağlarımızda tat bırakmış Türk edebiyatının en zarif ve en derin sanatkarlarından biridir dersek mübalağ etmiş olmayız değil mi ? ( Burada kendimi Bridgerton’ da ki lady Whistledown gibi hissettim ) Yine tarihi bilgisi ve bilinci bunun yanında kendisinin de yaşanan değişim ve dönüşüme tanık olması neticesinde eserlerine
Yaz YağmuruAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 2023466 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:03
Bu haziranda Vidar ile tanışmak beni çok keyiflendirdi. Vidar beni çok düşündürdü. Çok çok kötü giden günlerin içinde eski bir telefon numarasını çevirdin veee karşında ölmüş baban!… Rüyama bile girmeyen adam telefonun ucuna düşer mi acaba? Ah çevirsem tuşları, gelir mi sesin? Sonra başka gün bu sefer ablan, annen ve sen! Küçük sen… Harika bir kitap okuduğumu düşünüyorum. Çok keyif aldım. Çevirisi de çok iyiydi ki aktı gitti diye düşünüyorum. Yonca Mete Soy ‘a teşekkürler Kitap iki zamanda kayıyor, kahramanımız bir mevcut zamanındaki hayatında bir dizi zorlukla uğraşıyor ve zorluk içinde hatırlamadığı bir zaman dilimini bulmak için uğraşıyor. Bir de telefon ile gittiği 8 yaşındaki halinin yanında bağlandığı hep aynı günü kronolojik sıralarken aradaki boşlukları doldurmaya uğraşıyor. Ve bu iki olay birbirine bağlanıveriyor… Çok keyif alarak okudum, sizlere de mutlaka öneriyorum. Keyifli okumalar
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,325 okunma
9/10
·211 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:22
Efsane Oidipus'u okuyup bunu icsellestirmiş bir genç , babasizliğı nedeniyle mi bu efsaneyi icsellestirdi bilinmez ama bu hikaye kendini gerceklestiren kehaneti hatırlatıyor. Babasızlık ve sonuçları derin ve incelikli işlenmiş . 70/ 80'lerin siyasi atmosferi , ruhu hakkında anlatılanlar merak uyandırıyor . Hikaye öyle güzel, düzenli anlatılmış ki bu da Orhan Pamuk yeteneği sanırım, hiç kafanız karışmadan bitiyor kitap. Olay örgüsü çok güzel, metaforlar, semboller okumayı keyifli hale getiriyor. Kahramanımız Cem, liseli toy bir genç hayatı tanımak belki de bir macera uğruna bir yaz kuyucu Mahmut usta ile çalışmaya gider , günlerce kuyu kazarlar, Cem bu arada kasabada kırmızı saçlı kadına kadına aşık olur, kader aslinda çoktan ağlarını örmüştür ve bu kadın babasının annesini aldattığı kadındır. Kadının peşinden gittiği bir gece tüm hayatı değişir hem ilk aşkına kavuşur,hem baba olur hem de ustasını öldürdüğünü sanarak kuyuda bırakıp kaçar. Sonrasında hayatı çok iyi gidiyor gibi görünse de gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Reklam
Reklam