Kafla kader, kefle keder anlamında.
Kaderi, kafla değil de kefle mi yazılmıştı ezel bezminde yoksa?
Sayfa 174 - Yeditepe Yayınevi.
Sadık fazla bilgili olmanın kimi zaman ne kadar tehlikeli olduğunu gördü ve bir dahaki sefere gördüklerini kendine saklamaya yemin etti.
Sayfa 11
Reklam
Kaderin sillesini yemiş olanların nihai sığınağı kader fikridir...
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Alıntı
Döğüşmeyi başka türlü öğrenmişti o. Daha doğrusu başka türlü anlıyordu. Öğrenmek... Anlamak? Lâf işte.. kaderdi bu, kader. Ve yaşamak bir kader edinmekten başka bir şey değildi. Ama modadır alay etmek kaderle: Düşünmekten tiksinen, sebep aramaya üşenen, doğrunun peşine düşmekten korkan çağın yüz kızartıcı küçülüşüdür bu moda derdi. Çünkü kader vardı, alınyazısı vardı, bu da doğum öncelerinden başlayan bir örümcek çalışmasının işiydi. Anlaşılması da o kadar güç olacaktı elbette. Beride insanlık burnu büyükler, hazırlopçular çağını yaşıyordu, dayanamıyordu artık nazik bedenler minicik bir güçlüğe bile... (Kader ağlarını biz doğmadan çok önce örmeye başlar. Şeyh Şamil.. yok yok, galiba Şeyhin oğlu Ahmed). Berikilere gelince, onlar inkârın kolaylığında çürüyüp gidiyorlardı. Hırslı hırslı soludu: "Kader yokmuş ha? Põh."
Sayfa 247·Kitabı okuyor
"Okudukları hayatını değiştirmeye yetmeyenlere Kitaplar kötü gelir".
Şiir
Hiçbir bilimsel dayanağım yok, belki de saçmalıyorum ama kendi yaşadıklarımdan sonra kaderin de miras olduğuna, tıpkı genler gibi annelerden kızlara devrolduğuna inanıyorum.
Sayfa 222
Reklam
Reklam