Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:01
Farklı ülkelerde ve şehirlerde geçen on iki öyküden oluşan bir kitap. Ortak noktalarıysa aidiyetsizlik. Öykülerde Avrupa'nın çeşitli kentlerine savrulmuş Latin Amerikalı karakterler, yalnızlık, özlem, yabancılaşma ve kader duygusuyla mücadele ederler. Merkezde çoğunlukla sürgün hissi yaşayan, geçmişleriyle bağlarını koparamayan ve hayatın beklenmedik kırılmalarıyla karşılaşan insanlar vardı. Márquez’in öykülerinde gördüğümüz büyülü gerçekçilikten uzak sadelik bu öykülerde de var. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, her öykünün farklı bir dünyaya açılmasıdır. Bir öyküde ölümün gölgesi hissedilirken, başka bir öyküde aşkın ve yalnızlığın izlerini okuyorsunuz. Kısacası bu kitap için farklı coğrafyalarda dolaşıp kendine b,r yer arayanlarım öyküleri de diyebilirim. Bunlardan Uyuyan Güzelin Uçağı , Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim , Zehirlenmiş on yedi İngiliz başlıca beğendiklerim arasında.
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,051 okunma
Körlük
Puan vermedi
Bir şehirde yaşayan adam, kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olduğunu anlar. çevreden yardıma gelenler olur bir kişi onu yardım etmek için evine götürür, daha sonrasında bütün insanlar yavaş yavaş kör olmaya başlar. Devlet bu durumun durdurulabilmesi için kör olan bu insanları eski bir akıl hastanesine götürür ve kapatır. insanlar artık karantina altındadır. Çünkü bu körlüğün bulaşıcı olduğunu düşünmektedirler. kitapta yedi ana karakter var, yedi karaktere daha sonra gözyaşı yalayan köpek katılıyor . Farklı bir yazım dili var yazarın.mevcut düzene başkaldırı olarak yazdığını düşündürdü bana. Kitap belirsiz bir şehirde geçiyor ne şehrin ne de karakterlerin isimleri yok. İsimlerin değil,karakterlerin davranışlarını psikolojilerini öne çıkarma amaçlı yapıldığını düşünüyorum… Bir anda kör olduğunda, günlük hayatta farkına varmadan doğal akışıyla yaptığın, yaşadığın,gördüğün bütün işlevlerin bir anda nasıl Allah bullak olduğunu hissettirdi. belki de buradaki anlatılmak istenen körlük;manevi bir körlük,vicdani bir körlük,duygusal körlük,belki de çok önemli olan ahlaki körlük… Kitabı okurken Corona zamanı yaşanan karantina günleri aklıma geldi, keşke daha önce okusaydım dedim. Karantina altındaki insanların bir grup insan tarafından ne kadar ezildiğini horlandıdığını istedikleri zaman insan dışında çok daha korkunç bir yaratığa dönüşebilirdiklerini ve bunları okurken de, yumruklarımı sıkıp, neden bunun olmasına izin veriyorsunuz diyerek bir anda geçmişte yaşadıklarımıza geri dönüp onları çok iyi anladığımı hissettim. Görmek istemeyen kader kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse olamaz … öyle bir detay geçiyor ki, görebilen birisi bile görebildiğini görmeyen diğer insanlarla paylaşmaktan korkuyor. Kendilerinden olmadığı onlar gibi olmadığı için. Jose Saramago 1998 yılında
Duygu ve Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·136 syf.·
Beğendi
·
2026 59. kitabı
#neokudum Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri olan Murathan Mungan, kelimeleriyle beni masallar diyarına götürdü, yine büyüledi. Lal Masallar, adından da anlaşılacağı gibi suskunlukların, dile gelmekte zorlanan duyguların ve içimizde sakladığımız hikâyelerin peşine düşen üç masaldan oluşuyor: Âzer ile Yadigâr, Muradhan ile Selvihan ve Ulak ile Sadrazam. Buradaki “lal” yalnızca konuşamamak değil; bazen bir aşkı, bir özlemi, bir yarayı ya da insanın içinde taşıdığı sesi farklı yollarla anlatmak demek. Mungan, masal geleneğinin büyüsünü korurken her hikâyenin içine insanın kendi yüreğine açılan bir kapı bırakıyor. Karakterler bazen söyledikleriyle değil; hissettikleri, sakladıkları ve kendilerini var ettikleri yollarla iz bırakıyor. İçlerinden beni en çok etkileyen Âzer ile Yadigâr oldu. Âzer’in sazında, Yadigâr’ın dokuduğu kilimlerde aynı duygu yankılanıyor: Yüreğin kendine ait dili. Muradhan ile Selvihan, sevdanın dile geldiği hâlde kader karşısında nasıl sınandığını anlatırken; Ulak ile Sadrazam, sadakatin, iktidarın ve insanın kendi içinde verdiği sessiz mücadelenin başka bir yüzünü gösteriyor. İlk iki masalda beni en çok etkileyen şey; aşkın yalnızca kavuşmakla değil, hissetmekle, hatırlamakla ve insanın kendini ifade etme biçimiyle de var olabileceğini görmekti. Belki de Lal Masalların en güzel yanı; bazen suskun kaldığımız yerlerde bile içimizde anlatılmayı bekleyen hikâyeler olduğunu hatırlatması.
1000Kitap
Lal MasallarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20231,759 okunma
Çoğrafya Kader Mi?
7/10
·192 syf.··
2026 23. kitabı
·
178 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:38
İslam dünyasının modernleşme sürecinde Batı karşısında neden geri kaldığı sorusunu tarihsel bir çerçevede ele alan bir çalışma. Konu ilgi çekici olsa da anlatım yer yer dağınık; yazar sık sık konudan konuya atlıyor ve bu durum bütünlüklü bir akış kurmayı zorlaştırıyor. Buna rağmen Lewis’in tarihsel örnekleri ve yorumları bazı açılardan düşündürücü. Ancak daha sistemli ve dengeli bir analiz bekleyenler için tatmin edici olmayabilir. Genel olarak fikir veren ama anlatım bütünlüğü zayıf kalan bir çalışma.
Hata Neredeydi?Bernard Lewis · Kronik Kitap · 20202,214 okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hal Dünü Bitmez Doğunun 1- Coğrafya kaderdir dedi İbn-i Haldun yalnız yetmedi. Bu sözün yirmi birinci yüzyıl da devamını şöyle yazdım etik ahlakın devamı hal dünü devam ettiren bir bilinç olarak; ✓ Coğrafyanın kader olduğu kadar, o coğrafya üzerinde yaşayanlar da o coğrafyanın kaderidir. Örneğin doğal kaynak zengini ortadoğu coğrafya olarak kader mi? Yoksa doğal kaynaklarını birkaç soyguncuya şahsi çıkara satılarak göz yumanlar bu kan bataklığı coğrafya için nedir? Örneğin Anadolu üzerinde ki planları olan yine ortadoğu bağlantılı soyguncu soykırımcı yayılmacı haçlı batının emellerini gerçekleştirmesine engel Türk yeryüzünün kaderi değil mi? 2- Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer demiş İbn-i Haldun. ✓✓ İşte yeryüzünde bilim ve teknolojiyi bizden çalarak ve kötüye kullanarak gücü ele geçiren barbar batı doğunun kadim etik ahlak anlayışı geçmişini bu çağda kanlı soyguncu doğal kaynak ve yaşam hırsızlığı yaparken yerli işbirlikçileri ile birlikte suçüstü edilerek yakalandı ve etik ahlak anlayışı geçmişi gelecek refah için uyandırdı. 3- İnsanı açlık öldürmez, alıştığı tokluk öldürür dedi İbn-i Haldun. ✓✓✓ Aç bırak, muhtaç et, biat ettir ve karnının gurultusunu unuttur, her yönden fanatik kitleler üret, işbirlikçi olanı besle, olmayanı dışla. Ya benden yana olacaksınız ya da benden yana değilseniz yok olacaksınız anlayışını dayat. İnsanı ilkesizlik ve onursuzluk öldürür. Karın topluluğuna genel yararı şahsi çıkara satan ahlaksızlık o toplumu çürütür. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? 4- İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız kendi kendini örgütür. ✓✓✓✓ On yaşında çocukken yaşadığım bir olay sonrası kendime verdiğim bir söz yönümü, yolumu ve yöntemi çizdi. İnsanlık yararına büyük bir hedefi gerçekleştirmek için ilk
Hayata Dair
Mukaddimeİbn-i Haldun · Gece Kitaplığı · 20231,732 okunma
Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus
Puan vermedi·78 syf.··
2026 31. kitabı
Aiskhylos/Zincire Vurulmuş Prometheus Yunan tragedyasının kurucularından Aiskhylos un kaleme aldığı eser ben İklim olarak yazılmış ama zincire vurulmuş Prometheus haricinde geri kalan net günümüze ulaşmamıştır Zincire vurulmuş Prometheu otoriteye başkaldırının , fedakârlığı bilimin ve medeniyetin sembolüdür Titan Prometheus, tanrıların kralı Zeus'un insanlığı yok edip yerine yeni bir soy yaratma planına karşı çıkar. İnsan acizdir, karanlıktadır ve çaresizdir. Prometheus, Olimpos Dağı'ndan ateşi (yani bilimi, sanatı, medeniyeti ve bilinci) çalarak insanlara verir. Ve tanrı zeus Bu itaatsizliğe öfkelenen tiran Zeus, Prometheus'u dünyanın bir ucundaki Kafkas Dağla ama 'na zincirletir. ( Adem’in yasak meyveyi yemesi de iyiyi ve kötüyü bilme bilgisine erişmesi gibi , adem de iyi ve köyüyü öğrenmesi sonucu cennetten kovulmuştu.) Güç (Kratos) ve Şiddet (Bia) eşliğinde, demirci tanrı Hephaistos tarafından kayaya çakılan Prometheus, acı çekmesine rağmen Zeus'a boyun eğmez. Çünkü o, geleceği görme yetisine (öngörüye) sahiptir ve Zeus'un tahtını sarsacak büyük sırrı bilmektedir. Prometheus; dogmalara, baskıcı rejimlere ve kiliseye (dine )karşı baş kaldıran özgür insanın marşı haline gelmiştir. Oyun sadece bir mitolojik bir anlatı değil; insanlığın cehaletten kurtulma, aydınlanma ve baskıcı otoritelere karşı benliğini koruma için ilk yazılı manifestolarındandır. Genel olarak 5 ana teme üzerine durur . Otorite, Güç ve Tiranlık (Siyasi Boyut) . İtaatsizlik, Başkaldırı ve Devrimcilik . Fedakarlık ve İnsan Sevgisi (Filantropi)’ . Kader ve Zamanın Gücü (Mitolojik/Felsefi Boyut) . Bilgi , bilinç, insanın kendidini geliştirmesi, ilerlemesidir Prometheus hakında bir çok yazar ve düşünür çeşitli fikirler beyan etmişti Tabi herkes Prometheusu kahraman olarak
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma