Katıldığım okuma grubunda denk geldiğim bir kitap. Yazarın bir kaç kitabını daha okudum. Okuduğum ve okuyacağım son kitabı seni feda etmeyeceğimdir. Ben ne okudum diye soruyorum kendime bir roman mı, hikaye mi, veyahutta otobiyografi mi. İçeriği bir muamma efendim. Sevgili yazar günümüzün popüler kavramı olan çocukluk travmalarının alt yapısını oluşturduğu bir çeşit deneme yazmış diyebilirim. Fakat amacı bu olmadığından dolayı akıcılığı yitirmiş metin. Oldukça derin konulara yüzeysel açıklamalarla nokta koyup yine aynı yüzeysellikle bir çok kez kendisini yinelemiş. Dolasıyla burayı okumuştum diyorsunuz sık sık. Kitap sıkıcı hale geliyor. Ara ara kendisine yöneltilen eleştirilere de cevap verme gereği duymuş ki bu da aslında kitabın kabul görmeme endişesi taşıdığı düşüncesini hissettirdi bana. Kısaca bu kitap bana kalırsa roman olamamış.
Martin Eden okuduktan sonra Jack Londonu tanımak gerektiğini düşündüm. Okunması gereken ilk kitabı bence Beyaz Diş aslında herkese hitap eden bu kitap oldukça keyifli ilerliyor. Dili anlatımı ve içeriği o denli rahat anlaşılıyor ki daha önceden herhangi bir bilgi birikimi istemeyen tarzda bir kitap. Ömer Seyfettin hikayeleriyle ilgili ne düşünüyorsanız Beyaz Diş te tam olarak o çizgide bana kalırsa. İnsanın diğer canlılar üzerinde ki her türlü muamelesine yer veren ve aslında insanın kötüsünü doğanın baş belası olduğunu size bir kez daha gösteren bir hikayesi var. Eğer ortaokula giden ve hayvanları seven bir çocuk varsa etrafınızda ona bu kitabı hediye edin erken yaşta okunması 30 yaşında okunmasından daha çok etkileyecek okuyucuyu bana kalırsa.