Üç Kadın üç kıta tek Umut; yaşamak
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:50
"Yarın yeniden işe koyulacağım. Beni bekleyen başka hikayeler, Başka Hayatlar, Başka sayfalar var." Bir kadının gözyaşı başka bir kıtada umuda dönüşebilir mi? Hiç tanımadığınız insanların hayatları, sizin kaderinize dokunabilir mi? Bazen cevaplar uzun yolculuklarda değil, birbirine örülmüş birkaç saç telinin arasında saklıdır. Hayat bazen görünmez düğümler atar. Bir kadın Hindistan'da mücadele verirken, diğeri Kanada'da hayatının yönünü değiştiren bir gerçekle yüzleşir, bir başkası İtalya'da geçmişini omuzlarında taşır. Birbirlerini hiç tanımazlar ama kader, onların hikâyelerini aynı örgünün telleri gibi bir araya getirir. Fransa'dan Hindistan'a, Kanada'dan dünyanın görünmeyen köşelerine uzanan bu hikâyede üç farklı kadınla tanışıyoruz. Birbirlerini hiç tanımayan, aynı dili konuşmayan, aynı gökyüzüne bakmayan üç kadın... Ama hayat, onları görünmez bir saç örgüsünün telleri gibi birbirine bağlıyor. Laetitia Colombani'ni Saç Örgüsü kitabında bu üç kadının hikâyesini öyle ustalıkla örüyor ki okurken bazen Hindistan'ın tozlu sokaklarında yürüyor, bazen Akdeniz kıyılarında denizin kokusunu duyuyor, bazen de modern dünyanın kalabalığında bir kadının sessiz mücadelesine tanıklık ediyorsunuz. Kadınlar bazen düşerler, ama yeniden ayağa kalkmayı, cesareti, içlerindeki umudu beslemeyi bilirler. duygusu romanın her sayfasında hissediliyor. İnsanlar birbirlerini görmeseler de, hayat bazen onları görünmez bağlarla birbirine dokunduruyor. Tıpkı örgüdeki saç telleri gibi... Ayrı ayrı bakıldığında sıradan görünen teller, bir araya geldiğinde güçlü ve kopması zor bir bütün oluşturuyor. Ve bir kadının cesareti, dünyanın başka bir köşesindeki başka bir kadının umuduna dönüşebiliyor. Hayat bu her duyguyu insana en güzel yerinden tatdırıyor. Keyifli okumalar dilerim.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 24. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 11:54
Bir insanın kimliği kendi seçimleriyle mi oluşur yoksa ailesinin o isme yüklediği anlamla mı ? Doğduğun ev kaderinse… ya kimliğin? İsimler – Florence Knapp Selamlar Bugün bitirdiğimde beni uzun uzun düşündüren, yer yer kendimle yüzleştiren bir kitapla geldim. Okurken sadece bir hikâye okumadım… aynı zamanda hayatın küçük gibi görünen ama aslında yönünü değiştiren detaylarını da düşündüm. Cora ikinci çocuğuna hamile kaldığında isim aslında bellidir: Aile geleneği haline gelmiş babasının adı Gordon… Ailede doğan her erkek çocuğa verilen, nesilden nesile aktarılan bir isim… Çünkü bazı insanlar, kendi hayatlarında yapabilecekleri her şeyi yaptıklarına inanır ve isimlerinin yaşamaya devam etmesi gerektiğini düşünür. Ama bazen… Önceki nesilleri memnun etme ihtiyacı, sonraki nesilleri sevme ihtiyacının önüne geçebiliyor. Kitap üç farklı isim üzerinden ilerliyor: Bear, Julian ve Gordon. Ve tek bir sorunun etrafında dönüyor: Bir çocuğa verilen isim gerçekten hayatını değiştirebilir mi? Aynı çocuğun, farklı isimlerle yaşayabileceği üç farklı hayatı okuyoruz. Ve her biri bize başka bir ihtimali gösteriyor. Okurken ister istemez kendimi de düşündüm… Benim doğumumda da bir isim hikâyesi var… Annemin bana vermek istediği isim farklıymış, ama kimliğimde babamın verdiği isim kalmış. Ve şu soru aklıma takıldı: Acaba annemin dediği olsaydı… ben yine ben olur muydum?
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026458 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz Anlamlardan Çok Organlara Bakarız
Puan vermedi·256 syf.··
2025 36. kitabı
Stephan King okumaya alışkınlığımdan olsa gerek, başlangıçta klasik bir "canavar" kitabı okuyacağımı düşünüyordum. Oysa yalnızca münferit olayların kolektif korkuyu nasıl beslediğine dair tam bir "insan romanı" okumuş bulunmaktayım. O dağcının kayalara kolunu sıkıştırıp debelendiği filmdeki gibi gündelik hayatın içinden "kuduz" temasıyla böyle bir gerilimi verebilmek muazzam bir başarı. Haberlerde okuduğumuzda birkaç saatliğine zihnimizi belki birkaç gün uykularımızı işgal eden tatsız bir olayın yaşanma anındaki sarsılmaz dehşetin ve bu dehşetin insan vücudunda yarattığı çılgınlıkla birlikte salınan sonsuz adrenalinin ortaya nasıl bir delilik çıkardığını satır satır görüyoruz. Tabii ki hiçbir Stephen King romanı mistik bir ögeye temas etmeden nihayete eremez. Ancak bu kitap özelinde ben mistik bir öge tespit etmedim. Daha çok mistifikasyondan söz edebiliriz Kujo özelinde. Bir çocuğun sonsuz hayal gücünde yerleşmiş korkunun somut dünyadaki dehşet durumunda cisimlenmesi. Canavarla karşılaşma. Yetişkinler özelindeyse aynı şeyin bulundukları coğrafyada yaşamış ve hikayesi tazeliğini koruyan bir seri katil üzerinden cisimlenmesi. Korku ögelerinde bizi en çok etkileyen şey korku nesnesine maruz kalmaktır. Şöyle ki bir seri katilin üzerimize saldırıp bizi öldürmesinden daha korkunç olan şey, seri katilin bizi izlediği duygusudur. Hatta seri katilin karşımıza geçip dümdüz bir suratla bize yalnızca bakması dehşetengiz bir şeydir. Donna ve Tadder'ın Kujo'yla karşı karşıya geldiklerinde yaşadıkları şey buydu. Bir idam mangası sizinle birlikte idam edilecek diğerlerini alıp duvara diziyor. Ancak aynı anda değil teker teker öldürülüyorsunuz. Diyelim ki bu beş kişi içinden siz öldürülecek dördüncü kişisiniz. Sıranın size gelmesi sürecinde yaşayacağınız dehşet ve delirmeyi bir
Edebiyat
KujoStephen King · Altın Kitaplar · 20222,638 okunma
"Kaderinse biri, onu gördüğünde anlarsın."
8/10
·368 syf.··
2025 27. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 03:01
- SPOILER İÇERİR - Eylül, hikayesi yetimhanede başlayan, kendine yuva bulmak isteyen bir kadın... Kitabın ilk bölümünde geçmişten bazı kesitler ve Eylül'ün şimdiki hayatını okuyoruz. Yuva bulmak isteyen Eylül hatırlamadığı geçmişinde o yuvaya sahip olduğundan habersiz, yaşadığı ihanetle bulunduğu evi ve şehri terk edip kendine yeni bir sayfa açıyor. İkinci bölümde Eylül'ün taşındığı kasabada neler yaşadığını ve hislerini okuyoruz. Aynı zamanda geçmişten kesitler ve Yusuf Ali'nin ağzından da hikayeyi okuyoruz. Yazarın kaleminden okuduğum ilk kitap ve çok sevdim. Çok akıcıydı. Fazla askeri kısmı yoktu, daha çok dram/romantik türde. Yusuf Ali, üzümlü kekim çocuk yaşına rağmen omzundaki yükler... Melek'in daha iyi yerlerde olmasını istemesi, yıllarca yaşadığı pişmanlık ve üzüntü... Tam Melek'i unuttu, bir umuda tutuldu derken istenmediğini sanıp göreve gitmesi... Bazı yerleri okurken kahroldum. Devamını fazlaca merak ediyorum.
Kış Rüyası DilhunAyşenur İnce · Parola Yayınları · 2024325 okunma
10/10
·352 syf.··
2025 128. kitabı
Kendiniz olmak için ne kadar bedel ödeyebilirsiniz ? Doğdunuz ev kaderiniz mi? İsminizin kaderinize etkisi ne kadar büyük olur ? Gül kokusuna ulaşmak için dikenlere ne kadar katlanmak gerekir ? Bu kitap bir anı defteri,biyografi gibi dursa da aslında bir oluşum, kendini tamamlama bir olma halinin bir ömre nasıl yayılıp sona varma hikayesi. Ananemin bir sözü vardır; "Gelinliğin zor zamanı gelin oldum ,kaynanalığın zor zamanı kaynana " basit bir söz gibi duruyor ama bazı insanlar ömrünün her dönemi o zamanın zorunu yaşar hemde hem anlamda "Sinan hoca "gibi. Doğduğu evin 11 evladından biridir o. Amcası zamanın başarılı ama bir o kadar düşmanı da olan Alparslan Türkeş in ismini verir. Daha kaderi o zamandan zor olacagı belli zira ismi yüzünden karşıt görüşlü herkesten bir darbe yer. Bazen dayak ,bazen dışlanma. Ondaki cevheri ilk gören ilkokul öğretmeni oluyor ve 1 kitap hediye ediyor.Tabiri caizse duvarın ilk tuğlası oluyor. Sonra imam hatip öğrencisi olunca hacı diye anılıyor, gitmek istemiyor önceleri ama babası onu bisiklet sözü ile ikna ediyor. Müzzinlik,imamlık ,fahri imamlık eğitimleri alıyor. Ama gözü hep kitaplarda. Bir gün bir rüya görüyor mevlananın türbesi. Ona "beni yaz" diye sesleniyor mevlana. Bir kalem ,bir kubbe .. O rüya da okumakla birlikte kalemide elinden düşürme diyor. Üniversite yılları da farklı olmuyor peşini bırakmayan yokluk,yoksulluk ve o dönemin siyasi gerginlikleri tesadüfende olsa peşini bırakmıyor. Sicile işlenen masum bir destek durma işi polis olacak abisini yitirmesine sebep olacak ve ömür boyu vicdan azabı çektiricek bir kader oyunu.Hayata tutunuşu,yaşama ve okuma azmi,ekmek almaya gücü yokken kitap almak için çabası ,kendisine Yusuf diyen sevdipş Zeyşan ı ,Aziz Nesin den tesadüfen hediye aldığı kitabı ,fırından borca aldığı 15
Aynadaki BuğuSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 202589 okunma
Puan vermedi
Bugün sizlere Thomas Troward’ın Zihin Bilimi kitabından bahsetmek istiyorum. Hayatın kontrolünü çoğu zaman dış koşullara bıraktığımızı sanıyoruz. Oysa asıl yönü belirleyen şey zihnimizdir. Troward düşüncelerimizin ve inançlarımızın sadece içsel bir süreç olmadığını geleceğimizi sessizce şekillendiren bir güç olduğunu hatırlatıyor. Kitap bana şu soruyu sordurdu... Ben mi hayatımı yönetiyorum yoksa zihnimdeki kalıplar mı beni yönlendiriyor Okurken en çok şu söz üzerinde düşündüm.. "Kendi adımıza dürüstçe düşünme kararlığına sahip olmak, başkalarının bizim yerimize düşünmesini beklemekten çok daha önemlidir." Kitabın sonunda şunu fark ettim..Dışarıdan kader gibi görünen şey çoğu zaman zihnimizin bize yazdığı bir hikaye. Gerçek dönüşüm ise o hikayeyi yeniden yazmaya cesaret ettiğimizde başlıyor. Kaderinize razı gelmeyin onu kendi düşüncelerinizle yeniden yazın. Zihninizi anlamak belki de kendinize vereceğiniz en büyük hediye olabilir. Bu yüzden bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Zihin BilimiThomas Troward · Enso Kitap · 202523 okunma