Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.
Sayfa 119
yirmi beş yüzyıl boyunca duygulanımların tam anlamıyla dişil unsur, aklın ise eril unsur olduğunda ısrar edilmiştir. Carla Lonzi’nin gayet güzel özetlediği gibi, “Erkek logos, kadın eros”tur. Bu hikâye o kadar çok ve o kadar ısrarla anlatıldı ve vurgulandı ki, en sonunda pek çok kişi buna inandı ve hâlâ da inanıyor; üstelik inananlar arasında pek çok kadın da var ki kendilerine (kahve gibi) fokur fokur duygu ve his dünyasının, erkeklereyse (buz gibi) soğuk rasyonellik ve mantık dünyasının düştüğüne inanıyor.
Sayfa 27
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sürahi-Kadın
Sürahi-kadın –kimi psikanalistlerin ortaya koyduğu üzere– çocuğu kapsar; kendini çocuk için sessiz bir kap olarak sunar, çocuğun dışarı çıkışıyla birlikte içinde oluşan boşluğu evladın sevinç ve acılarıyla, deneyim ve yaşantılarıyla doldurur.
Sayfa 24
Elmalı Tefsiri'nde Nisa süresi 141. âyet-i kerimenin açıklamasında da şöyle deniliyor: "Allah'ın şeriatında, hak kanunda Mü'min kâfirden daima şereflidir. Kâfirin altında kalmaz. Onun ayağının altına düşmez. Şerefiyle ölür. Hakkın şerefini çiğnetmez Bu hikmetten dolayıdır ki bir mü'min kadının kafirle evlendirilmesi câiz olmaz, küfür olur. Çünkü onu onunla evlendirmek, mü'min üzerine kâfire yol vermek, o mü'min kadını kâfirin istilasına terketmektir. Halbuki Hazreti Allah (c.c.) bu âyetin sonunda şöyle buyuruyor: "Elbette Allah, mü'minlerin aleyhine kâfirlere bir yol vermeyecektir." Elmalılı Merhum'un ifadeleri burada son buldu Hem bu son paragrafı hem de Elmalılı Merhum'un Ba-kara sûresi 221. âyet-i kerime ile alakalı açıklamalarını, kadın-erkek ayırımı yapmadan, "Dinimiz ehl-i kitapla yani Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmeye izin vermiş" diyenlere ithaf ediyorum...
“Sana hayatın kuralını söyleyeyim: Doğanda tavşan olmak varsa dünyadaki en güzel şey tavşan olmaktır ama doğanda insan olmak varsa başka bir yaşam istemezsin.”
Sayfa 34 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Babaların ve erkek kardeşlerin egemen olduğu aile topluluklarına bir tutsak ya da uyruk gibi katılan kadın, öteden beri, birtakım erkekler tarafından öbür erkeklere verilmektedir. İlkel topluluklarda, sop ya da geniş aile (uruk) hemen hemen bir nesne gibi kullanır kadını; o, iki sopun karşılıklı olarak birbirlerine verdikleri ödünç mallardan biridir..