Hiçbirimiz masum değiliz!
Puan vermedi
Rus Aleksandr Herzen'in Suçlu Kim? eseri, yalnız bir aşk hikâyesi ya da aile dramı değildir. Eser, dönemin Rus toplumunu, eğitim anlayışını, sınıf farklılıklarını ve bireyin toplum içindeki yalnızlığını eleştiren güçlü bir toplumsal romandır. Rusya özelinde yaşadığımız dünyayı da anlatıyor! Merkez de emekli General Alexsey Abramoviç'in ailesi yer alır. Generalin köylü bir kadın olan Dünya'dan evlilik dışı bir çocuğu olur. Daha sonra Glafira Lvovna ile evlenir ve eşinin isteğiyle çocuğunu yanına alır. Ancak çocuk aile içerisinde hiçbir zaman gerçek bir sevgi ve aidiyet duygusu göremez. Bu durum, eserin temel eleştirilerinden biri olan sevgisiz eğitim ve yanlış aile anlayışını ortaya koymaktadır. Ailenin çocuklarına ders vermesi için getirilen Dmitri Yakovleviç, yoksul bir doktorun oğludur. Eğitimli, dürüst ve idealist bir gençtir. Ancak hayatı boyunca sınıfsal engellerle mücadele etmek zorunda kalır. Roman boyunca Herzen, insanın karakterini belirleyen şeyin doğuştan gelen özelliklerinden çok aldığı eğitim ve içinde yaşadığı toplumsal koşullar olduğunu göstermektedir. En dikkat çekici karakterlerden biri de Vladimir Beltov'dur. İyi eğitim almış, dünyayı gezmiş, zengin ve kültürlü bir insan olmasına rağmen hayatında bir amaç bulamaz. Bürokrasiye dayanamaz, görevini bırakır ve sürekli bir arayış içinde yaşar. Dmitri'nin eşine aşık olması ise yalnızca bir aşk meselesi değil, aynı zamanda dönemin aydın insanının yaşadığı kimlik ve amaç bunalımının sembolüdür. Onun gelişiyle bir aile parçalanır; kadın hastalanır, koca içkiye yönelir ve çocuk sahipsiz kalır. Romanın ismindeki soru burada anlam kazanır: Suçlu kimdir? Herzen'in cevabı tek bir kişiyi işaret etmez. Ne yalnızca Beltov suçludur ne Dmitri ne de kadın. Asıl suçlu; bireyleri mutsuz eden, onları sevgisiz
Suçlu Kim?Aleksandr Herzen · Yordam Edebiyat · 2020356 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:58
Zavallı insanlık kendi bağrına hançerlemek cinnetine bir tedavi serumu bulamayacak mı? Sevgili arkadaşlar bu akşam size #HüseyinRahmiGürpınar kaleminden #kesikbas abla romanı ile geldim.. Bu kitap yazarın kurgusu kapsamı ve konusu itibarıyla tek polisiye romanı. Kesik baş önce İstanbul'un Seçkin gazetelerinden iktdam'da tefrika halinde yayınlanır kitap olarak ilk basımı ise 21 yıl sonra 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından dönemin ihtiyaçlarına göre sadeleştirilmiş olarak kullanılır.. Gelelim kitaba Kitap nasıl başlıyor Nafiz efendi yoksulluk çeken kaynanası Refika hanım ile geçimsizlik yaşayan ve teselli içki de arayan bir adamdır bir akşam meyhane kapandıktan sonra sarhoş bir halde yolu düşer ve kaynanasının öfkesini dindirmek için pazardan devasa bir lahana alır. Lahanayı taşımakta zorlanan nafiziğin etrafının mahalle çocukları Sarar ve onunla Aliye derler Nafiz efendi karanlık ve susuz bir kuyuya düşer. Olay yerine polisler gelir ve kurtulması için kuyuya bir ip sarkıtır Nafiz efendi kendi lahanası zannettiği Bir nesneyi bağlayarak yukarı çekilmesini sağlar yukarı çekilen bohça açıldığında içinden kesilmiş insan kafası çıkar.. Soruşturmayı deneyimli ve uzman zabıta memurları Remzi ve Seydi efendiler devralır kesit başı incelemek için morga götürülür.. başka bir semtte kesik kol ve bacaklar bulunur bulunan bir parmağın üzerinde 22 Şubat 1923 tarihli ve isimlerinin yazılı olduğu bir alyans vardır Bence efendi gazetelere verdiği kayıp ilanla yaşlıca bir kadın yanıt verir kadın bulunan yüzüğü teşhis eder fakat kocasının ticaret ve tedavi amacıyla Paris'e gittiğini söyler. Feride hanım kesik başı teşhis eder ve kocasına benzediğini söyler Ayrıca takma dişinin olmadığını söyler.. ama şart treni ile İstanbul'a gelen bir yolcuyu gizlice takip eden görevler polis
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025578 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,078 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 153. kitabı
𝙺𝚒𝚝𝚊𝚋𝚎𝚟𝚒 𝚂𝚊𝚟𝚊𝚜̧𝚕𝚊𝚛ı Herkese Merhabalar... Sizlere harika bir kitap ile geldim. Biz kitap kurtları tabi ki isminde kitap geçen her şeyi ayrı severiz. Hele böyle ponçik kapaklı kitap olunca da bir ayrı severiz. Eee kitabevinde geçince sevilmez mi? Hem de nasıl sevilir bayıla bayıla da okunur. İçeriği ile de harika olunca tabi ki okurdan da 10/10 puanı alır. Okuma tembelliğinden çıkaracak. Eline alınca bırakılmak istenmeyecek şahane bir kitaptı. Okurken eğlendim ve de öğrendim ehhh tabi onların kitaplara ve kitabevlerine bakış açısını ve sahiplenişlerini görünce ister istemez kıyaslamada yaptım. Neyse ben oralara girmeyim hiç. Sözün özü gözüm kapalı önereceğim harika bir kitap. Alın okuyun, okuyun hediye edin. Unutmadan yetişkin okurlar için olduğunu da ekleyeyim. (Ama öyle abartı ve cinsellik dolu değil. Altını çizeyim.) Josie ve Ryan ile tanışın Biri aşk kitapları tutkunu ve kitabevi de öyle diğeri de ciddi edebiyatın tutkunu. Durun şimdi. Kesin aşk okuyan Josie (kadın) edebi okuyan Ryan(erkek) sandınız değil mi? Ama sıkı durun tam tersi. Boston da iki kitabevi olmasına rağmen Ryan, Josie'yi tanırken , Josie Ryan'ı rakip olduklarını öğrenene kadar tanımıyor. Nasıl mı? Ama bu işlerden kâr etmek isteyen dükkanların sahibi tek bir kitapçı yeterli diyerek büyük bir tadilat yapmak istiyor. İkisinden birini seçeceğini satış durumuna göre önündeki aylarda açıklayacağını söylüyor. Onlar için kitaplar bir tutku olunca, aralarında olan rekâbet de daha tutkulu oluyor. Aynı zamanda KitapDostlari adı altında bütün kitapçıların olduğu ama isimlerini söylemedikleri bir platformda yakışıyorlar ama kim kimdir tabi bilmiyorlar. Josie'nin de Ryan'ın da orada çok iyi anlaştıkları birileri var.
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202625 okunma
Kadın mı Tuhaf Yoksa Kitap mı?
5/10
·164 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 13:21
Leyla Erbil'i çok merak ediyordum ama yanlış bir kitabıyla tanışma fırsatım oldu. Çok beğendiğim söylenemez evet Tuhaf Bir Kadın'ı. İsmi kadar tuhaf bir kitap aktı gitti. Allah'tan yazarın dili ve anlatım şekli kuvvetli ki okuyabildim. Araştırdığımda seveni çok kitabın merakla okuyorum incelemeleri neleri beğendiler acaba ya da neleri gördüler benim farkedemediğim diye... Anlatımdan yana hem fikiriz akıcı ve edebi. Konusu hakkında kimi ilgi çekici bulurken kimi de ben gibi anlamsız ve boş bulmuş. Başlangıçta genç bir kızın günlüğü okuyoruz. Sonradan adının Nermin olduğunu öğrendiğimiz bu kız başta kendi annesi olmak üzere tüm otoritelere karşı. Toplumun tabularını yıkmak için sert duruşlar sergileyen devrimci bir kişilik. Annesi muhafazakar dayatmalarla hayatını kısıtlamaya çalışan baba faktörü hayatında çok etkili olmayan asi bir genç kız. Kitap bölümlerden oluşuyor. Ilk bölümde bir nebzede olsa bi odaklanıp anlamaya çalışıp okuyabiliyorsun. 2. Bölümde baba nın dilinden yazılmış,hasta yatağında iç sesiyle. Bu bölüm bana çok gereksiz ve karmaşık geldi açıkçası. Bir Suphi karakteri dahil oluyor ki sürekli Suphi'yi kim öldürdü repliği dönüyor. Ama kimdir bu Suphi ve neden bu kadar önemli ki öldürülmesi hakkında bir bölüm boyunca sayıklamalar geçiyor.3. Bölümde anne karakteri tasvir ediliyor. Ilk bölümde baskıcı zalim olarak resmedilen anne bi anda sahiplenici merhametli hale dönüşüyor. En son bölümde ise tekrar Nermin karakterine dönüyoruz büyümüş evlenmiş. Yine de kafamda oturmayan çok şey var. Feminist ruhlu devrimci genç kız nasıl olur da geçmişte kardeşine tacizde bulunmuş bir adamla evlenir. Evlendiği adam Bedri, en yakın arkadaşı Meral'in abisidir. Meral'in ağzından dinlediği olayı kadını meta olarak görmeyen, feminist ruhlu, erkeklerin bakış açısını küçümseyen
1000Kitap
Tuhaf Bir KadınLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,859 okunma
10/10
·70 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 00:00
Feniçka'da anlatılmak istenen şeyin uzun süre etkisinde kaldım. Feniçka ve ilişkileri üzerine düşündüm. Bizzat ben hayatta ne istiyorum istediğimi sandığım şeyleri istiyor muyum? Bana ait olmayan düşüncelerim, aslında beni mutlu etmeyecek hayallerim başkaları ne düşünür diye hareketlerim üzerinde kontrolüm mü var? Feniçka'da aşkı masaya yatırıyor ve adeta açık ameliyat ediyoruz. Kadınların daha yeni yeni üniversitelere girdiği bir dönemde bu erkek egemen alanlarda kendine bir yer edinmeye çalışan ve bu sırada toplumdaki yeri, ilişkileri ve kadınlığı üzerinden pek çok kimlik çatışması yaşayan Feniçka'yı okuyoruz. Çok yakın zamana kadar kadınların evlilik dışında hayatta ilerleyebileceği hiçbir yol yoktu. Ya doğduğu evde yaşar ve ölür ya da evlenir ve kocasının evine geçerdi. Ya birinin kızı/kardeşi ya da birinin karısı olacaktı. Kadın için biçilen geleneksel bir hayat ve bu hayata sahip olabilmesi için nasıl davranması neyi yapması neyi yapmaması gerektiğini söyleyen katı kurallar vardı. Var olmak, kadın olmak; olman söylendiği gibi olmaktan geçiyordu. İnsan hakları konusundaki gelişmelerle bu durum biraz değişmeye başladı. Kadınlar daha ileri seviyede eğitim alabilmeye daha çok çalışma hayatında olmaya başladı. Erkeklerle aynı şeyleri öğrenip aynı yerlerde çalışabildikçe geleneksel roller dışında farklı yollar da oluştu. Ancak toplumsal normlar ve bir kadından beklenenlerin değişmesi için daha hala zaman vardı. Kitap da bu kırılma döneminde geçiyor. Feniçka'da üniversitelerdeki erkeklerle dolu sınıflarda okuyarak mezun oluyor. Daha çok erkeklerle arkadaşlıklar ediyor kimisiyle romantik ilişkiler yaşıyor. Ve onu kendine has yapan bir özelliği var o da hayatını kimin ne düşüneceğini düşünerek yaşamıyor. Daha da önemlisi düşüncelerinde de kendine kalıp yargılardan
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma