"Ben görmedim Paris'i... Paris evde yoktu... Ben rüyada gördüm Parisi, gülümsedi ve kayboldu. Neden beni aramak için buralara kadar geldin diye sitem etti bakışları. Promete Kafdağı'na zincirlenmiş, ben hastaneye zincirliydim. Paris'te hastaneye zincirli olmak. Hastaneye ve karanlığa. Reyhaniye'nin çamurlu sokaklarını, kerpiç kulübelerini ve maymun azmanı insanlarını, kötü yazılmış natūralist bir romanın esneten teferruatını okur gibi, yıllar yılı seyreden gözlerim, Paris'te kapalıydılar." (Jurnal, 8.10.1963)
AYDINLIKTA KOŞAN AT
Aydınlıkta koşan at gibidir bakışların
Sen ki, düş kırıklığım, anılar deltasında Sesini duymuyorsun sihirli yokuşların Sana da bir yer açtım şiir haritasında
Bırak da çekirgeler bölsün uykularını
Kaynatılmış anason suyundadır düşlerin
Aşkın şelalesinde yıka duygularını
Kafdağı'nın yüzüne benzesin gülüşlerin
ALINGAN BİR KANARYA
Hafif şehla görünsem, indirir kirpiğini
Gamzeleri usulca dökülür üzerime Ben mi anlamıyorum onun ne dediğini
O mu hep Kafdağı'ndan bakıyor gözlerime
ilk defa böylesine kırgın gördüm geceyi Gece ki terk edilen bir âşık gibi mahzun
Tanımıyor devleri ağlatan dibaceyi
Eylül kadar mustarip, ayrılık kadar uzun