Puan vermedi·180 syf.··
2026 177. kitabı
Kampçılık hobisi ile ilgilenen gençlerin bulunduğu sakin bir manga serisi. İlk cilt bence güzeldi. Sonraki ciltlerde ne olur bilemiyorum. Pek bir olay yok. Gençlerin kamp yapması, kampçılık hobisi ile ilgilenmesi anlatılıyor.
Huzurlu Kamp - Cilt 1Afro · Kayıpkıta Yayınları · 202411 okunma
-BEN BOĞULMAKTA OLANIM,ARTIK BATMAKTAN KORKMAM-
8/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 176. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Yahya Sinvar-Diken ve Karanfil (Bir Komutanın Kaleminden) Kitap İncelemesi Yahya Sinvar’ın İsrail hapishanelerindeki uzun tutsaklık yıllarında, oldukça zor ve kısıtlı imkânlar altında parça parça kaleme aldığı Diken ve Karanfil romanını bitirdiğimde, sadece bir direniş hikâyesi okumuş gibi değil; bir halkın elli yıllık kederini, onurunu ve sarsılmaz iradesini bizzat tecrübe etmiş gibi hissettim. Bu eser, 16 Ekim 2024’te tüm dünyanın zihnine kazınan o son direniş anında, yaralı koluna rağmen düşman dronuna sopa fırlatarak teslim olmayan bir adamın, dünyayı sarsan hayatının ve ruhunun kâğıda dökülmüş halidir. Sizinle bu sarsıcı kitaptan yaptığım, her biri birer hayat dersi niteliğindeki alıntılar eşliğinde bu eseri neden mutlaka okumanız gerektiğini paylaşmak istiyorum: "Ey insan, evet, bir dakikalık onur ve şeref içinde yaşamak, işgal askerlerinin çizmeleri altında bir ömür yaşamaktan daha değerli..." Sinvar bu satırları yazarken aslında 1962’de Han Yunus Mülteci Kampı’nda başlayan ve ateşle örülmüş hayatının felsefesini ortaya koyuyordu. Onun için özgürlük sadece çalınmış bir hak değil, acıdan doğan ve sabırla şekillenen bir fikirdi. Bu kitap, onuru her şeyin, hatta canın bile önünde tutan bir ruhun manifestosudur. "Kısa sürede kamp bir 'Direniş Akademisi’ne dönüştü: Bir çadırda Filistin davası tarihi dersleri, diğerinde güvenlik bilimleri ve sorgu teknikleri, bir başkasında cihat ve şehitlik fıkhı, okuma-yazma kursları ve Arapça hat sanatı eğitimleri veriliyordu." Hikâyeyi küçük Ahmed’in gözünden izlerken, mülteci kamplarının sadece sefalet yuvaları değil; gençlerin altı aylık idari gözaltı sürelerinde bile kendilerini her alanda geliştirdiği devasa birer bilinçlenme merkezi, yani bir "direniş akademisi" olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Sinvar, siyasi
Otobiyografi
Diken ve KaranfilYahya Sinvar · Vera Kitap · 20251,042 okunma
Reklam
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
10/10
·392 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:06
Bugün sizi, her satırında aklımın sınırlarını zorlayan, paranormal ögelerle örülü, kapkara ve yoğun bir gerilimin tam ortasına, Karina Halle’nin Ölümcül Konular kitabına götürmek istiyorum. Hikaye, sekiz yaşından beri dünyaya silinmez bir iz bırakmak isteyen yüksek lisans öğrencisi Sydney Denik’in, yaptığı Stanford’daki bursunu kaybetmesiyle başlıyor. Hayatının en büyük kırılma noktasında karşısına çıkan ünlü Madrona Vakfı, onun için adeta son bir şans kapısı oluyor. Alzheimer gibi ölümcül hastalıkları özel mantarlar kullanarak tedavi etmeyi amaçlayan bu vakfa, okuldan atıldığını gizleyerek katılan Sydney, kendisini dış dünyayla bağların tamamen koptuğu, telefonların bile yasaklandığı izole bir adada buluyor. ​Adaya adım attığı andan itibaren, adanın üzerindeki o yoğun sis sadece doğaya değil, gerçekliğin kendisine de çökmeye başlıyor. Uçakta tanıştığı ve bir anda ortadan kaybolan yolculuk arkadaşı Amina, ormanda kamp yaparken karşılaştığı tekinsiz olaylar, aniden canlanan ölü hayvanlar ve odasında bulduğu gizli kameralar, Sydney’i derin bir girdaba sürüklüyor. İşin en acımasız kısmı ise Sydney’in bir DEHB hastası olması genç kız yaşadığı tüm bu paranormal dehşeti uzun süre kendi zihninin ona oynadığı bir oyun sanıyor, kendine bile güvenemez hale geliyor. Ta ki evine gönderildiğini sandığı arkadaşının, göğsü zımbalanmış ve korkunç bir deneye kurban gitmiş olduğunu kendi gözleriyle görene kadar... Madrona Vakfı’nın o yardımsever maskesinin arkasında, miselyum kullanarak ölümün sınırlarını zorlayan ve insanları birer denek olarak harcandığı korkunç bir gerçek vardı. Bu karanlık tablonun içinde hikayeyi benim için unutulmaz kılan ise, ilk andan itibaren Sydney’i bir gölge gibi izleyen gizemli psikolog Dr. Wes Kincaid ile aralarındaki o ne zaman ne de mekan dinleyen
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202561 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 41. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:32
Alex Schulman'ın Hayatta kalanlar romanından çok etkilenmemiştim ama 17 Haziran'ı gerçekten çok sevdim, dili akıcı, betimlemeleri ve olay örgüsü çok güzel işlenmiş kitabı elinizden bırakamıyorsunuz...Eğer insan psikolojisi, duygusal çözümlemeler üzerine romanlar okumayı seviyorsanız, 1 kamp sandalyesi ve termosta kahvenizi alıp serin bir yaz havasında okunabilecek türden. Romanda baş karakterin ölen babasının eşyaları arasında bulduğu eski yazlıklarının telefonunu araması ve cevap gelmesiyle her aramanın 17 Haziran gününe bağlanmasını anlatıyor ve bir dedektif gibi bu günün izini sürüp çocukluğunda yaşadığı ve asla hatırlamadığı çocukluk anısını araştırıyor. Yazarın bu romanında da bir zaman yolculuğuna çıkıyorsunuz kurguyu psikolojik bir araç gibi kullanıyor ve diğer romanında olduğu aile içi travmaların, anne-baba davranışlarının çocukların hayatında bıraktığı izlerin ne kadar bastırsan da umulmadık bir anda çocukluk yaralarının patlak vereceğini, gelecek hayatını nasıl şekillendirdiğini bazen gerilim bazen bir puzzle parçalarını bir araya getirir gibi hızla ve heyecanla okuyorsunuz. Roman size net bir özet sunmuyor ama aynı Stefan Zweig romanları gibi hislerinize hitap ediyor sanki puzzlen son parçası sizdeymiş ve haberiniz yokmuş gibi.#alexschulman #17haziran
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,093 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
Ya bu yazar bu işi gerçekten yapıyor. Her kitabın sonunda bir insanın ağzı açık kalır mı ? Yorumum SPOILER’lı. Benim kalıyor. Geçen kitap Nox’un ölümüyle hüngür hüngür ağlarken daha büyük bir sürprizle geliyor Oli ve bağı. Oli, Nox’u geri hayata döndürüyor ve ruh bağlarına tamamlıyorlar. Nox’un neden böyle bir insan olduğunu travmalarını öğreniyoruz ve Nox’u bu zamana kadar kötülediğimiz için kendimizden utanıyoruz… Ama Draven grubu için her şey iyi gitmiyordur. Direniş üstlerine gelmeyi bırakmayacağı için karşı atağa geçmeleri gerekecektir. Atlas’ın annesi oğlu için bütün Direniş kamplarının yerini söyler. Bu kamp ziyaretleri sırasında Gabe’in bağı kontrolden çıkar ve içindeki tanrıya uyanır. Oli bağ grubundaki kişilerin içindeki tanrıları uyandırmaya başlar. Zaten yenilmez olan o grup artık tamamen ölümcüldür. Artık en büyük kampa saldırıp her şeyi bitirme zamanıdır. Draven grubu zorda olsa bu işin üstesinden gelir. Ama Davis öldükten sonra beklenmedik bir yüz ortaya çıkar. Senatör Oldham ve kendisi Oli’yi öldürmeye niyetlidir… Kitap tam burda bitiyor. Of of bu kitap meydi ya ??? Atlas’ın gücüne feci hyplandım Cellat. Gabe’le aralarının iyi olması geçmiş hayatlarına dayanıyormuş. Ama bu salak Senatör kim ve neden Oli ve içindeki tanrıyu öldürmeye çalıştı. Bu kitabın mutlu son olarak biteceğini tahmin ediyorum. Ama bir huzura eremediler ya. 6. Kitap hemen gelsinnnn.
Trajik BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2026122 okunma
Reklam
Reklam