Dağlarda dolaşmak ilk etapta hoş da kamp yapmaya gelmiyorsun oraya. Bir kanarya bir şahin dahi uçmuyor. Dürbünle geyiklere bakıyorduk. Hâlâ üzerimdeki bunalımı atamadım. Kumanya gelmiyor. Soğukta giyecek bir şey yok, ıslanıyorsun, sabaha kadar ıslak elbiseyle kalmak zorundasın. Ateş yakamıyorsun, su, soğuk, sıcak her şey sorun. Her şey emirle, insan sanki robotlaşmış oluyor..
Sayfa 210 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
"Her bir esinti, kendi yolculuğunun hikayesini bize taşır. Eğer şanslıysan bu hikayelerin fısıltısını duyabilirsin. Aslında tüm fısıltılar, birer maceraya davettir! Doğayı keşfetmeye çağırır."
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bazı maceralar evden dışarı adım atmanla başlar."
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Hayata Dair
Batı’ya doğru giden yollarda, geceleri kamp ateşlerinin etrafında bir araya gelen yabancılar, yavaş yavaş tek bir aile oluyordu. Birinin acısı hepsinin acısı, birinin ekmeği hepsinin ekmeği haline geliyordu...
Alıntı
Korkunç bir hayat
Tutsaklar rüyalarında ne görüyordu? Ekmek, pasta, sigara ve güzel, sıcak bir banyo. Bu basit isteklere sahip olamamak, tutsakları bunları rüyalarında tatmin etmeye yöneltiyordu. Bu rüyaların işe yarayıp yaramadığı konusu bir yana, rüyayı gören, kamp yaşamının gerçekliğine ve bu gerçeklik ile rüyaları arasındaki korkunç zıtlığa uyanıyordu.
Sayfa 42 - Okuyan Us Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
Gel de gülme :)
Georgia Alpheratta’da yaşadığımız zamanlar, çatımızın bir köşesinde ufak bir çürük olmuştu. Önceden hiç ev sahibi olmamıştım, o yüzden de bu veriyle ne yapacağımı pek bilmiyordum. “Şuna bak, tavan aramızdan doğrudan dış dünyaya açılan güzel bir kapı. Ne güzel, değil mi?” Arka bahçedeki çimleri ne zaman kessem, yukarı bakıyordum ve deliğin günbegün genişlediğini görebiliyordum. Aylarca, evimizin köşesinin yok oluş sürecini izledim. Veriler elimdeydi. 15 santimlik bir delik vardı ama ben hiçbir şey yapmadım. Sorunu yok saydım çünkü eğer konuya eğilsem, tamir masraflarını karşılayamayız diye korkuyordum. Neyse ki delik kendi kendini kapattı. Görünüşe göre evimiz X-Men’deki Wolverine gibiymiş ve kendi kendini iyileştirme yeteneğine sahipmiş. Şaşırtıcı şekilde emlakçımız gerçekten bize iyi bir ev satmış! Gerçekte ise olanlar karıncalarla başladı. Bir gün evimizde hiç karınca yoktu, diğer gün ise salonumuzun köşesinde yüz binlercesi yaşıyordu. Jenny mutsuzdu ama örümcekler bayram ediyordu. Anında koltuğumuzun üst bölümüne ağlar ördüler. Böylece aktif bir karınca kolonisinin yanı sıra, ölü bedenlerin sarktığı ağlarımız da oldu. Zamanla ortam, her tür böceğin toplanıp karınca büfesinden beslenmek için kamp kurduğu böcek ırkı için Bıırning Man festivali gibi oldu. Karıncaları sonsuza kadar umursamayabilirdim, inkâr gerçekten güçlü bir dürtü. Diğer taraftan sincapları yok saymak pek de kolay olmadı. Bir süre sonra bir sincap ailesi tavan aramıza yerleşmeye karar verdi. Asla, gece boyunca kafanızın üzerinde bir ağaç faresinin sağa sola koşuşturduğunu duyduğunuz zamanlarda olduğu gibi huzurlu uyuyamazsınız. Şunu biliyor musunuz? Sincapların çatınızdaki metalleri kemirmesinin nedeni dişlerinin uzamasının hiçbir zaman bitmemesi. Yok bu da hiç ürkütücü değil gerçekten. Her şeyin
Alıntı