Rahat bir hayat yaşayan, umutsuzlukla dolu şiirler yazar; perişan bir hayat yaşayansa yaşama sevinci ile.
Bahar yakın mı ki?
Nasılsa öleceğim. Kafa yormayan, güzel bir romantik öykü yazmayı denemek istiyorum sadece. Hayatının belki de en kasvetli döneminde böyle yakarışlara başlamıştı. Adam düşünüp taşındı ve sonunda Yunanlı kadın şair Sappho'ya savurdu altın okunu. Yazık ki l, zekâsı ve güzelliği bugün hâlâ konuşulan sappho, bu adamın kararmış yüreğini çarptıracak tek kadındı.
Adam Sappho'ya ilişkin birkaç kitap açmış ve onun hakkında şunları öğrenmişti:
Sappho güzel bir kadın değildi. Esmerdi ve dişleri öne çıkıntılıydı. Faon adlı yakışıklı bir delikanlıya ölesiye aşıktı. Faon şiirden anlamazdı. Sappho'nun, insan aşkından kendini suya atarsa ölemese bile sevdalı gönlünün feraha ereceğine dair bir batıl inancı vardı. Lefkada Burnu'ndan kendini hırçın dalgalara bıraktı.
Hayat.
Bir işi hakkıyla yaptım mı,
Bir fincan çay höpürdetirim.
Güzel yüzüm,
Çaydaki kabarcıklara
Tekrar tekrar
Ah nasıl da yansır.
Bir şey olacak.
Düşmek üzere olan bir taç yaprağıydım. En ufak bir esintide bile titriyordum. İnsanların bana gösterdiği en ufak bir acımasız tavır bile "keşke ölsem" dedirtip, bana acı çektirirdi.
Böyle mahzunlaştığım zamanlarda kitapçıya giderdim. O zaman da yine yakındaki bir kitapçıya gittim. Sadece orada sıralanmış sayısız kitaba bakmakla bile melankolim gizemli bir şekilde silinir giderdi. O kitapçının bir köşesindeki kitaplıkta istediğim hâlde alamadığım 5-6 kitap duruyordu.