Savaş insanlıktan çıkartıyor gibi geliyor bana. Erkeklik sert olmaksa sertleşiyorsun, bu doğru, duygusuzlaşmaksa duygusuzlaşıyorsun, o da doğru. Bu yönden askerlik erkekleştiriyor. Toprağı hissediyorsun, kanı görüyorsun, esir alınıyorsun, bunlar yüreğini nasırlaştırıyor. Sivilde önem verdiğin birçok değer önemini yitiriyor..
"Elbette," dedi Jean-François başıyla onaylayarak. "İmparatorluk öncesi zamanlarda bir Elidaen kraliçesiyle evlenen Kuzeyli savaşçı prens. Matteo'nun Elaina'yı dört adamlık bir aşkla sevdiği söylenir. Öldükleri zaman, Yüce Yaradan onları sonsuza dek birlikte kalsınlar diye gökyüzüne yıldız yapmış."
"Bu, hikâyenin bir versiyonu." Gabriel gülümsedi. "Ve Matteo, Elaina'yı çok sevmiş, o kadarı doğru. Ama Kuzeyülke'de biz farklı bir hikâye anlatırız. Elaina'nın güzelliği beş krallıkta nam salmış ve diğer dört tahtın her biri, ona izdivaç teklif etmesi için bir prens göndermiş. İlk gün, Talhost'un prensi, Elaina'ya kediler kadar akıllı ve geldiği toprakların kanı gibi bembeyaz renkte muhteşem bir tundra midillisi sürüsü sunmuş. İkinci gün Südhaem'in prensi, Elaina'ya doğduğu dağların madenlerinden çıkarılmış ışıltı altıncamdan bir taç hediye etmiş. Üçüncü gün, Ossway prensi onu Sonsuzdeniz'den geçirmesi için, paha biçilmez vefaağacından oyulmuş bir gemi sunmuş. Ama Prens Matteo yoksulmuş. Doğduğu günden beri ülkesi, Talhost, Südhaem ve Ossway'in istilası altındaymış. Verecek ne atı varmış ne altıncam ne de vefaağacından gemisi. Bunların yerine Elaina'ya onu dört adamlık bir aşkla seveceğine yemin etmiş. Ve haklılığını ispatlamak için, tahtının önünde durup kalbini ona sunarken Elaina'nın ayaklarının önüne taliplerinin kalplerini dizmiş.
Doğduğu toprakları istila eden prenslerin kalplerini. Toplamda dört kalp.
"Muhammed Alpaslan'ın kazandığı Malazgirt zaferi, yalnız Bizans'a karşı kazanılmış muhteşem bir meydan muharebesinden ibaret değildir. Bu zafer, bütün Türk-İslam kültür ve medeniyetine ve daha nice maddi ve manevi fetihlere beşik olacak, mukaddes bir başlangıcın da besmelesi olmuştur. Yani bu zafer sevgili Anadolu'muzun Müslüman-Türk kanı ve imanıyla yeni baştan da yoğruluşunun ilk hamlesidir."
Seyyid Ahmet Arvasi
"... Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı... "
Göğe bak, dedi şair bana, göğe bak ki, kalbin yumuşasın, aşktan kesilmiş, ufalanmış kalbin toparlansın, gözlerinin kanı dursun, benim de şiirim bu olsun.
Düşmanımız ancak düşünceler olabilir, onu da silahla alt edemezsin. Birleşmiş Milletler'in kuruluş bildirgesinde savaşlar insanın kafasından çıkar, insanın kafasında durdurulmalıdır der. Savaş kendiliğinden çıkmıyor, ben çıkarıyorum, düşünerek çıkarıyorum. Bir anda boğa gibi kırmızı gördüğüm için değil. Hazırlık yapıyorum, ona göre tarih yazıyor, yalanlarıma kanı yor, taktikler, silahlar geliştiriyorum. Bütün savaşlara karşıyım çünkü bütün savaşlar insana karşı.