7/10
·342 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:20
Başlarda ortaya çıkan dinlerden söz etse de kitap ağırlıklı olarak Hristiyanlık ve onun farklı kolları üzerinde duruyor. Özellikle Hristiyanlığın Amerika’ya taşınmasıyla birlikte kapitalist sistemle kurduğu ilişkiyi anlatan bölümler dikkat çekiciydi.Burada dinin şirketleşmesini okuyabilirsiniz. Ben daha sorgulayıcı ve eleştirel bir metin bekliyordum. Ancak zaman zaman, farklı bakış açılarını tartışmaktan çok okuru İsa’nın yeniden gelişine ikna etmeye çalışan bir anlatımla karşı karşıya kaldığımı hissettim. Bu nedenle beklentilerimi tam olarak karşılayamadı. Bununla birlikte, yüzyıllar boyunca din adına yürütülen savaşlarla dinlerin öğütlediği ahlaki ilkeler arasındaki çelişkiyi sorgulaması kitabın en güçlü yanlarından biriydi. İnançların tarih boyunca nasıl şekillendiğini ve siyasi, ekonomik yapılarla nasıl iç içe geçtiğini görmek açısından da düşündürücü bir okuma sundu. Son sayfalarda yer “tüm dinler afyondur” yaklaşımı kitabın özeti oluyor kanımca.. Dinlerin tarihi kadar, insanların inançları adına neleri göze alabildiği de ürkütücü bir tarihi anlatıyor.
Dinin Kısa TarihiRichard Holloway · Alfa Yayınları · 2019324 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:27
Merhabalarrr, umarım herkes iyidir! Bugün yakın zamanda bitirdiğim Gölge ve Kemik incelemesini yapacağım. Biraz geç kaldım inceleme yazmak için ama geç olsun güç olmasın 𑣲⋆ (Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsiniz) Öncelikle ben bu kitaptan hiç spoiler yememek için çok uzun bir süre dayandım. Hedefim Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık okumaktı, ama ben bir seriyi yarım yamalak okumayı sevmem, o evrenle ilgili her şeyi bilmek tüm karakterleri tanımak isterim. Uzun soluklu seriler çok hoşuma gider. Bu yüzden tüm seriyi almıştım. Çoğu kişi de Gölge ve Kemik üçlemesini beğenmiyor anladığım kadarıyla çünkü gördüğüm incelemeler ve aldığım yorumlar baya sabır duasıydı hep bana. Herkes bunun kitapla ilgili olmadığını, sadece kargalar meclisi kadar iyi olmadığını ve ana karakterin biraz salak olduğunu söyledi. Ben yine de şans vermek istedim çünkü ben de çok zeki falan değilim ahqsoxhwlfjf. Sonuç : Kitabı 0 spoiler ile okudum, hiçbir şeyi bilmiyordum ve dannn diye daldım kitaba. Kitabı okurken oldukça eğlendim, saray entrikaları olsun, yazım dilinin basitliği olsun beni sevindirdi. Daha ağır bir şey beklemiştim çünkü bu kitap yüzünden reading slump'a giren çok kişi gördüm, bu yüzden çok korkmuştum. İhtiyacım olan son şey bir reading slump şu anda. Ama kitap baya aktı, gitti. Su gibi akıp gitti, bir günde bitirdim diyemem, bir sürü işimin arasında okudum kitabı ve yavaş yavaş sindire sindire okumayı tercih ettim bu yüzden uzun sürdü, yani AŞIRI AKICIII!! diyemem ama akıcıydı yine de. Sadece olaydan çok Alina'nın iç monologları olduğu için okurken "tamam sus artık" dediğim yerler çok oldu. Neyse ki iç monolog okumayı seviyorum, özellikle Alina gibi saf salak karakterlerin, çünkü kendi dertlerimi bir süreliğine unutabiliyorum... Gelelim şimdi biraz daha detaya. Karakterlerden bahsedeyim. Bu
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20207,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çürüyen Tanrı’nın Bilge Terminatörü: Philipp Mainländer
9/10
·312 syf.··
2026 221. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:46
Philipp Mainländer, bir aşkın veya yüksek duygunun değil; babasının annesine duyduğu o tamamen soğuk, aşksız ve mekanik biyolojik üreme dayatmasının sonucunda dünyaya fırlatılmış bir filozoftur. Onun bu sevgisiz ve çıplak doğumu, felsefesinin de neden bu kadar filtresiz ve rasyonel olduğunun ilk ipucudur. Kanımca Mainländer, Arthur Schopenhauer’ın sistemindeki en büyük mantıksal boşlukları kapatan, felsefe tarihinin "altın madenidir." Schopenhauer, dünyayı "Kör Yaşama İstenci (Wille)" olarak tanımlayıp acıdan kaçış için "çilecilik veya sanata sığınma" gibi mistik ve geçici çözümler sunarken; Mainländer bu mistik tülü yırtar ve bize hayatın ham, rasyonel ve nihai amacını gösterir: Yok oluş. Onun kozmolojisinde evren, intihar etmiş bir Tanrı’nın çürüyen cesedinden ibarettir. Başlangıçta zamanın ve mekanın ötesinde saf bir "Mutlak Birlik" (Tanrı) vardı. Bu ilk enerji, var olmanın getirdiği o sürtünmeli acıya dayanamadı ve "Hiçlik" (Non-Being) limanına ulaşmak istedi. Ancak saf varlıktan mutlak hiçliğe doğrudan geçiş rasyonel olarak imkansız olduğu için, Tanrı kendini imha ederek milyarlarca fiziksel parçaya böldü. İşte bizim "evren" ve "zaman" dediğimiz şey, o ilk bütünün parçalanma anıdır. Bu sistemde evrendeki tüm temel bileşenler (madde ve enerji) aslında aynıdır; yok olmazlar, sadece sürekli biçim değiştirirler. Doğan her canlı, o çürüyen cesedin parçalarının kısa süreliğine bir araya gelmesinden ibarettir. Ancak bu birleşme kusursuz bir kurgu değildir. Sistemde zamana bağlı bir bozulma (modern fiziğin deyimiyle Entropi) hakimdir. Birleşen her kimyasal bileşik, bir öncekinden daha zayıf, daha aşınmış ve çürümeye daha yakındır. Dünyanın zamanla daha kötüye, daha çirkin ve kaotik bir yere evrilmesi bu mekanik sönümlenme yasasının kaçınılmaz bir çıktısıdır. Mainländer
Felsefe
The Philosophy of RedemptionPhilipp Mainländer · Irukandji Media Pty Ltd · 20241 okunma
Yararlı Bir Kitap Ama Gereksiz Dolu
7/10
·240 syf.··
2026 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:56
Kitapta teknolojiyi kullanmada iradesini kaybeden insanlar için tavsiyeler veriliyor. Bu tavsiyelerin hepsinin ana başlığı dijital minimalizm olarak geçiyor. Kitaptaki bilgiler yararlı. Ama yazarın verdiği tavsiyelerin bir kısmına kesinlikle katılmıyorum. Bu yüzden her kitabı okuduğunuzdaki yaptığınız gibi bu kitabıda okurken balıklama atlamayın yazılanlara. Yoksa bağımlılıktan kurtulacağım diye başladığınız yere geri dönersiniz hatta gerilersiniz. Kendi aklınıza yatanları uygulayın yada değiştirin. Son olarakta kitaptaki gereksiz doluluktan bahsetmek istiyorum. Normalde çok kısa bir konu olabilecek dijital minimalizmi yazar oldukça uzun yazmayı tercih etmiş. Muhtemelen kitabının kısa olmasını istemediği ve dolu gözükmesi için. Ama bu da kitabı daha boş gösteriyor kanımca. Bazı yerlerde konudan tamamen uzaklaşılıyor ve yazarın kendi kafasına göre alakasız şeyler yazılıyor. Birde dijital minimalizm ile ilgili bir yönerge verildiğinde o yönerge ile ilgili çok fazla yazar ile iletişime geçen insanların hayatlarından örnek görüyoruz. Ancak yinede okumaya değer. Özetle ben kitabın daha temiz tutulmasını isterdim. Özellikle kitabın hedef kitlesinin dikkat süresi düşük ve teknolojiye özellikle sosyal medyaya bağımlı insanlar olduğunu düşününce.
Kişisel Gelişim
Dijital MinimalizmCal Newport · Metropolis Yayıncılık · 20171,660 okunma
5/10
·400 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:28
Yazarın ve kitabın adını ilk gördüğümde iyi bir gerilim romanı okuyacağımı sandım ama öyle olmadı maalesef,çünkü konunun bir bütünlüğü yok çok kesik geldi bana ,istila nasıl çıktı yayıldı bunlar çok belirsiz kalmış ve haliyle kitabın akıcılığını benim gözümde etkilemiş ...Koontz a ikinci Stephen king deniyor ve 3-4 kitabını da okudum bu en zayıf olanıydı kanımca 5/10
İstilaDean R. Koontz · İnkılap Kitabevi · 200884 okunma
5/10
·144 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:47
Romanın girişi farklı olunca gizemli bir kurgu okuyacağımı düşünmüştüm ama beklediğimi bulamadım maalesef. Ana karakter derinlemesine işlenmemişti ve toplumdaki kadınların yaşadığı tüm sorunları bir karakterde anlatalım denmiş gibiydi. Böyle olunca da karakter çok yapay kalıyor ve onunla bağ kuramıyorsunuz. Evet, romanın bir derdi vardı, toplumsal bir eleştiri yapıyordu ama bunu doğrudan öğretmeye çalışmadan karakterin hissettikleri üzerinden yapsaydı çok daha etkileyici olurdu kanımca.
Kim Jiyeong, Doğum: 1982Cho Nam-Joo · A7 Kitap · 20211,310 okunma