Philipp Mainländer
Yaşama istencinin en histerik tapınıcısı bile— insanın yemek, yaşamak ve giyinmek zorunda olduğu için emekten tamamen azade olamayacağını akılda tutarak— ne daha iyi bir toplumsal düzenin ne de daha iyi bir yaşamın koşullarını kendi içinde taşıyan varlıkların mümkün olduğunu kabul etmek zorunda kalacaktır; çünkü biz tüm insanlara soylu bir bireysellik verdik ve yaşamdan, temelde onunla birleşmiş olarak görülemeyen her şeyi söküp attık. Dolayısıyla, hiçbir insani gücün yaşamdan koparamayacağı geriye sadece dört kötülük kalır: Doğum sancıları, ayrıca hastalık, yaşlılık ve her bir bireyin ölümü. En mükemmel Devlette bile insan acı içinde doğmalıdır; az ya da çok sayıda hastalığın içinden geçerek yolunu bulmalıdır; eğer gençliğinin baharında Nornlar biçmezse onu — Uhland yaşlanmalıdır, yani fiziksel olarak çökmeli ve zihinsel olarak körelmelidir; nihayetinde de ölmelidir. Varoluşla birleşmiş daha küçük kötülükleri hiçten sayıyoruz; yine de bunlardan birkaçını anmak isteriz. İlk olarak, yaşamın üçte birini çalan uyku vardır (eğer yaşam bir sevinçse, o halde uykunun kendiliğinden bir kötülük olduğu aşikardır); sonra, insanın dünyada yolunu bulabilmesi için yalnızca idealarla ve onların tutarlılığıyla gerektiği ölçüde tanışmasına hizmet eden ilk çocukluk dönemi gelir (eğer yaşam bir sevinçse, o halde ilk çocukluk doğası gereği bir kötülüktür); sonra, Eski Ahit'te haklı olarak ilahi bir lanetin sonucu sayılan iş (emek) gelir; son olarak da Papa III. Innocentius'un şu şekilde derlediği çeşitli kötülükler: Lekeli bir üreme, anne karnında tiksindirici bir beslenme, insanın geliştiği maddenin kötülüğü, iğrenç koku, salya, idrar ve kusmuk salgısı. Bu kötülükler çok önemsiz sayılmasın. Sinirleri belirli bir incelik düzeyine ulaşmış olan herkes, bunların çoğundan haklı olarak
Felsefe
Ulusu Yöneten Ariflerden Olmalıymış
Bütün bir ulusu yönetecek olan kişi kendini yada şu veya bu kişiyi değil tüm insanlığı okuyabilmellidir.Bu herhangi bir dili yada bilimi okumaktan zor olsada başkasının yapması gereken şeyi kendinde aynısını bulup bulmadığıdır. Çünkü bu doktrin başka kanıt kabul etmez. (Sadece ulusu okumak yeterli olmuyormuş demek ki..!O zaman ihtiyarlar kurultayı halkın seçtiği Başkan’a onay yada red versin.)
Sayfa 12
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Herhangi bir kimsedeki erdemler, nasıl oluyordu da bir suçlu aleyhine ezici bir kanıt olabiliyordu.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Dindar kesinlikle nevrotik değildir. Dindardır. Ama nevrotiğe benzer, çünkü o da aslında Başka’nın arzusu olan [şey] etrafında bir şeyleri bir araya getirir. Yalnız, bu var olmayan bir Başka olduğu için -çünkü Tanrı’dır- kanıt göstermek gerekir. O zaman, o bir şey talep ediyormuş, örneğin kurbanlar istiyormuş gibi yapılır. İşte bu yüzden yavaş yavaş nevrotiğin, özellikle de takıntılı nevrotiğin tavrıyla karışmaya başlar. Bu tüm kurban törenlerinde kullanılan tekniklere çok benzer.
Sayfa 57
Hayat böyle. Zamanla her şey siliniyor. Anılar köreliyor, acılar diniyor.
Sayfa 198·Kitabı okuyor
Bir biliminsanının en büyük erdemi
Bir biliminsanının sahip olması gereken en büyük erdem de zaten budur: Kanıt karşısında fikir değiştirebilmek, gerçeğin savunucusu olabilmek...
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı