Kızıl Gece 1 / Duru Mavi
Merhabaaalar, kalemini çok sevdiğim Duru Mavi'nin serisiyle geldim. İlk kitabını okumuş bulunuyorum. Hazır indirimler devam ediyorken almak isteyenler olabilir diye hemen yorumunu gireyim dedim. Fantastik bir evren alarmı vereyim dostlarım, yeni bir fantastik evren tanımak çok hoşuma gidiyor. Bayılıyorum böyle büyüdür,
Ana karakterimiz Rozelin, bir gün yardım vakfına gidip kan veriyor. Başına gelecekleri görse gidip hiç kan verir miydi hiç bilmiyorum valla. Bu arada tabi ki Rozelin'in gördüğü bir takım rüyalar anlam veremediği şeyler vardır. Nedenini tabi ki biliyoruz, bu kızımız fantastik bir evrene ait. Rozelin, kan verdikten sonra bayılıyor ve kendini başka bir evrende buluyor. En sevdiğim böyle anısızın ana karakterin başına bir şeyler gelmesi. Tabi kızın sevgilisi olmadığı halde hamile olması açıkçası bana da şok oldu. Asla böyle bir şey beklemiyordum.
Kaos, intikam, entrika ne ararsanız var. Oh oh bayılırım kavgaya, tabi ki kitapta geçenlere bayılıyorum. Aydınlık Bölge ve Kızıl Bölgemiz var bu iki bölgenin liderleri birbiriyle kavgalı. İki bölgede de güçlü iki lider var. Ben Kızıl Bölge lideri Biran Nuh'a azıcık düşmüş olabilirim. Biraz sert bir karakter ama hoşuma gitti. Rozelin'i başta, Timur'un sevgilisi sanıp ondan intikam almak için kullanıyor falan oh olaylar sarpa sarıyor, en sevdiğimiz.
Yazarın kaleminden daha önce ben Fırtına Zamanı'nı okumuştum gerçekten aşırı güldüğüm bir kitaptı. Fantastik kurgu okuma şansım olmamıştı. Nasıl bir evren okuyacağız çok bilmiyordum lakin beklentimi karşılayan bir seriye başladığımı düşünüyorum. İkinci kitapta elimde var, vakit kaybetmeden okumaya gidiyorum.
Kitap küçük ama etkisi büyük oldu.
Bir süre düşüncem şimdi olanları.
.......................................................
Bayağı dedikodu kaos dolu kitap seviyorsanız tafsiye
Spoiler içerir!
Saramago'nun okuduğum ilk kitabıydı ve okumaya başlar başlamaz dikkatimi ilk çeken yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğuydu. Üslubu, betimlemeleri, duyguları aktarış biçimi, zihninizde yeni kapılar açma becerisi gerçekten çok etkileyiciydi. Kendinizi kitabın içinde bulmanızı, o anı yaşamanızı ustalıkla beceriyor. Kitabın akıcılığı muazzamdı, okumaya başladığımda hiç elimden bırakmadan yarısını geçmiştim bile.
Kitabın konusuna gelecek olursak; hiç bir rahatsızlığı olmamasına rağmen aniden kör olan bir adam ve bu körlüğün bulaşıcı bir şekilde önce bu adamın etrafındakilere daha sonra tüm şehre yayılmasını anlatıyor. Şehir diyorum ama ilginç bir durum var o da bu olayların hangi ülkede veya şehirde geçtiği belli değil hatta kitapta ki hiç bir karakterin ismi yok. Karakterleri ilk kör, doktor, doktorun karısı gibi tanımlamalarla size tanıtıyor. Konumuza dönecek olursak, yaşadığımız şehirdeki tüm insanların aniden kör olduğunu düşünürsek ortaya nasıl bir kaos ortamının çıkacağını hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Bu kaos ortamında insan, insan olarak kalabilir mi acaba diye sormadan edemiyorsunuz. Bu zorlu hayat içerisinde görme yetisini kaybetmiş insanların birbirlerine yardımcı olup, en azından hayatı biraz kolaylaştırmalarını, bu yeni durumla birlikte mücadele etmelerini bekleyebilirsiniz fakat tam aksine insanlar öylesine kendilerini kaybediyor ki dehşete kapılıyorsunuz. Gözleri görse de görmese de insanların ne kadar kötü olabileceğine birkez daha şahit oluyorsunuz. Tabiki tüm insanlık tarihi boyunca olduğu gibi, tüm bu kötülükler içerisinde kitapta da bir iyilik meleği ortaya çıkıyor ve insanlığa yardım elini uzatıyor. İlk kör olan insanları karantina altına aldıkları boş bir hastanede yaşanan olayları gördükçe aslında bugün yaşadığımız
Theogonia okumak beni epey zorladı. Kim kimden geldi, kim kimi yedi derken kayboldum. Anlamak için birçok vlog izlemek durumunda kaldım. Anlaşılan o ki Batı medeniyeti için iki Yunan mitolojik kaynağı kritik önem taşıyor: Homeros'un İlyada'sı ve Theogonia. Müzikten resme, heykelden bilimsel buluşların isimlerine, şirket adlarına kadar hepsi bu mitlerden besleniyor. Batı medeniyetinin kökü Yunan mitolojisi. Olayları anlamamda en çok katkı sağlayan içeriği Emel Kalender hazırlamış(YouTube Kanalı)youtu.be/xCcYmFXQSzc?si=... Kitabı mükemmel bir forma sokmuş aslında; hem resim sanatıyla hem heykellerle içeriği zenginleştirmiş.
Theogonia, tanrıların soy ağacını anlatan basit bir masal kitabı değil; evrenin hiçlikten varoluşa, düzensizlikten düzene, vahşetten adalete geçişinin yani Kaos'tan Kozmos'a büyük dönüşümün epik hikâyesidir.
Ancak bazı eleştiriler de yapmak lazım: Antik Yunan medeniyetinin dünya çapında Batı medeniyetini şekillendirmesinin asıl nedeni Roma İmparatorluğu'dur. Romalılar bu kültürel zenginliği benimseyip geliştirmeseydi Akdeniz havzası ve dolayısıyla Batı medeniyeti bu kadar etkilenmeyecekti. Hatta Romalılar bu kadar hevesli olmasaydı, Yunan mitolojisi belki de yerel bir medeniyetin mitleri olarak kalacaktı.
İyi okumalar dilerim.
"Güvenmek, bir insanın kendine verebileceği en büyük cezaymış."Saka ve Sanrı, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı ters köşeyle başlayan kitaplardan biri oldu. Bige’nin kendi düğününde uğradığı o büyük ihanet ve ardından kendini Karun Kalender (Sanrı) ile hiç bilmediği bir kaosun içinde bulması beni hikayeye tamamen bağladı.Bige'nin yaşadığı psikolojik çöküşü izlemek canımı acıtsa da, onun küllerinden doğuşunu ve bir savaşçıya dönüşmesini okumak harikaydı. Karun ise tam bir kapalı kutu; ona kızmakla hak vermek arasında mekik dokudum. Maral Atmaca karakterlerin duygularını o kadar yoğun aktarmış ki, kendimi Bige'nin yerine koymaktan alıkoyamadım. Gerilim, intikam ve kaos seven herkesin şans vermesi gereken bir seri. Maral Atmaca
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,442 okunma
Görmek orijinal adıyla Ensaio sobre a Lucidez , kelime anlamı: Berraklık Üzerine Deneme, Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun 2004 yılında yazdığı politik bir kitaptır ve Körlük kitabının da devam niteliğindedir. 2006 yılında İngilizce diline çevrilmesiyle 25 dile de çevrilmiştir. Ülkede seçim yapılmaktadır ve sağanak yağmur nedeniyle kimsenin gelmediği görülür ve eşe dosta haber edilir. Akşamüstü saat 4 gibi hava açsa da çok az katılım olur bundan dolayı iki saat daha uzatırlar. Başbakan sonuçları açıkladığında yüzde 75’ten fazla beyaz oy çıkar yani boş oy atılmıştır. Bir hafta sonra yine seçime gidilir, bu olay bana 2015 yılında koalisyon kurulamadığından tekrar seçime gidilmesini hatırlatır, seçimde bu sefer % 83’ten fazla çıkar ve sağ/sol oyları yine güdük kalır. Hükümet halkın arasına ajanlar sokar ve beyaz oyun bulaşıcı olduğunu düşünür. Hatta hükümet başkenti değiştirmek ve emniyet güçlerini de çekmek ister. Kaos olması için metro istasyonuna bomba koyarlar iç işleri bakanının bundan haberi vardır ama belediye başkanı bunu hükümetin yapmasından şüphelenir ve onları suçlar. Hatta metronun karşısındaki parka ölenler için anıt yaparlar ve ölenlerin ailelerine yardımda bulunurlar. Dört yıl önce körlük hastalığı ile ilgili ilk kör olan Cumhurbaşkanına mektup yazar ve o da bunu başbakanla paylaşır. Karantinaya alındıklarında doktorun eşinin kör olmadığını ve kadının makasla cinayet işlediğini söyler. Ayrıntılı bilgi isterler adamdan o da 6 kişi ve bir köpeğin bulunduğu fotoğrafı verir. Kendi eski eşi de vardır ama artık onunla da görüşmediğini ifade eder. Günümüzde de demokrasi yolu tıkandığında yönetenlerin yargı eliyle kendi yerlerini korumak adına mutlak butlana sığındığını çok yakından gördük. İç işleri bakanı ve Komiser: deniz papağanı ve albatros kod