Günümüzde deizmin küresel ölçekte yaygınlaşması, bu metodolojik dersi daha da değerli kılmaktadır. Deizmin “müdahalesiz Tanrı” ve “kapalı evren” tasavvuru insanı kozmik bir sessizliğe mahküm ederken; nübüvvet öğretisi Tanrı'nın irade, ilim ve kelâm sıfatları üzerinden evrenle kurduğu sürekliliği temellendirmektedir. Bu düzlemde vahiy, aklı devre dışı bırakan harici bir otorite değil; aklın sınırlarında beliren ve insanın anlam ufkunu genişleten bir rehberliktir. Dolayısıyla çağdaş kelâmın görevi savunmacı bir apolojiye hapsolmak değil; Gazzâli'nin işaret ettiği “külli ilim” vasfını yeniden kuşanarak fâil-i muhtâr Tanrı, âdet/sünnetullah eksenli açık kozmoloji ve akıl-vahiy dengesi üzerine kurulu teorik mimariyi çağdaş bilim ve felsefenin verileriyle yeniden üretmektir. Netice itibarıyla nübüvveti savunmak, yalnızca kutsal metinleri müdafaa ermek değil; modern insanın maruz kaldığı ontolojik yalnızlık ve anlam krizine karşı Yaratıcı ile yaratılan arasındaki irtibatın rasyonel ve varoluşsal zeminini inşa etmektir. Bu perspektifte nübüvvet, kelâmi yapının tali bir unsuru değil; evrenin açıklığına, insanın anlam arayışına ve Tanrı'nın failliğine dair sistemin kilit taşıdır. Akıl ile vahyin, varlık ile bilginin bu organik bütünlüğü; deizmin pasif Tanrı anlayışına karşı sunulabilecek en güçlü metafizik alternatiftir.
Sayfa 161·Kitabı okudu
1000Kitap
Bu gerçek dışı bir şey değil bir simülakrdır, gönderenden yoksun ve nerede başlayıp nerede bittiği bilinmeyen, hiçbir şeyin durduramadığı bir kapalı devre içinde, gerçeğin değil yalnızca kendi kendinin yerine geçebilen bir şey.
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Toplulukların varolduğu dünyada uygulanan gayriresmi davranış kontrolü hareket halindeki bireylerin yaşadığı bir dünyada işe yaramaz, böylece toplum gözetleme teknolojilerine yönelir. Kapalı devre kameralar ailenin ve komşuların yerine gözetim işlevini üstlenir. Bütün nüfusun bilgilerini internette bulmak mümkün­dür. Neredeyse her yerde hazır ve nazır olan teknolojik izleme, bireyleri birbirine bağlı olan toplumların, artan bireysel özgürlük talebine paralel olarak çökmesinin bir sonucudur.
Göç, Alevi köylerinde hızla bir çözülmeye neden olur. Bu çözülme inanç boyutuna da yansır. Aleviler kapalı devre yaşadıkları köylerden çıktıklarında, kentlerde inançlarını da uygulayamaz hale gelirler. 1960'lardan itibaren birçok Alevi köyünde Cem Ayini yapılamaz hale gelir. Cemaatini göçe veren Dede de bir süre sonra çalışmak zorunda kalır. Dede talip gibi çalışmaya başlayınca dini otorite kaçınılmaz bir biçimde zayıflar.
Düşünsel (entelektüel) atalet, aklın tembelliğidir. Düşünsel atalete kapılmış insanlar yeni bir şey öğrenmek, yeni şeyler düşünmek, yeni fikirler üretmek istemezler. Kapalı devre bir mantık içinde, aynı düşünceleri ve ezberleri tekrar ederler.
Sayfa 41
Alıntı
Video geribildirim döngüsü ile "Ben" döngüsü arasındaki kritik fark burada: TV kamerası pikselleri alır, pikselleri gönderir, aynı düzeyde kalır. Bu yüzden garip değil, sadece döngüseldir. "Ben" döngüsünde ise düzey kayması var: ham nöral uyaranlardan soyut sembollere, sembollerden kavramlara, kavramlardan "Ben"in kendisine. Her aşamada bir "yukarı sıçrama" ve bu yukarı sıçramaların sonunda, döngü başladığı yere, "Ben"e geri dönüyor. İşte "gariplik" tam olarak burada: hiyerarşinin ihlali, "yukarı doğru kaymalarla kapalı bir devre" beyne uygulanması.