Puan vermedi·500 syf.··
2026 80. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:40
7 Mühürlü Taht ~ Özlem Neşe Beydili Merhaba kitapsever dostlarım, bugün sizlere Yedi Kapı serisinin 5.kitabı 7 Mühürlü Taht yorumu ile geldim. Neşe ve arkadaşlarının yolu bu kez zorlu bir yolculuk ve zorlu bir mücadele bekliyor. Mühürlerin yasaklandığı, zalimliğin kanun haline geldiği bir şehre düşüyor yolları. Bu şehirde yasaklar insan olmanın en temel unsurlarını hedef alıyor. Fazla konuşmak, denizde avlanmak, gülmek, bilmek, başka bir yere gitmek, hatta rüya ve hayal görmek yasak olan bu şehir de; çocuklar bile tehdit olarak görünüyor. En korkunç olanı ise çocukları yedi yaşına geldiğinde kendilerini öldürmesinler diye birer savaşçı olarak yetiştirmeleri. Neşe ve arkadaşları bütün bunların içinde Doğa Ana’yı kurtarmak ve Öz’ü ona ulaştırmak için boyut kapılarından geçmeleri gerekiyordur. Xan-Xia da ise Lesath bitmek bilmeyen hırsı, yaptığı canilikler daha acımasız daha sert bir hal alıyor. Yine bir hainin yarattığı yıkımı dehşet içinde okudum. 7’ler ise dengeyi korumak için bu felakete bir son verebilecekler mi? Serisini her kitabında daha ne olabilir derken aksiyonu asla düşmüyor. Açılan her kapı öğrenilen gerçekler, saklanan acılar, bastırılmış anılar ve yarım kalmış duygular Neşe için daha zorlayıcı oluyor. Sevgili yazarımız olayların iç dünyasını ustalıkla ustalıkla işlerken okuru da kurgunun en karalım köşesine çekiyor. Bazı kapılar kapandı zannederken, olmadık bir anda yeniden açılıyor. Herkes için en zor olan kapı artık açılmıştır. Kendisi ile yüzleşme kapısı. İnsanın kendi vicdanıyla, korkularıyla ve seçimleriyle yüzleştiği, en derin yaranın başkaları değilde, insanın kendisi olduğunu yüzüne çarpıyor. 6.kitabı büyük merakla ve heyecanla bekliyorum.
Yedi Mühürlü TahtÖzlem Neşe Beydili · Dls Yayınları · 20257 okunma
NUTUK __Bir Milletin Hafızası__ NUTUK
10/10
·688 syf.·
2026 17. kitabı
Nutuk’un son sayfasını kapattığımda odamın sessizliği değişti. Bir kitabı bitirmiş gibi değildim. Zihnim sanki bir kapıyı kapatmış, başka bir kapıyı açmıştı. Masanın üzerindeki kitap olduğu yerde duruyordu ama zihnim çoktan bulunduğum yerden ayrılmıştı. Bir süre sonra ne odam kaldı ne de duvarlar. Zihnimi açtığımda kendimi Ankara’da buldum. Takvimler 1929 yılını gösteriyordu. Sonbaharın sert ayazı sokaklarda dolaşıyordu. Ben, Ravi, Hiç ve Münzevi eski bir konağın üst katındaki küçük bir okuma odasında oturuyorduk. Bu konak, eski bir karargah binasından dönüştürülmüş bir yapının içindeydi. Duvarlarda haritalar hala duruyor. Fakat artık masanın üzerinde silah değil kitaplar var. Ortadaki ahşap masanın üzerinde Nutuk duruyor. Gaz lambasının sarı ışığı kitabın kapağına vuruyordu. Kömür sobasının içinden gelen çıtırtılar sessizliği bölüyor, sonra yeniden kayboluyordu. Bir süre kitabın ilk sayfalarından konuştuk. Ancak kısa süre sonra fark ettik ki Nutuk’u yalnızca olayları öğrenmek için okumak mümkün değildi. Bu kitapta anlatılanlar yalnızca tarihten ibaret değildi.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·356 syf.··
2026 92. kitabı
Dilek Nazlıoğlu Karnımdaki Viski Şişesi Aşkın ve acının insanı nasıl değiştirdiğini ve aşkın iki zıt kutupta olan iki karakteri bir araya nasıl getirdiğini anlatan hikayeleri okumayı sever misiniz arkadaşlar? Ben cok severim Yazarımızın @yazardileknazlioglu nun kalemiyle tanışma kitabım olan #karnımdakiviskişişesi benim için aşırı duygusal bir aşk romanı olsada aslında eser tam bir dönüşüm hikayesiydi. Görkem in olumlu yönde dönüşümü beni aşırı mutlu etti İki zıt kutuplar birbirini çeker derler ya çok doğru. Öznur,Görkem i ilk metroda gördüğü an aklına mıh gibi kazır.Öznur,babasını erken yaşta kaybetmiş,vurdumduymaz bir anne ve kardeşi Bade ile aynı evi paylaşan hatta evin yükünü erken yaşta sırtlanan dünyalar güzeli bir genç kız.Görkem ise Öznur’un tam zıttı dövmeleri ve aldığı alkol ile vur patlasın çal oynasın bir hayat süren bir fotoğrafçı ama asıl mesleği avukat. Eseri okurken sadece bir aşk hikayesi okumuyor,aile travmalarına,kapanmayan yaralara da şahit oluyoruz. Öznur’un annesi Feride Şahin’in o vurdumduymaz halleri okurken beni resmen çıldırttı.Bir anne nasıl bu kadar gamsız olur diye kendime defalarca sordum. Çocukluğundan beri Öznur’u koruyup kollayan ailem dediği Cihan ve ailesi iyi ki vardı.İnsanın kapı komşunun vicdanlı ve sevgi dolu oluşu cok kıymetli. Fatma yı yine hic sevmedim.O çıngıraklı yılan,Cihan ın öyle aklını başından aldı ki adamın tüm gözleri sonsuza kadar Fatma cadısının mührüyle kapandı diye üzülürken Allah tan Cihan ım da kendine layık birini hayatına dahil etti de sonsuz mutluluğu yakalamış oldu Eseri size sabaha kadar anlatabilirim ama spoi vermemek adına kısa kesiyorum. Yazarımız kaleme aldığı eserle,bizlere aşkın,insanı nasıl doğru yolu buldurduğunu öğretirken bolca da kendimizi sorgulamamızı sağlamış. Yazarımızın yalın ve sürükleyici kalemi sayesinde
Karnımdaki Viski ŞişesiDilek Nazlıoğlu · Herdem Kitap · 202529 okunma
Şiir Denizi 2
10/10
·592 syf.··
2026 30. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 16:17
Yine bir şiir kitabının sonuna geldim, aslında bir dosttan ayrılıyor gibiyim. Hani insan çok sevdiği bir dert ortağıyla uzun bir gece boyu konuşur da, şafak sökerken "E hadi, artık müsaade," der ya; işte tam öyle bir burukluk var üzerimde. ​Bu koca cilt kapandı ama içimde bir şeyler sanki yeni açıldı. Sayfalar bitti bitmesine de, mısraların bıraktığı tortu, o ah dedirten sızı gitmedi, gitmez. Ümit Yaşar öyle bir adam ki; sanki bizim söylemeye utandığımız ne varsa, gitmiş bir bir onlarla dertleşmiş. Biz sustukça o konuşmuş; biz yutkundukça o kâğıda dökmüş. ​Hani bazen insanın içi daralır da, "Şuraya bir kapı açılsa da nefes alsam," der ya; bu kitabın her sayfası işte o kapılardan biriydi. Kimi kapı hüzne açıldı, kimi kara sevdaya, kimi de insanın o bitmek bilmeyen yalnızlığına... Ama hepsinin ardında aynı sıcaklık, aynı insan kokusu vardı. Bir şair değil de, sanki kırk yıllık bir komşu, bir dert ortağı dert yanmış gibiydi. ​Şimdi kitabı başucuna koyarken, insan biraz daha kendi gibi hissediyor. Bu kitaptaki şiirler bitti ama hayatın o şiir gibi olan yanı devam ediyor. Yine aynı sokaklarda yürüyeceğiz, yine aynı gökyüzüne bakacağız; ama artık bu kitabın samimiyeti, eyvallahsız duruşu yüreğimde bir hatıra gibi duracak. ​Dile kolay, koca bir denizi geçtik. Yorulduk mu? Yorulduk. Ama değdi mi? Hem de nasıl... Gönlümdeki bu son durağın tadı başka, sızısı bambaşka. Herkese keyifli okumalarr..
Alıntı
Şiir Denizi 2Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20221,913 okunma
Bir Kadının Onur Haritası
9/10
·544 syf.·
2026 130. kitabı
1923 yılının ağır bir akşamıydı Anadolu’nun yorgunluğunu duvarlarına çekmiş eski bir konak odasında oturuyorduk Yağ lambası titriyor, ışık duvarlara çarpıp geri dönüyor, sanki zaman bile burada yavaşlıyordu Reşat Nuri Güntekin Çalıkuşu kitap incelemesini yalnız yapmayacağım Ben hem yazan hem yön veren hem de bu konuşmanın içindeki bir ses olacağım Karşımda üç ayrı zihin var Hiç O her şeyin içini oyan sorular sorar Keskin ama sessizdir Cevaplardan çok boşlukları büyütür Ravi Daha dengelidir Analiz eder Olayları parçalar ve yerine koyar Duyguyla akıl arasında bir köprü kurar Münzevi En az konuşandır Ama konuştuğunda söz derine iner İçe dönüktür Gördüğünü değil sezdiğini söyler Bugün bir romanı değil bir yürüyüşü konuşacağız Bir insanın kendini yeniden kurma cesaretini Çalıkuşu Ve o yürüyüşün adı Feride
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 03:43
Louisa May Alcott 1832, Pennsylvania, 1888, Boston,) Eser yayın tarihi: Küçük Kadınlar 1860’lı yıllarda, yani tam olarak Amerikan İç Savaşı sırasında geçer. Hikâye yaklaşık 1861–1865 yılları arasında ilerler. Amerikan İç Savaşı (North vs South)Kuzey (Birlik) ile Güney (Konfederasyon) arasında olur. En büyüğü 16 en küçüğü 12 olan Meg > Jo > Beth > Amy March isimli kız kardeşlerin günümüzde her ergen kızın okuması gerekli hikayeleri. Göründüğünden daha çok hayat bilgisi ve öğretisi içeren muhteşem bir eser Gerçek hayattaki Beth Louisa May Alcott, Beth karakterini kendi kız kardeşi Elizabeth Sewall Alcott’tan esinlenerek yazdıElizabeth (tıpkı Beth gibi) çok sessiz, iyi kalpli ve fedakâr biriydi Fakir bir aileye yardım ederken hastalandı Bu hastalık (muhtemelen kızıl) onu zayıf bıraktı Ve genç yaşta gerçekten hayatını kaybetti Yani Beth’in ölümü kurgu değil, yazarın yaşadığı bir kayıp. Neden romanda da öldürdü? 1. Gerçeğe sadık kalmak Alcott, hikâyeyi büyük ölçüde kendi hayatından yazdı. Kız kardeşi öldüyse, Beth’in yaşaması ona “yalan” gibi gelirdi. 2. Yasını yazıya dökmek Beth’in ölümü aslında: Yazarın kendi yasını anlatma biçimi Kaybı anlamlandırmak , Acıyı paylaşmak, Onu edebiyatla “ölümsüzleştirmek” 3. Hikâyede bir dönüşüm yaratmak Beth ölmeden önce hikâye daha “çocukluk” gibidir. Beth’in gidişiyle: Jo olgunlaşır Aile değişir Hikâye derinleşir Bu, romanın en büyük kırılma noktasıdır. 4. “İyi insanların da ölebileceği” gerçeği Beth en saf, en iyi karakterdir. Ve yine de ölür. Bu çok güçlü bir mesajdır Hayat adil olmak zorunda değil Aslında Beth kaybolmaz Alcott’un yaptığı şey biraz da şu: Beth’i öldürmek değil, Onu hatıra olarak yaşatmak Romanda da görürsün: Beth gittikten sonra bile etkisi sürer Ailenin içinde yaşamaya devam eder Neden Jo, Laurie ile evlenmedi?
Küçük KadınlarLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202019,5bin okunma