"Bu kapı ölüm sonrasıyla yaşam tarafını birbirinden ayırıyordu. Ölümden sonrasına ait olan kısma hiç kimsenin girmesine müsaade edilmezdi ama herkes içeriyi görmek, orada neler olup bittiğini bilmek isterdi. Bütün başlar o tarafa doğru uzansa da kapı hemencecik kapandı. Ceset, demir yatağında demir kapıdan içeri, duvarların arkasına alınmıştı."
"İçeri kimse girmeyecek mi?" diye sordu Settarhan.
"Hiç kimse giremez o kapıdan. Yaşayanlar arasında böyle birisi yoktur. Orada neler olup bittiğini dünya gözüyle kimse göremez."
"Görürse ne olur?"
"Cevap yoktu. Çünkü buna kimse kalkışmazdı."
Asil sessiz kaldı ve kapı kapandı. Cibinlik taşıyan iki yatak. Şeffaf ve minyatür sirk çadırları. Beyaz duvarlı, fayans zeminli bir oda. Burada ölmeyecekti Asil. Bu yüzden sakindi. Bir tiyatro sahnesinin perdesini ayırır gibi, cibinliği açıp uzandı yatağa. Ayakkabıları, pantolonu ve üzerinde ne varsa, hepsi uyudu. Ayakkabıları, pantolonu ve üzerinde ne varsa, hepsi sarhoştu.