129 No.lu Apartman
Bulutlar kara kanatlarını açmıştı yeryüzünün üzerine. Çok geçmeden yağmurlarını yağdırmaya başlamıştı. Teninde hissettiği soğuklukla Dilara pencereye doğru yöneldi. “Bu kadar havalandığı yeter,” diye söylenerek pencereyi kapattı. Mutfak dolaplarını silmeye devam etti. Ne zamandır temizlik yüzü görmeyen bu eve yeni taşınmıştı. Daha doğrusu arkadaşıyla yeni kiralamıştı bu evi. Dilara, Canan ile üniversite açıldığında yurtta tanışmışlardı. Öyle böyle bir yılı devirip geriye kalan eğitim hayatlarını yurtta geçiremeyeceklerine karar vermişlerdi. Ve bir gün dolanırlarken Ankara sokaklarında, 129 nolu apartmanda kendileri için bir daire bulmuşlardı. Tabi komşular, kendilerine deli gözüyle bakıyordu orası ayrı konu. Söylenene göre bundan iki yıl önce yani 2007 yılında yaşlı bir kadın tutmuş bu daireyi. Kadın oldukça tuhaf bir tipmiş. İnsanlarla iletişim kurmazmış. Sokakta gördüğü genç kızlara uzun uzun bakarmış. Öyle bir bakarmış ki torunu yaşındaki kızları kıskandığını düşünürmüş mahalleli. Onların güzelliğini, yaşam enerjisini kıskanırmış sanki. Zaten kadının evdeki misafirliği de uzun sürmemiş. Yaşlı kadın eve taşındıktan 3 ay sonra daireden kötü bir koku yayılmaya başlamış. Komşular, kadının kapısını çalmış fakat açan olmamış. Durumdan işkillenen komşular polisi aramış. Polisler eve geldiğinde kadının yerde yatan cesedini bulmuşlar. Yaşlı bir kadının ani ölümü kimseyi şüpheye düşürmese bile daha ilginç bir şeyle karşılaşmışlar evde. Her yerde normal sayılamayacak sayıda erimiş mumlar ve yanmış tütsüler bulunuyormuş. Polisler başka bir yerden de koku gelmesi üzerine diğer odalara da bakınmışlar. Mutfağa vardıklarında çöp kutusunun yanında birkaç damla kan görmüşler. Çöp kutusunun içine baktıklarındaysa kan lekeleri barındıran enjektörlerle karşılamışlar. Mutfaktan yayınlan
(Rüya) (Lilith yirmibeşindeydi kafesten bozma bir odaya kapatıldı. Ancak burasının dışı kapalıydı. Ne içeriden dışarısı görünüyor ne de dışarıdan içerisi görünüyordu. Bir terörist odaya girdi.) Terörist: Konuşacakmışsın Doğru yolu buldun demek Âdi kadın Şeytani kadın! Lilith:Evet Yenildim kabul ediyorum (Terörist ensesini tuttu ve bileklerindeki dikenli metali çözmeye başladı.Lilithin ayakta duracak mecali yoktu zararsız olduğunu düşünüyordu.Bilekleri serbest kalır kalmaz Lilith teröristin bıçağına sarıldı ve bıçağı boynuna sapladı,sapladıkça saplıyor öfkesi diriliyordu yırtıklarla dolu üniforması kendi kanı dışında bir de düşman kanı sıçradı. Ardından kapı açıldı bir kadın terörist belirdi,tüfeğini doğrulttu. Lilithin gözlerine baktı ardından kolundaki Lilith dövmesini gördü ve tüfeğini indirdi onu görmemezlikten geldi kapıyı kilitlemeden üstüne kapattı,Üç terörist odaya doğru yaklaşıyordu.) Kadın Terörist: Önder sizi bekliyor,çağır dedi ulaşamadım Bergen sonra götürülecek,içeriyi kontrol ettim olumsuz bir durum yok . (Teröristler yön değiştirdiler,Lilith ise gizli gizli teröristleri katletmeye başladı ve bir odada bomba buldu.Teröristlerin ana binasının dıştan temeline bağladı ve uzaklaşıp patlattı. 150 küsür terörist silahlarına bile sarılamadan içeride can verdi.) (Ardından Semanın tutulduğu odaya koştu,Teröristlerin Lideri de o odadaydı. Patlama sesiyle aniden dışarı çıkan terörist önderle karşılaştı. Yaba gibi adamı yere vurdu ve kollarını ve bacaklarını kırdı. Semanın olduğu odaya girdi,Terörist başını da sürükledi. Masada Telsizini gördü) Anons: Yerlerini tespit ettik komutanım Muhtemel 1 saate giriş yapacağız. Komutan: Terörist başını canlı istiyorum. Esirler hayattaysa onlara da itimatlı olun Umarım hayattalardır. (Lilith telsizi parçaladı ve Semayı
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İçime Sığmayan İmkansız Aşkıma" Altmış iki yaşında bir adam… Hayatın çoktan çizdiği yoldan yürüdüğünü sanan, aslında sadece o yola razı olmuş biri. Dışarıdan bakınca düzenliydi her şey: kürsüsü, saygınlığı, ailesi… ama içeride hep eksik bir taraf vardı. Yaşanmamış bir hayatın sessiz ağırlığı omuzlarında değil, içinde duruyordu. Eli kolu bağlıydı artık; çünkü bazı insanlar hayatı seçmez, hayat onların yerine seçer. Sonra o kadın çıktı karşısına. Kendisinden küçük… ama sıradan hiçbir şeye benzemeyen biri. Zeki, güzel, deli dolu… bir bakışıyla bile insanın içindeki düzeni bozabilecek kadar canlı. Önce anlamadı adam onu. Sonra düşündü. Sonra düşünmek yetmedi… onu düşünmeden edemez oldu. Kadın bir şey yapmıyordu aslında… ama varlığı bir akıl çelme gibi çalışıyordu. Sessiz, yavaş, kaçınılmaz.
Duygu,Düşünce
Sessizce izlenir duygu,düşünce, Her biri görünür içe inince. Zihin bir araçtır,sunar geçmişi, Düşünce zihinde izler her işi. Geçmişten kalanlar duygu eseri, Tatları iletmiş her bir değeri. İnsan da düşünür,görür zihni, Zihnin içinde kalmış tadın kendini. İnsan baktığında içte olana, Yol alır usulca hakikat,şuura. Ne isim aranır ne de ki suret, Özünde kaybolur kurulmuş hasret. Bir damla misali ummanda erir, Sessizlik içinde kendini bilir. Söz bittiği yerde var olur bu hâl, Orada kaybolur korku ve hayal. Sözler açılırsa bir isim gibi, İşaret,vurguya döner her biri. Tanımlar çözülüp öze bürünür, Bakan,bakılan da içte görünür. Yalnız bunu görür sözleri çözen. İzlerken olanı anlayıb,bilen. İçinde açılır zamansız kapı, Gerçeğe dönecek vardığı yapı.
200 yıllık harika kapı kolu , zerafet şaşırtıcı ...🤔
(Rüya) (Lilith ile çocuğun kolundan tutan nöbetçi onları hızla Özgür İnsan’ın Dağı’na sürüklüyordu. Aşırı heyecanlıydı.Dağın zirvesinde meşe renginde devasa bir tablet duruyordu.Önünde ise iki büyük kolçak vardı.) Nöbetçi: Bakın ne buldum. Lilith:Sen bir çekil bakalım kenara biz açacağız. (Lilith bir kola,çocuk ise diğerine asıldı.İkisi de sertçe çekti ancak güçleri yetmedi.Tablet kıpırdamadı bile.) (Önünden çekildiler.Nöbetçi tek eliyle iki kolu birden kavradı ve hafifçe kendine doğru çekti.Büyük bir gürültüyle kapalı tablet açıldı.) Nöbetçi: Kehanetlerden sevgiler ve saygılar İyi seyirler efendiler. (Der ve bir anda ortadan kaybolur.) (Tablet boydan boya uzanan devasa bir görüntüyle doluydu. Devasa bir tablo gibiydi.Resmin başında elmaslarla kaplı ihtişamlı bir kapı görünüyordu.Kapının önünde nöbetçi dikiliyordu.Nöbetçinin başındaki altın taç öylesine parlaktı ki üzerinde yazan “Sanat” kelimesi bile ışık saçıyordu.Tacın ihtişamı yüzünden kapının parıltısı sönük kalıyordu.) Kapının ardında ise büyük felaketler vardı Ayaklanmalar. Yangınlar. Haklı öfkesini haykıran insanlar. Sandıkların yıkamadığı takım elbiselilerin çaresiz halleri Acıyla bağıran kalabalıklar. Kadın ve çocuk katillerinin cesetleri Öfkeli insanlar tecavüzcülerin kanını akıtıyor ve o pislikleri olabildiğince yavaş ve keyif alarak işkenceyle öldürüyorlardı. Ve bütün o felaketlerin üzerinde tek bir çehre yükseliyordu.
Edebiyat