Ne arş kadar geniştik, ne arz kadar derin Ama yinede sığamadık kevn-u mekana ... Âr etmedik isyan ederken Levhi mahfuz'da yazılana Şimdi ne söz, ne sûküt kâr ediyor Ruh-u revana ...
Şiir
Geleneksel kapitalizmde işçi fabrikada çalışır, fiziksel meta üretilir ve kar realize edilirdi. Dijital platformlarda ise kullanıcılar veri üreterek bedelsiz emek sağlar. Ancak herkesin içerik üreticisi olduğu bu soyut platform ekonomisinde, somut artı-değer üretimi tıkanmaktadır. Donanım ve çip üreticilerinin borsa değerlerinin geometrik olarak trilyonlarca dolara fırlaması, reel bir üretim artışından ziyade, gelecekteki yapay zeka devriminin "sonsuz kar" potansiyeline dayalı devasa bir finansal spekülasyondur; yani yeni bir Dotcom balonudur. 2008 krizinde Wall Street'in soyut finansal araçlarının somut ev icralarına çarparak çökmesi gibi, realitedeki borç krizleri, demografik çöküşler ve mülksüzleşme derinleşirken, dijital dünyanın borsa değerleri ile fiziksel üretimin gerçekliği arasındaki makas sonsuza kadar açılamaz.
Felsefe
Reklam
Gönül bahçesinden...şiir ve beste
Bu safâ çok, bu zevk çok, Ömür kısa, zaman yok; Dünya gailesi çok Bir selâm ver, çok değil Her anı dolu yaşa İyilik saç her başa Geçirme ömrü boşa İnsan ömrü çok değil Dertlilere derman ol Yetimlere baba ol Yoksullara kanat ger Verdiğin az, çok değil Haz alma hiç koltuktan Doğru çıkmaz yamuktan Korkma yokuştan yoldan Bu, insana zor değil Kar gibi bembeyaz ol Zahmete gir rahmet bul Sırat-ı müstakim yol Her ademe hak değil Dağları aş düze gel Hakka eğil dize gel Hak söz söyle dile gel Su gibi ol, kor değil
​Yazmayı seviyorum; çünkü o an, bir daha asla aynı tazelikte gelmeyecek… ​Bir nefesin göğsümde bıraktığı o titreme, aklımın kıyısında gezinen yarım kalmış bir cümle, gün batarken içime usulca sızan o tuhaf hüzün; hepsi birer gölge gibi silinip gidiyor. Tutamazsam uçup gidecekler. Kâğıda dökülmeyen her his, zamanın dipsiz cebinde eriyen bir kar tanesi gibi hükmünü yitiriyor. ​Yazmak, geçip gideni zorla durdurmak değil aslında; ona verilen bir selam, bir saygı duruşu. 'Seni gördüm, seni duydum, sen buradaydın ve ben seni aşkla yaşadım' diyebilmek... ​Mürekkep kurusa da o anın ruhu, satırların arasında nefes almaya devam ediyor. Ve ben, hayata bir daha asla aynı yerden, aynı gözlerle bakamayacağımı bildiğim için yazıyorum. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Boşa Bağlanmamış Bülbül Gülüne Kar Koysam Köz Olur Aşkın Külüne Şaştım Kara Bahtın Tahammülüne Taşa Çalsam Ezilmiyor Mihriban Tarife Sığmıyor Aşkın Anlamı Ancak Çeken Bilir Bu Derdi, Gamı Bir Kördüğüm Baştan Sona Tamamı Çözemedim Çözülmüyor Mihriban
Şiir
Açar, Kan kırmızı yediverenler Ve kar yağar bir yandan, Savrulur Karacadağ, Savrulur zozan... Bak, bıyığım buz tuttu, Üşüyorum da Zemheri de uzadıkça uzadı, Seni, baharmışın gibi düşünüyorum, Seni, Diyarbekir gibi, Nelere, nelere baskın gelmez ki Seni düşünmenin tadı... Ahmed Arif
Reklam
Reklam