Her millet, kendi kültür müesseseleri ile yaşar, ayakta durur. Kültür unsurları, dışarıdan kaba-saba alınıp bir millete aşılanmak istenirse büyük buhranlar, karışıklıklar ve çözülmeler ortaya çıkar. Nispeten maddî olan teknolojinin bile tam mânâsıyla ve birdenbire bir başka millete nakli mümkün olamıyor.
Bir milletin kendi ahlâkını bırakıp, yabancı bir ahlâkı alması ve sindirmesi ise uzun asırları gerektirir. Sonunda yine de tam bir sonuç alınamaz, eskinin izleri silinemez. Hele hele bırakılmak istenen, alınmak üzere zorlanandan çok daha mükemmel ise, o zaman millet vicdanında büyük yaralar açılır; buhranlar, çatışmalar, çekişmeler, iç mücadeleler başgösterir; millî bünye, birlik ve beraberlik zedelenir.