Bir zamanlar İslam'a bir sarılmışız ki görenler dillerini ısırmışlar O ne sadakat, o ne ısrar öyle O ne hassasiyet. Çocuklarımıza Muhammed adını koymaya ar etmişiz. Mehmet diye çevirmişiz, Suudi Arabistan topraklarında Hazreti Peygamber nerede bir iki dakika konaklamışsa oraya bir işaret koydurmuşuz, bütün ünlü savaşların, ahidlerin, konaklamaların, olayların geçtiği mahalleri camiilerle, mescitlerle binbir sütunla işaretlemişiz. Öyle incelik ve hassasiyet göstermişiz ki görenler şaşırmış işitenler hayran olmuş.
Allah'tan korkan kimse, kalbinde Müslüman kardeşlerine düşmanlık beslemez; yalan, iftira, hased etme gibi gayri insânî duyguları kalbinde bulundurmaz. Çünkü hased, kişinin güzel amellerini mahveder.
İddia ediyorlar ki Arap harfleri zormuş, kimse öğrenemez, okuyamazmış, latin harfleri okuyup yazmayı yaygınlaştırmış,
insanların bilgi düzeyini yükseltmiş... Etrafıma bakıyorum. İddiaların hep aksini görüyorum. Okuma yazma bilenlerin sayısı şu
elli yılda yüz kişide elli kişiye bile çıkarılamamış, üstelik okuyup yazanların hali pek acıklı. İçlerinde okuldaki mecburi
kitapların dışında kendi iradesiyle kitap alıp okuyan parmakla sayılacak kadar az.
gençlik hiç şübhe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata -istikamet dairesinde- sarfetse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanlar müjde veriyorlar.
Asa-yı Musa - 22