S: Karasevda hep kapkara mıdır?
O: Zifiri karanlıktır hemde. Yolunu bulamazsın, saatin kaç olduğunu bilemezsin, nerede olduğunu hatırlamazsın. Bir benlik vardır ortada, ona da ulaşamazsın...
S: Peki her şeye rağmen karasevda mı yoksa tozpembe aşk mı?
O: Karasevda. Yüz bin kere de karasevda, milyon kere de karasevda!
Karasevda, gözleri bağlı olarak bir uçurumun kıyısında yürümek değil miydi? Birine sevdalanmak, donmuş bir gölde, nerede ve ne zaman kırılacağını bilmene imkân olmayan ince buzlar üzerinde yürümek anlamına gelmiyor muydu?
"Daha ne zamana kadar bu kaçış, bu cefa
Yetti artık bu karasevda
Daha ne zamana kadar kaçacaksın benden
Maksadın kıskandırmaktıysa beni, aldın işte intikamını"