"BİR ÖMRÜN BAKİYESİ / İMKANSIZ AŞK"
7/10
·144 syf.··
2026 55. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 23:39
"Hayatın zehirlerini bir süreliğine temizleyen gözyaşları olmasaydı, insanlar için bir ferahlık esintisi duymak, bir teselli sebebi bulmak acaba nasıl mümkün olurdu?" Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Türk edebiyatında Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında karasevda temalı eserler kaleme alan ilk kadın yazar Güzide Sabri tarafından kaleme alınan, ilk kez 1905 yılında yayımlanmış kendi hayatında tanık olduğu kasveti ve hüznü kurguya aktarmaktaki ustalığıyla da edebiyatımızın oldukça ünlü bir eseri haline getirmiştir. “Meğer hayatın ölüm kadar acı anları oluyormuş da insan yine tahammül ediyormuş.” Roman, dönemin toplumsal yapısı ve kadın duyarlılığını "imkansız aşk" teması üzerinden işler. Eser; hastalık, imkansız aşk, fedakarlık ve toplumsal baskılar altında ezilen bir kadının iç dünyasını konu alır. "Heyecan duymayan bir kalp ölmüş değil midir?" Roman, ana kahraman Fikret'in ölmeden önce kızı Nedret'e bıraktığı günlüklerden ve mektuplardan oluşur. Eserin adı da zaten buradan gelir; "evrak-ı metruke" bir kimseden geriye kalan belgeler, kağıtlar demektir. “Bazı tesadüfler vardır ki, insan hakikat olduğuna ihtimal veremiyor…” Genç ve hassas bir kadın olan Fikret, yakalandığı kalp hastalığının tedavisi sırasında Doktor Nejat'a aşık olur. Ancak Nejat'ın evli olduğunu bilmemektedir, öğrenince hayal kırıklığına uğrar ve babasının yanına gider. Annesini yıllar öncesinde kaybetmiş olan Fikret babasının yanında da üvey annesi ile birlikte kalamayacağından üvey annenin yönlendirmesi ile de babanın akla ilk gelen şey tabi ki evlendirmek fikri olur kendisinden yaşça büyük bir çiftlik sahibiyle mutsuz bir evlilik yapar. Üzerinden biraz zaman geçmişken çiftliğe bir mektup gelir ve o mektupla garip bir karşılaşma gerçekleşecektir. Yolların bir gün yeniden doktor Nejat'a
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiGüzide Sabri Aygün · İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,014 okunma
GÖZLERİNDEN BELLİDİR CEVRİYEM.
Puan vermedi
Osmanlı’nın son yıllarında gazetecilik mesleğine başlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli bir gazetecisidir. Necatigil’in istemi üzerine gönderdiği mektubunda, Avrupa’ya giden ilk kadın gazeteci olduğunu ve 1922’de Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul’a gelen Refet Paşa’yla, Alemdar gazetesi için ilk söyleşiyi kendisinin yaptığını söyler. Derviş çeşitli gazetelerde çalışırken, romanları da gazetelerde dizi olarak yayınlanır. İkdam gazetesinde, kadın sayfası hazırlayarak sayfa geleneğini başlatır. Suat Derviş, yabancı dil bilen gazeteci olarak, Boğazlar sorununun görüşüldüğü “Uluslararası Montrö Konferansı’nda” bulunur, 1923 yılında Lozan Konferansı’nı izler. Derviş, 1927 de ablasıyla birlikte Berlin’e gider. Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Bölümü’nde eğitim alırken gazeteciliği de sürdürür. Yazıları, Almanya’da “Scherl, Mosse, Ullstein Querscnitt, Vossische Zeitung” gibi on beşe yakın dönemin en ciddi ve siyasal gazeteleri ve dergilerinde yayınlanır. Türkiye’de yazdığı kimi kitaplarını Almancaya çevirerek yayınlar. Hitlerin gelişiyle, yükselen faşizmi yerinde gözlemlemiş ve Marksist görüşünü pekiştirmiştir. Nazi yanlısı olmayan yayın kurumlarının kapatılması üzerine Türkiye’ye döner. Derviş, 1932 yılında mesleğini Türkiye’de sürdürür. Son Posta, Resimli Ay, Tan Gazetesi gibi sol görüşlü gazete ve dergilerde çalışır. Almanca, Fransızca, İngilizce çeviriler yapar. 1934-1938 yılları arasında 5 romanı gazetede dizi olarak yayınlanır. 1937’de Tan Gazetesi, Derviş’i SSCB’ye gönderir. Bu inceleme, 1944’te “Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum?” adıyla yayınlanır. Derviş, bu dönemde üst tabakanın çalkantılı yaşamını değil, adaletsizliğe, nazizme ve yükselen faşizme karşı yazılar yazar. Yayınlanan incelemenin ardından da “kızıl” damgası vurulur bu tarihten
Edebiyat
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,644 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
“ Karasevda demek, siyah bir mühür demektir. Sevdaya düşenlerin kalbinde mutlaka o mühür vardır.” “Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor. Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya tutuştuğumuz, adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: ‘Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın.’ Bu kadar.” Sıcacık, lezzetli bir okuma yolculuğu oldu benim için. Yazar ile karşılıklı oturup hayat hikâyesini dinliyormuş gibi hissettim. Ercan Kesal’ın “Peri Gazozu” kitabı, yazarın hekimlik yıllarından, çocukluğundan ve taşra yaşantısından kesitler sunarken aynı zamanda hayatın içinden insan hikâyelerini anlattığı deneme ve anı kitabıdır. Ölüm, hastalık, çocukluk, aile bağları ve taşranın kasvetli yapısı, vefalı bir oğul ve “alışmaya” direnen bir hekim gözüyle samimi bir dille aktarıyor. Anadolu’da geçen hekimlik hayatının zorluklarını, taşranın sıcaklığını ama aynı zamanda karanlık, kasvetli yanlarını ele alırken, geçmişin tatlı-acı karışımını, büyüme sürecini ve kirli dünyayla yüzleşmeyi anlatır. “ Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.” İnsan büyüyünce şöyle geriye baktığında özlem duyduğu ne kadar çok şey olduğunu anımsar. Satırlara serpilmiş ince detaylar empati duygusunu yaşatırken kimi zaman hüznü kimi zaman tebessümü hissettim.
Edebiyat
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma
6/10
·152 syf.··
2025 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 00:00
Mustafa Kutlu’nun Türk filmi tarzında yazdığı eseri akıcıydı fakat sonu çok aceleye getirilmiş gibiydi, abartısından dolayı beğenmedim. Yazar şöhretin, paranın bir insanın hayatını nasıl değiştirdiğini ve şöhretin bildiğimiz sonunu farklı hayat hikayeleri örnekleriyle yazmıştı. Yakışıklı keman sanatçısı Kenan ve assolist adayı güzel Semiramis’in hikayesi ile başlayan kitap başka bir çift hikayesi ile devam ediyor. Aşk,karasevda, gazinolar, bol alkol, bol musiki, iyi insanlar, kötü insanlar, trende kemanıyla dolaşan bir kemancı…Kitaba ara verdiğinizde ya da kitabı bitirdiğinizde dinlemek isteyeceğiniz çok şarkı olabilir.
Edebiyat
Tirende Bir KemanMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20154,773 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 21:21
Zamaninda çok ses getirmiş olan Suat Derviş harika romanı. Aski birde Cevriye anlatsın size. Dokunmadan sevmek ne demek Cevriyeden dinleyin. Cok duygulandım sanirim. Harika bir roman, zamanımızın en çabuk tüketilen duygusu olan aşki bir hayat kadınından okuyun derim. Sende karasevda var. İki gündür dinliyorum sarkisinida sanki baska bir seyler anlatmaya başladı gibi.
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20252,644 okunma
Karasevda
10/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 03:42
Bir kere sevdaya tutulmayagör; Ateşlere yandığının resmidir. Âşık dediğin Mecnun misali kör; Ne bilsin âlemde ne mevsimidir. Dünya bir yana, o hayal bir yana; Bir meşaledir pervaneyim ona. Altında bir ömür döne dolana Ağladığım yer penceresi midir? Bir köşeye mahzun çekilen için, Yemekten içmekten kesilen için, Sensiz uykuyu haram bilen için, Ayrılık ölümün diğer ismidir.
Şiir
Bütün ŞiirleriCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 198714,1bin okunma