"Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır!"
Ebû Gudde Hoca'nın başından geçen nefes kesen kitaba ulaşma hikâyesi, buyrun:
"... bazen şu kitabı elde edersem Allah Teala için şu kadar rekat namaz kılacağım diye adakta bulunurdum. Bir kitap elde etme hususunda başımdan bir olay geçti, ilginçliğinden dolayı yeri gelmişken buraya kaydediyorum:
Kahire'de Ezher’de okuduğum günlerde, yanından ayrılmadığım sıralarda hocamız Allame İmam Muhammed Zahid el-Kevseri -Allah Teala ona rahmet etsin- bana Ali el-Kari'nin "Fethu bâbi'l-inâye bi Şerhi Kitabi'n-Nukâye" adlı kitabını edinmemi şiddetle tavsiye etmişti. Bu kitabın Hindistan'da basıldığını sanıyordum. Öğrenimimi bitirene kadar Kahire'de altı yıl kaldığım sürece bu kitabı soruşturuyor, bulunabileceğini tahmin ettiğim her kütüphanede onu arıyordum, fakat ondan ne bir haber ne de bir iz bulabildim.
Memleketim Halep'e döndüğümde, ziyaret ettiğim her şehirde veya uğradığım her kütüphanede onu aramaya devam ettim. Hindistan'da basıldığını zannettiğim ve o da Hanefi fıkhı kitaplarından olduğu için, kitapçılara genel olarak Hanefi fıkhındaki Hindistan baskılarını sorardım. Belki bu yolla ona ulaşırım diye düşünüyordum, çünkü adını bilmiyor olabilirlerdi. Şam'da eski ve değerli kitaplar konusunda uzman, eski ve kıymetli birçok eseri ellerinde bulunduran ama onları aşırı fiyatlandıran ve satma konusunda katı davranan eski kitapçılar vardı; İzzet el-Kusaybati ve babası, Şeyh Hamdi es-Sefercelani ve Seyyid Ahmed Ubeyd onlardandı.
Seyyid İzzet el-Kusaybati'ye Fethu Babi'l-İnaye'yi Hindistan baskılarından olduğu düşüncesiyle sordum. "Bende var" dedi ve bana İmam el-Aynî'nin "el-Binaye bi Şerhi'l-Hidaye" adlı, 1293 yılında yani yüz yıl önce Hindistan'da basılmış, geniş hacimli altı cilt halindeki kitabını çıkardı. Bu kitap da