8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Agatha Christie'nin yazdığı son Tommy ve Tuppence romanıdır. Tommy ve Tuppence, gizli ajan görevlerinde bulunan karı kocadır. Gizli Düşman, N veya M, Pembe Evdeki Ölü ve Kader Kapısı romanlarında baş karakterler olarak bu ikili vardır ve en önemli özellikleri de geçen zamanla beraber yaşlandıklarıdır. Diğer karakterler gibi sonsuz evrende sonsuza kadar oldukları yaşta sabit kalmamışlardır. "Mary Jordan'ın ölümü normal değildi. Bu içimizden birinin işi, onun kim olduğunu bildiğimi sanıyorum.'' Oldukça güzel bir Tommy ve Tuppence Beresford romanı. Tommy ve Tuppence yeni bir köşk satın alırlar. Evin içerisindeki kitapları yerleştirmeye çalışırken Kara Ok kitaptaki bazı harflerin altının çizildiğini fark ederler. Mary Jordan adında birinin ölümünün normal olmadığı yazmaktadır. Bunu yazan çocuk Alexander da ölmüştür. Araştırmaya başladıklarında Mary'nin ajan olduğunu öğrenirler. Alman casusu zannederler ancak İngiliz ajanıdır. Bu arada Mary hakkında bilgi veren bahçıvan öldürülür ve Tuppence'e ateş edilir. Yazar bu kitabı da katil ve cinayet unsurlarinin yanında hayvan sevgisi ve aile bağlarının önemine de yer vermiş. Ama öyle çok aksiyon içeren bir eser değil.Kararı size bırakıyorum ama seriye başlarsanız bunu da okuyun derim.
Kader KapısıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2017886 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,378 okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:58
Kitabı bir televizyon kanalında gördüm. Adıyla müsemma Aşk Acıtır? Bir aşk hikâyesinden de ziyade anne-kız ilişkisine davet ediyor bizi yazar. Anne Azra, başarılı bir avukat, çünkü köklerinden sürekli başarılı olması, her zaman en olması beklenmiş bir kız çocuğundan, eşi tarafından anlaşılmayan, karı koca ilişkileri de kalmayan ev arkadaşına dönüşerek yabancılaşan iki kişiye evrilen bir sarmal görüyoruz. Azra, eşi tarafından aldatılarak yıpranan ruhunu, kaybettiği yıllarla yüzleşmek için terapiye başlıyor. Salah, bu terapilerde danışanının eşi İlker tarafından aldatılışını, ruh yaralarını paylaşıyor doğal olarak. Bu terapiler terapi danışan ilişkisinden çıkıp dostluğa evriliyor. Dönüşen bu dostluk Azra'nın psikoloji okuyan kızı Sanem'e de sıçrıyor ama, onun da kırgınlıkları, yaraları, istekleri ve babasından beklediği ilgi ve sevgiyi alamaması haklı görüleceği gibi öfkesi ile bütünleşiyor. Ve Sanem üniversitedeki arkadaşı Baran'nın görmek istemediği veya kabul etmek istemediği ilgisine kapılınca aralarında duygusal demek isteyip de diyemeyeceğimiz bir tensel çekim oluşuyor. Bir araya gelişlerinin nedeni anlık. Sanem'in içerisinde, ruhunda taşıdığı ilk aşkının sebep olduğu travma. Birliktelik yaşıyorlar fakat bu kızımızın ifade edişiyle maalesef tecavüz. Annenin tabii ki bundan haberi dahi yok. Kendi derdinde çünkü. Öte taraftan Salah, Azra'ya aşık olduğu için terapiye son verip başka bir arkadaşına yönlendiriyor. Azra, Salah'ın sıkıldığı için terapiyi sonlandırdığını düşünüyor. O değil de kızdım okurken yahu hadi gönlün düşmüş anladım, kızından ne istersin? E Sanem de suçlu bir yerde. Salah'ın yanında staj yaparken danışanları arasına girip ortalığı karıştırdığından staj da hak getire. Kaldı ki bir terapist danışanı ile ilişki yaşayıp kızına da göz kırpamaz ki.
Aşk AcıtırMerve Küçüksarp · Epsilon Yayınevi · 20261 okunma
8/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size @ruthwarewriter in ulkemizde son yayinlanan kitabi #zerodays #gerçeğinizinde yorumu ile geldim. Ilk sayfadan son sayfaya kadar temposu hic dinmeyen, kacma-kovalama tarzında harika bir #polisiye #gerilim kitabiydi. Karakter odaklı ve tek bir bakis açısına sahipti. Bu hikayeyle Ware'in gerçekten de harika bir iş çıkardığını söylemeliyim. İlk sayfalardan itibaren inanılmaz derecede sürükleyici buldum. Elimden bırakamadım. Heyecan verici ve hızlı tempolu, gerilim dolu anlara sahipti. Yalnızca bu kacma-kovalama isi tum kitabi nerdeyse kapsadigi icin bir yerde sıkıldım. Artık bir yere varsın isterken guzel bir dönüş yaptı ve iyi bir ters kose sundu. Sonu her ne kadar guzel olsa da bazi seyler belirsiz kaldi. Tıpkı gercek hayatta oldugu gibi dokunulmaz olanlara ucu dokundu ama ihale cinayetin maşası olan kişide kaldi. Jacintha (Jack) Cross, dijital güvenlik uzmanı ve hacker olan kocası Gabe Medway'in yardımıyla "Görevimiz Tehlike" tarzı hırsızlıklar yapan biridir. Kari-koca sirketler tarafından güvenliklerini değerlendirmek ve zayıf noktaları ortaya çıkarmak için işe alinmis "Sızma Uzmanları"dırlar. Rutin bir görevde bir aksilik yaşanır ve Jack bir kac saatligine gozaltina alınır ve kendini aklayabilmek icin kocasiyla görüşmelerini soyler ama bir türlü kocasina ulaşamazlar. Sonrasinda Jack serbest birakilir ve eve doner. Ne yazık ki o sirada Gabe'in vahşice öldürüldüğünü görür. Olayin sokuyla polislere hemen haber vermeyisi ve tutarsız saat aralıkları ile olay gününü anlatmasi onu birinci dereceden suçlu konumuna getirir. Ustune bir de Gabe'in yeni bir "hayat sigortası" poliçesi aldığı ortaya çıkınca isler tamamen aciklanamaz boyuta gelir. Artık Jack'in tek çaresi kimseye güvenmeden 1 hafta icinde gercekleri ortaya çıkarabilmek adina polislerin
Gerçeğin İzindeRuth Ware · The Kitap · 2025141 okunma
Ji bo dîroka mirovahiyê nerîne ke nû!
Puan vermedi
Dîroka Veşartî ya Jinan – Sheila Rowbotham Ev pirtûk, yek ji berhemên herî girîng ên dîroknasîya femînîstî ye, ku di sala 1972’an de hatîye weşandin û niha jî wekî çavkanîya bingehîn tê hesibandin. Nivîskar Sheila Rowbotham, di vê xebatê de, 300 salên dawî yên dîroka Brîtanyayê dinirxîne û cih, rol û têkoşînên jinan di nav pêvajoyên aborî, civakî û siyasî de derdixe holê, yanî yên ku heta wê demê di dîrokê de hatibûn paşguhkirin an jî veşartin. Rowbotham nîşan dide ku çawa pêşketina kapîtalîzmê, guherîna avahîya malbatê, dabeşkirina kar û desthilatdariya baviksalarî, bi hev re cihê jinan di civakê de diyar kirine. Ew îspat dike ku bindestbûna jinan ne rewşek xwezayî ye, lê encama guherînên dîrokî ye: -Di serdema destpêka kapîtalîzmê de, jin ji karên kêrhatî hatin dûrxistin, karên wan wekî “nekar” hatin binavkirin û nirxê wan kêm hatîye dîtin. - Têkoşînên jinan ji bo mafên xwe “mafê dengdanê, mafê xwendinê, mafê kar û mûçeyek wekhev, mafê kontrolkirina jiyana xwe ya zayendî” bi berfirehî têne şîrove kirin. - Têkiliya di navbera çîna civakî û rewşa jinan de jî bi zelalî tê vekolîn: rewşa jina karker û jina çîna navîn her çend cûda be jî, herdu di bin bandora desthilatdariya mêran de bûn. Nivîskar bi zelalî û zimanekî hêsan, lê kûr, nîşan dide ku jin ne tenê mexdûrên dîrokê bûn, lê di her qonaxê de li hemberî vê rewşê berxwedanî kirine û guherînên mezin bi dest xistine. *Yekem xebatên ku dîrokê ji çavê jinan dinirxîne û valahiyek mezin di dîroknasiyê de tije dike. * Têkiliya di navbera pergala aborî û rewşa jinan de bi awayekî rast derdixe holê. * Ne tenê ji bo zanyaran, lê ji bo her xwendevanekî jî têgihîştî ye. * Ev pirtûk bingeha tevgerên femînîstî yên paşerojê danîye û li ser gelek lêkolînên din bandor kirîye. *Piraniya naverok li ser Brîtanyayê ye; rewşa jinan li
Kadının Gizlenmiş TarihiSheila Rowbotham · Payel Yayınları · 201111 okunma
7/10
·111 syf.··
2026 7. kitabı
Yaşamöyküsüyle hayli merak uyandıran bir kişilik olan Fransız yazar Colette, novella diyebileceğimiz bu romanında bize bir aşk üçgeni sunuyor. Ama bu öyle alışık olduğumuz bir aşk üçgeni değil. Öyle ki, iki kenarında kadınla erkek, diğer kenarındaysa pek de alışık olmadığımız biri… bir kedi var. Kedilerin edebiyatta başrolde yer aldığı pek çok roman var. Colette’in 1933 tarihli romanı Dişi Kedi de bunlardan biri. Hikayede bir kedinin ilişkideki üçüncü kişi, kadının rakibi oluşunu ele alınıyor. 19 yaşındaki Camille Malmert ve 24 yaşındaki Alain Amparat taze evliler. Onlara bir de, Alain’in çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Chartreux cinsi kedisi Saha eşlik ediyor. Alain Saha’yı Camille’den daha çok seviyor. Tabii bu durum Camille’nin sinirini bozdukça bozuyor. Kedinin dişi olmasının da bu kıskançlıkta garip de olsa doğrudan bir payı var gibi. Erkek bir kedi Camille’i bu kadar kıskandırmayabilirdi. Kitap boyunca hayli ilginç diyaloglar da yaşanıyor. Mesela bir yerde Alain ona, “Ne olur bu tatlı hayvancığı sen de benim gibi benimsesen… Kedi ya da köpek besleyen tek genç karı koca biz miyiz? Sana bir papağan, küçük bir maymun, bir çift muhabbetkuşu, küçük bir köpek alayım mı, beni kıskandırabilmen için?” diye ciddi ciddi soruyor. E adama da tak ediyor artık. Ama Camille’in de haklı olduğu taraflar var, hatta belki en haklı olan o. Bu kadar yeni evlilerken Alain’in kedisi Saha’yı karısından üstte tutması kadını üzüyor, öfkelendiriyor. Alain'in evliliğe hazır bir adam olmadığı zaten ortada. “Hayvansever insanlar gibi değilsin sen. Sen Saha’yı seviyorsun” diyor. Yani, “ona aşıksın” demek istiyor bir bakıma. “Gördüm sizi! Sabahları küçük sedirin üzerinde geceyi geçirdikten sonra… ikiniz de yanak yanağa vermiştiniz…” Kitabın 1933’te teatral bir tonla yazıldığını
Dişi KediColette · Sel Yayıncılık · 2021363 okunma
Reklam
Reklam