Puan vermedi·224 syf.··
2026 374. kitabı
Nazan Bekiroğlu’nun kelimelerle adeta bir kilim gibi dokuduğu Yusuf ile Züleyha, Doğu edebiyatının Klasik İslam klasikleri arasında yer alan bu kadim aşk ve sadakat kıssasını muazzam bir edebi dille ve derin bir felsefi derinlikle yeniden yorumluyor. Yazar, sadece beşeri bir aşkın hikayesini değil; güzelliğin, kıskançlığın, kuyuya düşüşün, köleliğin, sabrın ve en nihayetinde nefsin terbiyesi ile ilahi aşka ulaşmanın basamaklarını sarsıcı ve şiirsel bir üslup ile aktarıyor. Karakterlerin iç dünyalarını, Züleyha'nın aşkıyla yanışını ve Yusuf'un iffetiyle imtihanını psikolojik derinliklerle ele alan eser, okuyucuyu kalbin ve ruhun labirentlerinde derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Bir damlanın peşinde bir ömür…
7/10
·86 syf.··
2026 583. kitabı
İskender Pala’nın Su Kasidesi adlı eserini okurken bunun yalnızca tarihî bir roman olmadığını düşündüm. Bana göre kitap, sevginin insanı nasıl dönüştürebileceğini ve bir inancın insan hayatına nasıl yön verebileceğini anlatıyor. Eser, Fuzûlî’nin aynı adlı kasidesinden ilham alırken okuyucuyu hem tarihî bir yolculuğa çıkarıyor hem de manevi bir dünyanın kapılarını aralıyor. Kitap boyunca olaylardan çok insanların duygularına, inançlarına ve arayışlarına odaklandım. Çünkü anlatılan hikâyenin merkezinde yalnızca geçmiş değil, insanın kalbinde taşıdığı sevgi var. Beni en çok etkileyen nokta, sevginin burada sıradan bir duygu olarak değil, insanı olgunlaştıran ve anlam arayışına yönelten bir güç olarak ele alınması oldu. Günümüzde sevgi çoğu zaman sahip olmakla ilişkilendirilirken, bu eserde sevginin daha çok adanmak ve anlam bulmakla ilgili olduğunu hissediyoruz. İskender Pala’nın dili yer yer ağırlaşsa da metnin ruhuna uygun bir derinlik taşıyor. Özellikle divan edebiyatına yapılan göndermeler, kitabı sadece bir roman olmaktan çıkarıp kültürel bir yolculuğa dönüştürüyor. Bu nedenle eser, yalnızca bir hikâye okumak değil; aynı zamanda geçmişin düşünce dünyasına misafir olmak gibi. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: İnsan sevdiği şeye ne kadar yaklaşırsa, kendine de o kadar yaklaşmış olur mu? Çünkü kitap boyunca sevginin yalnızca bir duygu değil, insanın kendini tanıma yolculuğunun da bir parçası olduğunu düşündüm. Kısacası Su Kasidesi, tarih, edebiyat ve maneviyatı bir araya getirirken okuyucuyu sevginin anlamı üzerine düşündüren etkileyici bir eser. Anlattığı hikâyeden çok bıraktığı duyguyla hafızada yer eden kitaplardan biri.
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,333 okunma
Reklam
10/10
·600 syf.··
2026 191. kitabı
Divan edebiyatı bana hep mesafeli ve ağır gelirdi, ta ki Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn’una derinlemesine dalana kadar. Bu eser, modern dünyadaki "tüketilebilir" aşkların aksine; "yok olmayı", "pişmeyi" ve "gönülde yanmayı" anlatıyor.
Leyla ve MecnunFuzuli · Yelkenli Kitabevi · 20092,438 okunma
Puan vermedi
Mastar veya isim formunda Kur’an-ı Kerîm’de yetmiş kadar ayette geçen “Kur’an” kelimesinin hangi dilden ve hangi kökten olduğu konusunda âlimler tarafından bir mutabakat sağlanmış değildir. Resulullah’a nazil olan vahyin “Kur’an” kelimesi ile isimlendirilmesi yedinci yüzyıl Arap dili geleneğine pek uygun düşmeyen bir isimlendirmedir, şeklindeki bir düşünceyi İslam âlimleri ve müsteşriklerin kelimeye biçmiş oldukları anlamların çeşitliliği de güçlendirmektedir. Nitekim Arap edebiyatçısı Câhiz(ö.255/869) konuyla ilgili şu ifadelere yer vermektedir:” Allah kendi kitabını hem genelde hem de özelde Arapların kendi kelamlarını adlandırma tarzına aykırı biçimde isimlendirmiştir. Araplar şiirlerinin bütününü ‘dîvan’ diye nitelendirirken, Allah bir bütün olarak vahyi ‘Kur’an’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerin bölümlerini ‘kasîde’ diye nitelendirirken, Allah Kur’an’ın bölümlerini ‘sûre’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerinin daha küçük bölümlerini ‘beyt’ diye nitelendirirken, Allah küçük vahiy birimlerini ‘ayet’ diye isimlendirmiştir. Araplar şiirlerindeki mısra sonlarını ‘kâfiye’ diye nitelendirirken, Allah ayet sonlarındaki kelimeler ve harfleri ‘fâsıla’ diye isimlendirmiştir.” Kur’an kelimesinin ne anlama geldiği ile ilgili ileri sürülen farklı görüşleri kısaca ele alalım. İmam Şafiî bu konuda şunları söyler :”Kur’an kelimesi aslında harf-i tarifli ve hemzesiz ‘el-Kuran’ şeklinde olup kara’e veya başka bir kökten türemiş değildir; bilakis Tevrat, İncil gibi Allah’ın gönderdiği vahyin özel ismidir.” İmam Şafiî’yi istisna tutarsak Kur’an kelimesinin bir kökten türediği konusunda İslam âlimlerinin hemen hepsi mutabıktır. Ebu’l Hasan el-Eşarî(Ö324/936)’ye göre Kur’an “iliştirmek, birleştirmek, birbiriyle bağlantılı hale getirmek” anlamındaki “krn(karn)” kökünden
Kur’an, Vahiy, NüzulMustafa Öztürk · Ankara Okulu Yayınları · 201641 okunma
Harika
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:39
Fuzuli tarafından yazılan Su Kasidesi, Divan edebiyatının en güçlü ve en etkileyici eserlerinden biridir. Bu eser, Hz. Muhammed’e duyulan derin sevgi ve bağlılığı anlatan bir naat (övgü şiiri) niteliğindedir. Fuzuli, şiirde “su”yu bir metafor olarak kullanır. Su; hem temizliği hem hayatı hem de aşkı temsil eder. Aynı zamanda gözyaşı, özlem ve arınma anlamlarını da taşır.
Su Kasidesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20201,333 okunma
Omuzumda Hemençe - Ali Kemal SARAN
Puan vermedi·512 syf.··
2024 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 01:40
Omuzumda Hemençe Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları - Ali Kemal Saran 1- Oflu Mandan Hoca, Sultan Abdulhamid'e karşı çıkan ve serzenişte bulunan hocadır. 2- 6 Temmuz "1929 Sel Felaketi" Sürmene - Of arasında vuku bulmuştur. Bu sebeple yörede bir olay anlatılırken selden önce ve sonra diye ayrımda bulunurlarmış. Fil vakası gibi bir örnek bunun bölgesel versiyonu olarak güncel için kullanılabilir. 3- Sel sebebiyle insanların bir kısmı Hatay Kırkhan'a veya Trabzon Maçka'ya ve Van'a göç etmişlerdir. 4- Sultan Murat Yaylası ve o dönemlerdeki yaşantı hakkında güzel bilgiler var. Özellikle yaylanın şehitliği hakkında kıymetli bilgiler içeriyor. 5- Hamza Abi'yle bu kitabı konuşurken yazarın bizim Ali Ulvi diye bir abimizin dedesi olduğu öğrendim :d 6- Hacı Hasan Efendi: Küçükköylü Hacı Salih Efendi'nin talebesi. 7- Mehmet Zeki Okur - MSP Zonguldak Milletvekili oluyor daha sonra 1977 yılında AP Kayseri Milletvekili oluyor. Bu adam bir ara yine gözümüze çarpar. 8- Bekir Topaloğlu'nun dedesi Topal hoca lakabıyla maruf "Hacı Lakur Mehmet Hanefi Kutluoğlu"dur. 9- Aşıkkutlu Hoca'nın kısa sakalları o dönemlerde diğer hocaefendiler arasında nasıl karşılanıyordu acaba :dd - Hocaefendi'nin hayatına dair "Kıraat Alimi Mehmet Rüştü Aşıkkutlu'nun Hayatı ve Din Eğitimine Katkıları" Mehmet Günaydın diye bir yazar var. Aynı adamın "Oflu Aşıkkutlu Hoca" diye bir kitabı da var. 10- "Çaykara'nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu" diye bir sempozyum yapılmış. Ancak ben kitabını veya pdfsini bulamadım. 11- Abdulgafur Karaismailoğlu Kore'ye Tugay İmamı olarak giden bir hoca. Bu zat orada birçok Koreli'nin Müslüman olmasına vesile oluyor. 12- Hacı Abdurrahman (Beşikçi) Efendi'ye dair de bilgiler var. Özellikle Hacı Hasan Efendi, Aşıkkutlu Efendi ve Hacı
Edebiyat
Omuzumda HemençeAli Kemal Saran · Timaş Yayınları · 201321 okunma
Reklam