Su Kasidesi
"دست بوسی آرزوسیله گر اولسم دوستلارکوزه ایله توپراغیم سونون انینلا یاره سو" "Ey dostlar! Eğer onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, Toprağımdan testi yapıp onunla yare su sunun." Fuzuli
Şiir
*HİCRET - 5* *Medine'ye hoş geldin, şeref verir davetin* Peygamber efendimiz "aleyhissalâtü vesselâm" ve Hazret-i Ebû Bekr yollarına devâm ederek mîlâdın 622. senesi Eylülün yirminci ve Rebiülevvelin sekizinci Pazartesi günü Medîne yakınlarındaki Kubâ köyüne vardılar. Bugün Müslümanların hicrî güneş yılının başlangıcı oldu. Birkaç gün burada kalan Peygamberimiz ilk iş olarak Kubâ Mescidini yaptı. Rebiülevvelin 12. Cumâ günü Medîne şehrine doğru yola çıktı. Rânûna Vâdisinden geçerken, öğle vakti olmuştu. Burada ilk Cumâ namazını kıldı ve ilk hutbeyi okudu. Namazdan sonra her ikisi ve yanındakiler develerine bindi ve Medîne'nin yolunu tuttular. Medîne halkı, Peygamberimizin mübârek yüzünü görebilme heyecanıyla, yolları kaplamış ve bayram sevinci yaşıyordu. Enes bin Mâlik, Peygamberimizin Medîne'ye girdiği günden daha güzel ve neşeli bir gün görmediğini ifâde eder. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan: *Seniyyet-ül-Vedâ'dan, Bedr doğdu üstümüze,* *Hakka dâvet ettikçe, şükr vâcib oldu bize* *Sen bize gönderildin, Emrullahı getirdin* *Medîne'ye hoş geldin, şeref verir dâvetin* diyerek, kasîdeler söylüyorlardı. Medîne halkı görülmemiş bir tezâhüratta bulunuyor, herkes; "Bize buyrun, yâ Resûlallah!" diyerek, Peygamber efendimizi evlerine dâvet ediyorlardı. Resûl-i ekrem efendimiz devesini serbest bıraktı. Deve ilk defâ iki yetime âit bir arsaya çöktü ve çok durmadan kalktı. Biraz yürüdükten sonra tekrar aynı yere çöktü. Burası Peygamber efendimizin dayıları olan Neccâroğullarından Ebû Eyyûb-i Ensârî hazretlerinin evine yakındı. Peygamberimiz, bu zâta misâfir oldu. Ensâr (Medîneli Müslümanlar) dîni için vatanını terk eden muhâcir kardeşlerini barındırdı, evlerine misâfir etti, iş buldu, mülklerinden yer verdi ve her yardımı yaptı. -devamı var- *Huzur
Alıntı
Reklam
NASILDA YAŞAMAK İNCE GÖMLEK DÜĞMELERİNDE
Böbreklerimde çiçekler açar, Yenisine dünya. Bambaşka bir pazar yerinde, Filmlerdeki gibi alelacele, Bisikletlerimizle şendik seninle. Nasıl istersin bu hayatı? Senin, benim hayallerimiz birbirine karıştı. Ömrümüz kasideyle buluşacaktı, Nefes kadar sancılığı doğum, Bir kalp atışı anavatan... Hadi bir şarkı söyle desem, Yemyeşil toprağa uzanmışken. Beynim kaldırmıyor yalnızlığı, Sabahı şeriflerimiz hayr'ola, Gülistanlığıysa sabırmış. Ardıma baktım eski günler neredeler? Bir harabe içindeler. Hadi o zaman kalkıp gidelim, Tamam hayr'ola, neler ola? İçmişim sarhoşluğunu. Çayını, çorbasını içelim, Ekmeği banalım aşk diye atan göğsüne. Tamam da senin olmadığın sokaklar ne alâka? İçime çektim nefesi bir anda, Canıma aksın başka bir şey değil. AYKUT BARIŞ ÇELİK
Edebiyat
"Nasıl kuru dudakları devlet olduysa Hüseynin Şehit ağzını değdir üstüne ölü kalbimin." Cahit Zarifoğlu | Korku ve Yakarış
Şiir
Hüzünlü, dramatik ve derin. Sanırsın kasideler, makber felan dinledim hep
Yâr için ağyâra minnet etdiğim ayb eylemen Bâğbân bir gül için bin hâra hizmetkâr olur | Fuzûlî
Reklam
Reklam