aşağıda yer alan yazdığım haberdeki h.k.g.yi yeğenin, çocuğun, kardeşin yerine koyup bana alıntıladığım iletinde yazdığın merkezinde yorumlar mısın sayın A.Hüsrev ? yorumun için şimdiden teşekkürler.. 6 yaşındayken 29 yaşındaki bir müritle imam nikahı kıyılan h.k.g. ifadesinde cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlatır. iddianamede yer alan bilgilere göre 6 yaşındayken h.k.g.ye gelinliğe benzeyen beyaz bir kıyafet giydirilir. daha sonra h.k.g.ye kadir istekliyi gösterip, 'o artık senin kocan' derler. kadir istekli de 6 yaşındaki çocuğu bir fotoğraf stüdyosuna götürür.. yıllar sonra ifadesinde h.k.g. imam nikahı kıyıldıktan bir gün sonra yaşadıklarını şöyle anlatır: 'kadir, vücudumu okşadı, ayaklarıma sürtünüp daha sonra ayaklarıma boşaldı. ben ağladım. kadir evlendiğimizi söyledi. annem, babam nasıl evliyse bizim de evli olduğumuzu anlattı. 'sen benim karımsın, ben senin kocanım' dedi. 'evliler böyle oyunlar oynar ama bu oyun kimseye söylenmez.. bak annenle baban kimseye söylemiyor..' dedi. annem ile babam kadire 'damadım' diyordu.. iddianamede yer alan bilgiye göre bir yıl sonra h.k.g., anne ve babasıyla memleketleri sakarya-sapancaya gitti.. kadir istekli de aileyle birlikte gitti. sapancadaki evlerinin ikinci katında kadir istekli, h.k.gye tecavüz etti. istanbul-çengelköydeki evlerine döndüklerinde tecavüz devam etti. iddianameye göre anne önce karşı çıktı. ancak babası yusuf ziya gümüşel, annesinin evde olmadığı günlerde h.k.gyi karşı dairedeki kadir istekliye teslim etti. annesi h.k.gnin saçlarını tarayıp kadir isteklinin yanına gönderiyordu. h.k.gnin babası, 2011de sancaktepede büyük bir külliye kurmaya başladı ve oraya yerleştiler. küçük çocuğa 13 yaşındayken nişan, 14 yaşına geldiğinde ise düğün yapıldı. düğünden sonra kadir ile h.k.g.

A.Hüsrev

@AHusrev
·
Şeriat, insanların ümidini kestiği bir zamanda gelecek.
Trump, 7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi’ne katılacağını ve Türkiye’yi ziyaret edeceğini göğsünü gere gere ilan ediyor. Bir lider, perde arkasında sıkıştırılacağını bildiği bir küresel sofradan (NATO'dan) korkuyorsa, yapacağı en rasyonel şey "Gelmeye niyetim yok, çekiniyorum" imajı vermek değil; aksine vites yükseltip "Oraya bizzat geliyorum ve masaya oturacağım" diye gövde gösterisi yapmaktır. Trump, Ankara'ya gelerek hem Erdoğan ile kurduğu o "Şara ve Suriye planını" sahada tahkim etmek istiyor hem de kendisini ablukaya almaya hazırlanan Avrupalı liderlere (Macron, Scholz vb.) karşı "Ben buradayım, kaçmıyorum" mesajı vererek psikolojik üstünlüğü korumaya çalışıyor. Trump'ın "İran 60 gün içinde anlaşma yapmalı yoksa onları memnun etmeyecek şeyler yapacağız" çıkışı, Hürmüz’ün sadece 24 saat önce Devrim Muhafızları tarafından kapatılmasının ardından karizması çizilen bir hegemonun hırçın öfkesidir. Trump, 60 günlük resmi müzakere süresini zaten kabul etmişti. Ancak sahada İsrail ve İran’ın restleşmesi yüzünden "zayıf" görünmemek adına bu süreyi şimdi İran'a verilmiş bir "ültimatom" gibi pazarlıyor. "Memnun etmeyecek şeyler yaparız" tehdidi, Kasım seçimleri öncesi içerideki Yahudi sermayesine ve şahinlere "İran'ı hala tehdit edebiliyorum" mesajı vermektir. Yani masayı deviren tarafın kendisi olmadığını savunurken, arkada yaşanacak olası bir başarısızlık durumunda faturayı ekibinden birine kesmek için zaman kazanıyor. Trump, Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin normal bir şekilde sürdüğünü iddia ediyor. Devrim Muhafızları boğazı kapatıp ticari gemileri tehdit etmiş, İsrail saldırıları "donduracağını" söyleyerek taktiksel bir geri adım atmışken; Trump borsaların çökmesini engellemek için rasyonel bir yalan söylüyor: "Sıkıntı yok, trafik akıyor". Petrol fiyatlarının
Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Trump, Ortadoğu’da İran ile alelacele imzaladığı o "İslamabad Mutabakatı"nın sahada (Hürmüz ve Lübnan'da) daha 48 saat geçmeden delik deşik olmasıyla küresel karizmasını zaten fena çizdirdi. Ankara'daki müttefiklerin karşısına bu "rehin alınmış" imajla çıkmak, kendisini "Cengiz Han'dan daha güçlü" ilan eden narsisizmi için tam bir yıkım. Eğer Trump, müttefiki İsrail’i dizginleyemez, Hürmüz Boğazı kapalı kalır ve petrol fiyatları tırmanmaya devam ederse, bunun faturası Kasım ayında sandıkta Cumhuriyetçilere kesilecek. Demokratlar Kongre'de (Temsilciler Meclisi ve Senato'da) çoğunluğu ele geçirirse, Trump’ın ikinci dönemi resmen bir "topal ördek" trajedisine dönüşür. ABD içindeki devasa Yahudi sermayesi ve savaş lobileri (AIPAC vb.), İran'la yapılan bu anlaşmaya öfkelerinden dolayı Cumhuriyetçi adaylara verdikleri seçim finansmanını şimdiden kısmaya başladılar. Paranın kesilmesi, Trump için seçimleri kaybetmekle eşdeğerdir. İşte tam olarak bu yüzden Trump, hem NATO zirvesinde elini rahatlatmak hem de Kasım seçimlerinde tabanına bir başarı hikayesi sunabilmek için sıkışmış durumda. Bu iki devasa bariyeri aşabilmek için içeride "10 sent bile vermeyeceğiz" diye hırçınlaşırken, dışarıda işlerin sarpa sarmasının suçunu acilen birine yıkmak zorunda. Ankara'ya gitmeden ve Kasım sandığı önüne gelmeden önce, kurduğu bu kırılgan Ortadoğu politikasının başarısızlık faturasını bizzat sahada bu işi yürüten temsilcilerine kesmesi artık an meselesi. Kral, tahtını ve kasım sandığını korumak için vezirlerini feda etmeye her zamankinden daha yakın.
Siyaset
Tüm güzellikler dürüst yaşamaktadır Yalan zeka işidir, dürüstlük cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söyleme, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene. Victor hugo Göletle deniz arasında yükselen Hacıahmet tepesi mükemmel bir manzara seyir noktası bu yükseklikten nereye baksa suyun mavi yüzeyine rastlıyor insan Atlas dergi sayı 68 kasım 1998 Cennet ucuz cehennem lüzumsuz diyor Bediüzzaman hz leri evet victor hugonun dediği gibi yalan zekâ işidir farz hallerin dışında Cenabı Hak yalanı şiddetle yasaklıyor ve yalan söyleyenden daha zalim kim vardır buyuruyor insan yaşadığı şehri ülkeyi bir ibadet yeri bilirse hem doğanın hem evinin kıymetini bilir asıl ibadet mescitlerden çıktıktan sonra başlar gününü ibadet bilen vaktini ihya eder Atlas dergisi ege bölgesini şöyle tarif ediyor bu bölgede yükselen tepeler eşsiz bir manzara oluşturur pek çok verimli ve bereketli arazilere sahip olan ege bölgesinde nereye bakarsanız bakın insan suyun sesini işitecektir o mavi suyun sesini dinlemek insan için ne büyük bir keyif ve bozcaadanın yüksek bir tepesine çıkıp güneşin batışını seyre dalmak hayata anlam ve mana katan en güzel lezzetlerden birisi evet dürüst yaşayalımki o doğanın manzarasını seyredelim victor hugonun dediği gibi cesur ol dürüst olmayı deneki yaşamın güzelliklerini farkedebilesin helal dairesi geniştir tüm güzellik oradadır es-selam
Duygu ve Düşünce

y 〃

@suuride_
·
" Yalan zekâ işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekân yetmiyorsa yalan söyleme. Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene " Victor Hugo
Duygu ve Düşünce
Politik Konjonktür Dalgalanması İktisatçı William Nordhaus tarafından formüle edilen bu teori, bu rasyonel (politikacılar açısından rasyonel) süreci açıklar. Hükümetlerin seçim takvimine göre ekonomiye kasıtlı olarak yön vermesidir. Seçim öncesi (Genişleme Safhası): Faizler düşürülür, kredi muslukları açılır, kamu harcamaları arttırılır. Amaç işsizliği geçici olarak düşürmek, piyasayı canlandırmak ve seçmenin sandığa mutlu gitmesini sağlamaktır. Seçim sonrası (Daralma/Fatura Safhası): Seçim kazanıldıktan sonra, o aşırı likiditenin (para bolluğunun) yarattığı enflasyonu ve döviz patlamasını engellemek için acı reçete uygulanır; faizler artırılır, kemerler sıkılır. Türkiye’de 2015’ten beri (7 Haziran - 1 Kasım seçimleri, 2017 Referandumu, 2018 Genel Seçimleri, 2019 Yerel Seçimleri, 2023 Genel Seçimleri ve 2024 Yerel Seçimleri ekseninde) bu makroekonomik dalga, iktisat kitaplarına ders olacak nitelikte, kronik bir "politik-ekonomik çevrim" olarak işletilmiştir. Eğer bir ülkede paranın ve faizin seçim odaklı olarak aşağı yukarı hareket etmesinden, sürekli tekrarlanan kriz ve toparlanma süreçlerinden bahsediyorsak, bunun adı: Politik Konjonktür Döngüsüdür. Türkiye ekonomisinin temeli, büyümek için dış kaynağa (ithal ham madde ve yabancı sermaye) bağımlı bir yapıya dayanır. Sermaye girişleri azaldığında veya durduğunda ekonomi daralır, döviz yükselir ve kriz tetiklenir. Bu durum literatürde "Dur-Kalk Ekonomisi" olarak adlandırılır. Ekonomilerin dönemsel olarak büyüme ve resesyon (daralma) aşamalarından geçmesine iktisatta Konjonktür Dalgalanmaları (İş Çevrimleri) denir. Türkiye'nin yaşadığı durum, bu dalgalanmaların yapısal sorunlar nedeniyle çok daha sert ve istikrarsız bir biçimde yaşanmasıdır. Türkiye'nin 2015 sonrasındaki ekonomik süreci iktisat biliminde
Ekonomi
Levent Kırca'nın Hayatı Tiyatro Tele Magazin Gazetesi, 19 Kasım 1982, Sayfa 5