YA BU KİTAP ŞAKA MIDIIIRRRR??? Kitap beni tam anlamıyla etkilemeye 186. sayfasında başladı ve ondan sonrasını bir çırpıda okudum. İçinde seri katil olan kitapları her zaman çok beğenmişimdir çünkü zaten “seri” katil olabilmek bir genius işi, hele bu bir kurguysa okuyucuya katili bulduramamak zekanın gösterişidir. Yani bazen öyle cümleler oldu ki 3 kişiden aynı anda şüphelendim. Kendi kendime de diyorum ki, “melis zaten yazar o karakteri düşünmen için yem atıyor sen de yutuyorsun” ki gerçekten de öyle oldu. Katil hep gözümüzün önündedir dostlarım. Onun haricinde Anna’ya çoğu yerde gıcık oldum, kimseyi takmıyor gibi görünüp aslında içten içe kendini yiyen biriydi. Jack de zaten pasif, her şeyi yanlış anlamaya müsait bir sıradan erkek. İlginç olan karakterler Rachel ve Catherine idi. Rachel de az şey değilmiş… (Şey deyip bırakıyorum çünkü sıfat koysam kitabın büyük spoilerını vermiş olurum) Sonuç olarak kitaba bayıldım! Mutlaka okuyun.
Sevdiğin kadınla evlenirsin ama sonra onu neden sevdiğini unutursun. Yapılacaklar listesinde sırada o olduğu için çocuk yaparsın. Böylece, sorunlu değilmiş gibi davrandığın şeyi düzelteceğini umarsın çünkü herkes öyle yapar. Çocuğun bizi mutlu etmesini umarız.
Ayayayyyy kitap çok güzeldiiiiiii. Yetişkin- romantik/komedi türünde bir kitap. Okurken baya baya gülümsedim, güldüm ve içimden Josh ve Lucy’nin tatlılığına “yiaaaa” derken buldum kendimi. Su gibi akıp gidiyor, bir tek kitabın ortası biraz duraksamalıydı. Çok tatlılardı ve kitabın sonunda dedim ki tamamdır ya Josh her kızın hayali olan bir erkek. Özellikle odasının duvar renginin sırrını çözdüğünüzde fictional character love’ım sensin diyeceksiniz.
Nefret OyunuSally Thorne · Yabancı Yayınevi · 20182,710 okunma