İslam dünyasının duyarsızlığı, Yahudilere, Müslümanları namaz kılarken dahi tutuklama cesareti vermiştir. Zira Yahudi, hedeflediği şeyi sindire sindire yapar ve Müslümanlar bu durumu artık kanıksadıkları için olan bitene sessiz kalırlar. Bunu Kudüs'ün işgalinde, Mescid-i Ak-sâ'nın yakılmasında, Kudüs'ün İsrail'in başkenti ilan edilmesinde, Halîllurrahman Câmii'ndeki katliam ve sonrasında mescidin ikiye bölünerek yarıdan fazlasının sinagoga çevrilmesinde, Mescid-i Aksa'ya yapılan baskınlarda, Mescid-i Aksa'nın altına açılan tünellerde görüyoruz...
-Bu nasıl bir savaş böyle Filozof? -Bu bir savaş değil Çaylak. Kuvözler deki bebekleri bile öldürmeye çalışıyorlar. Hayır hayır! Bu savaş falan değil... -Bu bir ne peki? -Bilmiyorum... Böyle bir vahşete yeni bir isim bulmak gerek. İnsanlık, sanki ötekiler yetmezmiş gibi, lûgatlere utanç verici bir kelime daha ilave etmeli. "ENGEL OLMAK İSTEYENLERİN ENGEL OLAMADIĞI,ENGEL OLABİLECEKLERİN DE GÖZ YUMUP ORTAK OLDUĞU BİR KATLİAM" anlamına gelen yeni bir kelime...
Sayfa 10 - Uğurböceği yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Batı tek taraflı politikalarını hayata geçirmek için baskı yaptığında Çin ve Rusya birbirine yaklaşıyor. Biri Ortodoks, diğeri Budist-Konfüçyanist iki farklı toplum. Lübnan'da Hizbullah ile Hristiyanlar İsrail'e karşı birleşiyor. Pasifızmin ve barışın sembolü olduğu söylenen Budist rahipler, Myanmar'da Arakan Müslümanlarına karşı katliam çağrısı yapıyor. Afrika'nın en fakir ülkeleri Fransa gibi eski sömürgeci ülkelerden kurtulmak için Rusya'ya yanaşıyor. Latin Amerika ülkeleri Amerikan baskısına karşı İslam ve Afrika ülkeleriyle stratejik ittifaklar kuruyor. Afrika' nın Hristiyan toplumları Batı'dan gelen LGBT kültürünün yayılmasına karşı şiddetli tedbirler alıyor.
Sayfa 151
Neredeyse her an imha isteğinin (tasfiyecilik) pençesinde olan sömürge savaşı, tanımı gereği sınır tanımayan ve yasa-dışı bir savaştı. İşgal bir kere tamamlandıktan sonra da burada yaşayan ve boyun eğdirilmiş nüfus, katliam tehlikesinden tamamen kurtulmuş olmuyordu.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Siyaset
İnsanları öldüren silahlar değil, yine insanlardır.
Sayfa 434·Kitabı okudu
Alıntı
Avrupa bizim için, 'Türkün ayağını bastığı yerde ot bitmez.' demiştir. Allah için söyleyin, biz mi öyleyiz, yoksa onlar mı? Bizim fethettiğimiz yerlerde Hristiyan unsuru ve mezhepleri, kendi ülkelerinden daha serbest olarak yaşamışlardır. Nitekim Ubucini, 'İzmir'de, İstanbul'da, Trabzon'daki Katolik, Paris ve Lyon'dakinden daha serbest.' demiştir. Avrupalı için bunu söylemek mümkün müdür? Mesela, kendi azdırdıkları Balkan kavimlerinin Müslüman nüfusunu feci surette katliam etmelerine karşı, medeniyet havarisi olan Avrupalı tasvipten başka bir ses yükseltmiş midir?
Sayfa 90
Reklam
Reklam