• "Eğer, halkın partiyi terk edip kurtulmak istediğine dair bir şüphe, 'siyaset artistler'in zihinlerinde belirirse o zaman siyasi aktörler derhâl at bağlanacak olan sırığı tekrar boyamaya başlarlar...
    Memurun aylığına zam yapılır. Dullar ve yetimlere maaş bağlanır, bağlanmışsa zam gelir. Vergiler indirilir... Nihayet bütün bunlardan sonra seçmen vatandaşın budalalağına dayanarak devleti düzeltmek için mücadeleye girilir. Seçim bitip meclise girildikten sonra onlar için yeni ve hoş görevler vardır. Program komisyonu dağılır.
    Halkı ancak seçim geldiği vakit hatırlarlar ve tekrar halka dönerler. Bu sırada yaptıkları büyük işleri anlatırlar, rakiplerinin yanlış uygulamalarını halka duyurmaya çalışırlar. Çoğu kez ilgili vatandaş, bu gibilerin yüzlerine karşı bağırarak ağızlarına geleni söyler. Onlar vatandaşın bu davranışını nankörlük olarak kabul ederler. Bu durum siyaset cambazlarını endişeye düşürür düşürmez partilerin cilasını tazelemek gerekir. Nabız dinleme komisyonu tekrar kurulur ve aldatma işi yeniden başlar... İşte halk adamı tekrar parlamento kurdu olur ama hayatının dalları üstünde bir dönem daha karnını doyurduktan sonra seçim zamanı gene halkın arasına kelebek olarak girer."
    Adolf Hitler
    Sayfa 316 - Sonsuz Kitap - 1. Baskı/Şubat 2016
  • Bir şeyleri ertelerken kırılmaz bir döngü oluşturuyorsun; her gün bu benim yaşantım değil, her gece yatmadan önce bu olacağım diyorsun. Senin yaşantın tamda bu - seyreltilmiş hayat. Homojenize olmuş hayaller ile gerçeklik senin kırık kalbin, çünkü bu gerçekliği kendi ellerinle yarattın. Aynaya baktığında gördüğün silüet sana büyük bir kavgayı hatırlatıyor, benim kavgam, tanrım benim büyük öfkem.
  • 320 syf.
    ·6/10 puan
    Bugün tamı tamına 320 sayfa Adnan Oktar okudum. Harun Yahya olan diger adını öğrenince babamla aramızda şöyle bir diyalog geçti:

    H: Baba bu kitap yıllardır var kitaplıkta, nerden geldi bu?
    B: Zamanında ben aldıydım.
    H: Sen kitap mı okuyordun gerçekten?
    B: Herhalde, annenden önce entelektüel bilgi birikimi çok yüksek bir insandım.
    H: Harun Yahya'yı tanıyor musun?
    B: Bilimle ilgili falan bir şeyler yazıyor herhalde, hiç okumadım. Kitaptaki resimler öyle gibi duruyor.
    H: Adnan Oktar'ın neyi oluyor bu adam?
    B: Adnan Oktar ne alaka?
    H: Diğer adı Adnan Oktar'mış.
    B: S..tir.
    H: Vallaha bak.

    Tam bu esnada Google'a Harun Yahya yazıp gösterdim.
    B: Kitabın içine iyi bak kedicik falan çıkmasın.

    Kitabın bazı bölümleri inanamayacağım ölçüde nitelikliydi. Matrix felsefesi, materyalizm, idealizm falan çok iyi yorumlanmış. Ki filmlerden replikler ve illüstrasyonlarla desteklemeler de çok iyi olmuş bence. Çok saşırdım ve şaskınım doğrusu. Çünkü film gayet net anlaşılmış ve film içindeki repliklerde fazlasıyla açıklanmış. İşte tam burada kafamda şu soru oluşuyor: Madem ki Harun bey bu kitabı yazdı, Trinity hanımefendi hakkında neden hiçbir şey demedi? Yani objektif bakış açısından çıkıp da gerçekleri ele aldığımızda kitabın bu adam tarafından yazılmadığı belli. Bu nedenle ben incelemeyi kitabı yazan, ismi belirsiz yazar için yazdım.

    Tahmin ettiğimden iyi çıktı.

    Ancak bazı sıkıntılar var: Neo'nun Morpheuse ile Judo yapmasını anlatıyorsun, altına allaha şirk koşmayın yazıyorsun.

    Maddenin halleri isimli başka bir kitabından 50 sayfalık alıntı yapmışsın. 2 kitap okumuş gibi oldum.

    İnanılmaz fazla tekrar var, aynı cümleler çok fazla.

    Darwin'in evrim teorisini safsata deyip geçiştirip, Allah'ın varlığı ispatlanmıştır diyorsun. Bu ne ya! Pi'nin transandantlığını mı gösteriyorsun, nasıl cümleler bunlar. Kitabı her kesimden insan okuyabilmeli bence, sadece duymak istediğini duyan bir kesime ihtiyacımız olmamalı. Ki ben bu düşünceye destek verebilmek için bu kitabı okudum.

    Diğer yandan, konuyla alakasız olan birçok ayet konu aralarına sıkıştırılmış. Rüyada mıyız degil miyiz diye sorgulatıyorsun ama yanına Nimet olarak size ulasan ne varsa allahtandır...

    Kitabı yazan arkadaş yazıp bıraksaymış keşke, 80 90 sayfalık bir kitap olsa gerçekten adam yerine konulabilirdi; ama tabi ki burada da marka işin içine giriyor. Her yerde ayetler, dini sözler, cartlar curtlar ne varsa serpiştirmiş; üstüne bir de illüstrasyonlarla 320 sayfaya tamamlamışlar. Vay annesini! Ne diyebilirim ki, saygı duyarım ben buna da. Ama bir tane akıllı arkadaş çıkıp demiyor mu, abi sen bu sahneyi koyuyorsun asağıya ayet koymuşsun yanda materyalizm var rüya alemini anlatıyoruz, darwin var harika, diger filmlere gectik onları da açıklayalım eski kitaplardan da eklemeler harika olur eyvallah da; ulan bu sahneden sonra herifler sevişiyor! Konuyla alakasız olmuş olma ihtimali olan yerler de var sanki.

    Diğer yandan evrim teorisiyle ilgili düşünceleri okuduktan sonra Charles Darwin'e sempati duymaya başladım ya. Darwin'in düşüncelerinin yarısına katılmam ama bu heriften sonra merak duymaya başladım, hatta Türlerin Kökeni'i okumaya karar verdim.

    Harun Yahya ile belki gereksiz düzeyde uzun inceleme yazdım bilmiyorum, bu biraz da insanların düşünce yargılarını biraz kırabilmek için yaptım. Ha, yanlış anlamayın. Bu yazar hakkında kimin ne düşündüğü gram umrumda değil, geçelim o işlemi. Ben diğer yazarlar için söylüyorum. Sürekli aynı şeyleri mi okuyalım? Nutuk okuyun, Necip Fazıl okuyun, Kavgam, Yavuz Bahadıroğlu, Yılmaz Özdil; ne bileyim klasik okuyorsanız sürekli, fantastik okuyun. Ben karışamam tabi ki bunlara; ancak sizin gibi düşünmeyen insanlardan da öğrenecek çok şey var ve insan dediğiniz şey başlı başına kusurdur. Biz sevmediğimiz nedenlerden ötürü komple kendimizi kapatıyoruz o yazara karşı kendimizi. Kimse siz gibi düşünmek zorunda değil, işinize yarar bölümleri alın gerisini köşeye bırakın. Bir insanın en büyük olgunluğu bu ayrımı yapabilip kendini geliştirebilmesidir benim için.
  • Sen benim ilk şiirim, ilk kavgam, sen benim 17 yaşımsın.
  • Dünyaya at gözlüğüyle bakan teorisyenler hiç şüphesiz ki milletler için değil, teorileri için canlarını severek verebilirler. Buna dayanarak, insanlar kendilerine kanun yaptıktan sonra, bu kanunlar için yaşadıkları sanısına kapılırlar.