-Aşık olmak istiyorsunuz ama sevemiyorsunuz: Mutsuzluğunuzun nedeni bu işte. Belki de aşırı titizsiniz.
-Benim için ya hep ya hiçtir. Cana candır. Benim hayatımı aldıysan sen de kendi hayatını vereceksin bana; acımadan ve dönüşü olmayacak biçimde. Yoksa başka türlüsünü istemem.
-Hayret, nasıl oldu da şimdiye kadar aradığınızı bulamadınız?
-Yoksa siz insanın kendini bir şeye vermesinin kolay olduğunu mu sanıyorsunuz?
-İnsan düşünecek, bekleyecek, kendi değerini bilecek, yani kendine değer verecek olursa kolay olmaz; ama düşünmezse, kendini vermesi çok kolay olur.
-İnsan nasıl değer vermez kendine? Bir değerim yoksa, bağlılığım kimin ne işine yarayacak?
-Benim sorunum değil bu. Değerim konusunda başkaları karar versin. Önemli olan insanın bütünüyle kendini verebilmesidir.
Aslında katerina ivanovnanın huyuydu bu. daha ilk kez gördüğü birini anlayıp pullamak utandıracak kadar göklere çıkarmak onda övgüye neden olacak binbir erdem bulmak biraz sonra da bu erdemlerin varlığına büyük bir içtenlikle ve gerçekten inanmak ama sonra birdenbire düş kırıklığına uğrayarak her şeye tükürmek öykü göklere çıkardığı neredeyse tapacak gibi olduğu adamı yerden yere çalmak Onda huyu halini almıştı. Şakacı neşeli barışçıl bir yaratılışı vardı ama aralıksız uğradığı başarısızlıklar Mutsuzluklar ve çektiği acılar yüzünden herkesin barış ve neşe içinde yaşaması başka bir biçimde yaşamaya cesaret edememesi için öylesine taşkın bir istek duymaya başlamıştı ki hayatta karşılaştığı küçücük bir uyumsuzluk uğradığı küçücük bir başarısızlık onu bir anda çileden çıkarıyor onca parlak komutlardan ve güzel dişlerden sonra kadere lanet okumaya eline geçeni yerlere çalmaya basın duvarları vurmaya başlıyordu.