Anlatmakta en az işe yarayan vasıta, kelimeler. İçleri mi boşaldı, hor mu kullandım, yoksa sadece yaşlandım mı, emin değilim. Bildiğim şu ki, artık kelimelere güvenecek, kendimi onlara emanet edecek safdil zamanları geçtim. Susmanın bir ifade biçimi olduğunu savunmuyorum. Ben sadece anlatmayı denemekten vazgeçtim.
Bizim memleketin sonu gelmez meseleleri bunlar hocam, ne kadar konuşsak da netice vermez, Osmanlı fikir erbabının en sevdiği şey gece yarılarına kadar münazara etmek ve fikrinde zerre tereddüt duymadan ertesi sabah kaldığı yerden devam etmektir. Burası anlamak isteyenlerin, düşünüp dönüşmek isteyenlerin değil, fikrini başkalarına icbar edenlerin ülkesidir.
Ama en korkuncu, çalmanın yükselmek, fakirlerin sırtına basarak yükselmenin de doğa kanunu olduğuna diğer politikacıları, kolluk kuvvetlerini, memurları, öğretmenleri, tezgahtarları, komşuları inandırması oldu. Şimdi fakirler bile buna inanıyor ve ülkece yoksul kalışımızın sebebi bu.
İnsanlar uzaktayken elden bir şey gelmez deyip trajediye gözlerini kapatırlar ancak korktuklarını bahane ederek yanlarında olan olaylara da yaklaşmazlar. İnsanların geneli hissederler ama harekete geçmezler. Acıyı paylaştıklarını söylerler ama hızlıca unutuverirler. Benim anladığım kadarıyla bunların hiçbiri hakikat değildi.
Ben böyle bir hayat sürmek istemedim.