Kemal

Her şey beynin kelimelerle ne kadar iyi beslendigine bağlıydı.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·304 syf.··
2020 1. kitabı
Ben kitabı kısaca değerlendirmek istiyorum. pediatrik koklear implant cerrahı olan fakat sonraları çocuk eğitimine yonelen yazar kendi mesleğindeki tecrübesini kullanarak sözcüklerin çocuk uzerindeki etkisini gayet geniş ele almış. araştırmalara göre ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocukları, düşük olan ailelerin çocuklarına göre 3 yılda toplam otuz milyon fazla kelime duyuyormuş. Bu 30 milyon kelime beyinlerinde tamamen fark olusturuyormuş. Sonuç olarak: sıfır üç yaşına kadar çocuklarımızla nitelikli konuşur, onları konuşturur, kitap okursak, yani ne kadar fazla kelime duyarlarsa bizden, ileriki yaşlarında realist düşünme ve sorun çözme becerileri en üst seviyeye çıkıyor. bir bakıma daha zeki oluyorlar. Kitapta dikkatimi çeken noktalari şöyle sıralayayım: *Matematik kavramlarını çok sık kullanirsak ileride çocuklarımız matematiğe dair her türlü bilgiyi çok daha iyi kavrar. (Mutfakta nesleri saydirmamiz bile etkili olur) *Bebeğimizin gözüne bakarak bebekce konuşmamız beynini uyarıyor ve öğrenmesini kolaylastiriyor. Sık sık onlarla iletişim halinde olmalıyız. *Çocuk birşeyle ilgilendiğinde ona odaklanmalı. Bu esnada baska bir şey öğretmeye çalışmak gelişim sürecini olumsuz etkiler. İlgilendiği konu hakkında konuşmak bilgilendirmek daha uygundur. *çocuğumuzun zekasını değil çabasını övmeliyiz. +bir iş yaptığında daha kararlı olması için her denemede daha iyi yapacağını söylemeli ve bu inancı zihnine ekmeliyiz. *Çocuğumuzun iradesini geliştirmek temel hedefimizdir. İrade de ancak sitressiz bir ev ortamında gelişir. Çok sakin yaşamalıyız. Ödül ve cezayı kullanmadan iç disipline yöneltmeliyiz. *Çocuğumuza aynı anda iki dil birden konusursak ileride öğrenme kolaylığı sağlarız. *Kitap çocukların beyninin doğru gelişmesi icin 3k sistemini oneriyor: 1-ne ile ilgilendiğini
Eğitim
Otuz Milyon KelimeDana Suskind · Buzdağı Yayınevi · 20205,3bin okunma
8/10
·221 syf.··
2017 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2017 22:08
Geç tanıştım Orhan Pamuk’la, erken tanıdım ama gerçek manada tanışmam, kalemini okumam geç oldu ama iyi ki de daha erken okumayıp bu yaşlarda okudum diyorum; 10 sene önceki ben Orhan Pamuk’un hakkını veremezdim çünkü. Metin T. Abi’nin dediği gibi romanın Mandrake’si Orhan Pamuk. Kaleminde bir sihir, bir büyü var Orhan Pamuk’un (kalemi diyorum çünkü gerçekten de hâlâ dolmakalemi ile yazar romanlarını), postmodern unsurları en ince ayrıntısı ve üstün zekası ile kullanır, görmek isteyenlerin, anlamak isteyenlerin zihninde bir ampul yaktırır, gördüğümüz yani düz bir şekilde gördüğümüz birçok şeye farklı açıdan baktırır, tabir-i caizse bunu görürsünüz de, ona bakar durursunuz da ama bunu aklınıza getiremezsiniz der gibi yüzümüze yüzümüze vurur cümlelerinde. Siyasi konularda, dini konularda ise bu üslubunu zirvede kullanır. Sol görüşlü birini anlamak ister kitaplarında, onlara hak verir, onların açısından bakar ama onların fenalıklarını da gösterir okura, sağ görüşlü birini de anlamak ister, ona da hak verir ve onun da fenalıklarını gösterir, dinsize de bunu yapar, normal bir dindara da yapar, aşırı dinciye de bunu yapar, her kesimi kendi taraflarından anlatır bizlere. Görmek istemeyene taraflı bir kalemdir Orhan Pamuk, görmek isteyene ya da daha doğrusu görebilene ise tarafsız bir kalemdir ve herkese önce kendi gözünden bakar, kendi tarafından yazar sonra karşıt görüşün gözünden, karşıt görüş üzerinden yazar, kararı ise okura bırakır. Ülkeyi veya bir toplumu ne olduğundan kötü gösterir romanlarında ne de olduğundan iyi, ne görüyorsa onu yazar kitaplarında ve evet büyük bir cesaret göstererek yapar bunları. Bir gün bir kitap okuyan ve bütün hayatı değişen, yaşamında 22 yılı geride bırakan ve yeni hayatın peşinde koşan, mühendislik okuyan bir gencin
Edebiyat
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma