Çocukluk boyunca yaşama doğru büyürsün ve ergenlikte, yani hayatın zirvesinde, ölüme doğru büyümeye başlarsın. Ölümlülük, hoşça karşılanması, kucak açılması gereken bir genişleme hali gibi hissedilir. Bu kültürde
gençler için, yetişkinliğe geçiş hapishaneye girmekten farksızdır. Ölüm onlara bu hapishaneden çıkış yolları bulunduğunu hatırlatır. "huzurlu bir ölüme yarı aşıktım.” demişti yirmi sekiz yaşında yaşamını yitiren
Keats. Biz de öyleydik, o devirde aşık olduğumuz ölümün kendisi değil, sadece fikriydi.
Bir lamba . Nedir onu Keats 'in
Yunan Vazosundan ayıran? Sır
nerde ,ölümsüzlük nerde ? Güzellik
gerçek , gerçek de güzelliktir 'demişti Keats .
Günlerdir dinliyorum , dokunuyorumm
metalin soğuk gövdesine ve konuşsun diye
bekliyorum benimle
yoksulluğun kalbi.
AHMET OKTAY
İnsanların din uğruna şehit olmalarına şaşırırdım hep
Tüylerim ürperirdi
Ürpermiyor artık
Ben de kendi dinim için şehit olabilirim
Aşktır benim dinim
İşte bunun için ölebilirim.
Birçoğunun özgün düşünceleri vardır ama bunu düşünmezler; alışkanlık tarafından yönlendirilirler. Şimdi bana öyle geliyor ki, neredeyse her insan, tıpkı bir örümceğin kendi içinden kendi kalesini örmesi gibi, kendi kalesini inşa edebilir.
"Edebiyatta başarıyı yakalayabilmek,
insanın bilinmeyen ve gizemli durumlar
karşısında gerçeğe ve mantığa ulaşmak
için huzursuz edici bir dürtü hissetmeden
kalabilme kabiliyetine bağlıdır."
John Keats