Dilara Yolcu

Dilara Yolcu
@kedizeynaa
Didem Madak'ın daha fazla şiir kitabı bırakamadığı bir dünyayı pek ciddiye almıyorum
Puan vermedi·626 syf.··
2022 8. kitabı
Jane Eyre'yi okuma listeme Anne with an E dizisini izlerken eklemiştim. Dizide Anne Jane Eyre'den o kadar çok alıntı yaptı ki dikkatimi çekmeden geçemedi. Bu incelemeyle bir dizi tavsiyesi de yapmış olayım ^_^ Jane Eyre okumak çeşitli sebeplerle kalbimi fethetti ama en önemli sebebi reading slump dönemimdeyken akıcı diliyle bunu kırmama vesile olması. Kitap o kadar akıcı ilerliyor ki 3 günde kendimi hem kitabı bitirmek için uğraşırken hem de bittiği için üzülürken buldum... İçeriğe gelirsek biraz Türk edebiyatından Çalıkuşu biraz İngiliz edebiyatından Aşk ve Gurur havası alıyosunuz. Anne ve babası öldükten sonra dayısına emanet edilen dayısı da öldükten sonra yengesi ve yeğenleriyle yaşamak zorunda kalan Jane Eyre'nin zor hayatına tanıklık ediyoruz. Daha sonra yatılı olarak verildiği okulda kendini geliştirip öğretmen olduktan sonra farklı dünyaları görmek hevesiyle girdiği arayış sonunda kendi dünyasından tamamen farklı bir adama olan aşkını okuyoruz. Jane Eyre'nin bu açlığı bana Mine filmindeki Mine karakterinin "farklı bir çehre" görme isteğini hatırlattı. Şahsen ben kitabı "Eee sonunda ne olacak?" diyerek heyecanla okudum ama kitap bu kadar yüzeysel değil. Kitabın yazarı Bronte kardeşlerden Charlotte Bronte'nin kendi hayatına dair izler de görüyoruz örneğin kadın yazarlar Viktorya dönemi İngilteresi’nde sansüre uğradığı için yazar, eseri bir erkek ismi olan “Currer Bell” adıyla yayımlamış. Jane Eyre vasıtasıyla da toplumdaki erkek üstünlüğünü, din baskısını ve kadının toplumdaki edilgen rolünü gerçekçi bir dille eleştirmiş. Kadın özgürlüğü ve haklarına sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilmesi sebebiyle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
Reklam

Dilara Yolcu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·520 syf.··
2022 6. kitabı
Orhan Pamuk
7.5/10 · 60,4bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2022 6. kitabı
"Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu ânı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu." cümleleriyle başlayan Orhan Pamuk kaleminden Masumiyet Müzesi... Yalnızca bir roman değil, bir romandan yola çıkarak yapılan ilk müze. "Ama bir roman yazdım başarılı oldu sonra müzesini yaptım değil, romanı ve müzeyi başından beri birlikte düşündüm" diyor Pamuk bir ropörtajında. Hikayenin gerçek olmaması inanılmaz geliyor bana. Oysa kitabı okurken hissettiğim şeyler o kadar gerçekçiydi ki. Hatta nasıl biriymiş bu Füsun diyerek dönemin güzellik yarışmasına katılan kadınlarını incelemişliğim bile var :) Her ne kadar Pamuk "Aşkı abartmak için değil, aşkı anlamak için yazılmış bir roman bu" dese de Kemal'in aşkı bana kitabı okuduğum süre boyunca çok saplantılı gelmişti. Kitabı yer yer kızarak yer yer hüzünlenerek okusam da yazarın müze ve aşk üzerine yazdığı son sözleriyle gerçek dünyama döndüm diyebilirim. Kitaba bir de Masumiyet Müzesi için giriş bileti eklenmiş. Kitabı okuduktan sonra sözcüklerin nesnelere dönüştüğü eşyanın ruhu üzerine kurgulanmış bu müzeyi ziyaret etmek isteyeceğinize eminim Keyifi okumalar diliyorum
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Siyasi tutsaklık genel olarak bilinir, halbuki kadın ve çocukların ev içi tutsaklığı çoğu kez gözden uzaktır. Bir adamın evi onun kalesidir; aynı evin kadın ve çocuk için bir hapishane olabildiği nadiren bilinir. Ev içi tutsaklıkta kaçmayı engelleyen fiziksel bariyerler nadirdir. Evlerin hemen hepsinde, en baskıcılarında bile, pencerelerde parmaklıklar, dikenli teller yoktur. Bu duruma düşünüldüğünden daha sık rastlansa bile, kadın ve çocuklar genellikle zincirlenmemiştir. Kaçmayı engelleyen bariyerler genellikle görünmezdir. Buna rağmen son derece sağlamdır. Çocuklar bağımlılık koşullarıyla tutsak edilir. Kadınlar fiziksel zorun yanı sıra, ekonomik, sosyal, psikolojik ve yasal boyundurukla tutsak edilir.
Kadınlar tecavüzün sadece teoride bir suç olduğunu hızla öğrenirler; pratikteyse neyin tecavüz sayılacağının standartı, kadının yaşadığı taciz seviyesine değil de erkek için kabul edilebilir zorlama seviyesinin hemen üstüne yerleştirilir. Bu seviyenin de gerçekte yüksek olduğu anlaşılır. Hukuk öğrencisi Catherine MacKinnon'ın sözleriyle: ''Tecavüz, kadınların bakış açısından yasaklanmaz; düzenlenir. ''
Reklam