Dernhelm

Bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken bir de bu memlekette hele de kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum. Mesela yalnız erkek olsaydım, bugün beni ezerek harap eden bu acıların birçoğundan bihaber olacaktım. Kadın olmak yani erkeklerin psikolojik ihtiyaçları karşısında fazlasıyle aciz kaldığımız halde bir de ıstıraplar darboğazında bir esir hayatı sürmeye mecbur olmak... Mesela Behiç Bey, șimdi istediğini yapmakta, istediğini görmekte, istediğini sevmekte irade sahibidir; arzu ettiği vakit istediği yere gider, istediği adamlarla görüşür, istediği şeyle meşgul olur. Bizim bu esir hayatımıza göre, ne kadar gıpta edilesi bir hayat! İşte ben, ne istediğim vakit sokağa çıkabilirim ne istediğim șeyi yapabilirim ne de istediğim yere gidebilirim. Çünkü kadınım... Yani iradesiz, arzusuz, kudretsiz bir âciz, bir esir. Hayat yalnız onlara göre, yalnız onlara lütfetmiş, biz her șeyde mağlup, her durumda perişan ve mağdur...
Sayfa 48 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Eğer ahlaksa, bu yalnız kıyafete bağlı değildir. Mesela bol çarşaf giyen kadınların içinde kötüleri yok mudur? Şık bir kadın, edep ve terbiye dairesinde giderken niçin itiraza uğrasın? Dar çarşaf giyen kadınlar bence bunu yalnız modaya ve süse düşkün oldukları için giyer, yoksa eğer kendini göstermekse, eskiden hanımlarımızın giydikleri aşağısı bol fakat göğsü tamamen açık feracelerin daha ayıp olması gerekir.
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
mercan'a mektuplar
Geçtiğimiz günlerde Aylin Balboa’nın Bu Hikâye Senden Uzun Osman kitabının söyleşisine ve imza gününe gittim. İçimde bir ilhamla eve döndüm. Hem o günden kalan sözleri unutmamak hem de yeni yazma pratikleri denemek için bir şey yaptım ben de. Nasıl ki o kitap Osman’a yazılan mektuplardan oluştuysa ben de bir mektup arkadaşı seçip ona bir şeyler yazayım dedim. Böylece Mercan’a mektuplar yazmaya başladım. Sizler de okumak, yorumlamak isterseniz çok sevinirim. Hepinize keyifli okumalar dilerim! 📚 open.substack.com/pub/disayolculu...
Edebiyat
(...) Sonra hiçbir fikrimiz uyuşamaz çünkü evlenirken araştırılan şey, yalnız mevki, servet ve namus meselesidir; ahlak, davranış, ilgiler ve fikirler bizim için o kadar önemsiz şeylerdir ki sözü edilmeye bile layık görülmez. Düşünmezler ki hayat yalnız bunlardan ibarettir. Oldukça zengin görünen ve rivayete göre namuslu ve iyi hal sahibi bir erkeğe, sevgili kızlarını hemen tereddütsüz verirler; senelerden beri bir çiçek gibi nazlı ve bolluk içinde yetiştirilmiş yavrularını, bu adamın kollarının, daha doğrusu pençelerinin arasına atarlar. Sonra, üç gün içinde ortaya çıkan felaketle bedbaht, ağlayan çocuklarının matemini, pişmanlık ve azap içinde senelerce tutarlar. Bugün ailelerimizin yüzde doksan dokuzu uygunsuzluk, geçimsizlik içinde feryat ediyor ve sonra, bu hemen her aileye has uğursuzluğu kader sayıyorlar. Bilmiyorlar, düşünmüyorlar ki kader, hareketlerimizin kötü sonuçlarına kendimizin verdiği bir isimdir. Bütün çektiklerimizin yalnız kendi sersemliğimizin neticesi olduğunu bilmek istemeyerek kendimizi mesuliyetten kurtarmak için uydurulmuş bir sözdür. İște böyle kadere yorduğumuz bu sefalet içinde acizlik ve çaresizlikle sürünürken, buna kıyasla önemsiz, yapay sefaletlere karşı kayıtsız kalamayan bütün millet, gerçek hayatını harap eden bir yaraya karşı tevekkül ve alışkanlıkla susuyor.
Sayfa 20 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Loti*'nin iddiası gibi, bir kızın bu hayatta dezanşante* olması için Kant'ı, Nietzsche'yi okuması gerekmediğine benden iyi örnek olamaz. Hayır, Kant'ı değil, en küçük bir felsefe kitabını bile elime almadım. Fakat bütün vaktimi şiire, edebiyata hasrettim. Demek ki hassas ve derin bir ruh, benim gibi, uzun seneler böyle edebiyat sayesinde şiir ve hayalle gıdalanır da sonra bu kadar adi bir ortama düşerse tabii ve mecburi bir șekilde uyuşmazlık meydana geliyor. Ve bu uyuşmazlık kadar ruhu tahrip eden başka da bir şey olamaz. Dünyada çevresine yabancı olmak kadar tahammül edilemez bir felaket yoktur zannederim.
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam