Dernhelm

Elbette benim gibi, gençliği derin bir şiir ve aşk arzusuyla dolu, ruhu güzellik ve zarafete karşı zayıf iradeli olan bir genç kızın hayal ve emeli başka ne olabilir? Hassas, hayalperest, șiir sever her genç kız gibi, ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnız sevmek ve sevilmekte olduğuna inanırım. Bana göre, hayatımda en büyük, en mukaddes şey ancak aşktır, fakat hoppalık ederek, deli gibi, rastgele bir adamı sevip de iki gün sonra ya aldandığımı anlayıp yahut bıkıp, dönme dolap oynar gibi sefil ve murdar tecrübelerde sürünmek, gururumun tahammül edemeyeceği bir zillettir. Evet, ben de sevmek ve sevilmek isterim, fakat isterim ki seveceğim adam, aşkıma ve bana layık olsun ve daha isterim ki o sevdiğim adama, üzüntü ve pişmanlık duymadan hayatımı ölünceye kadar geri almamak üzere vereyim.
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Günleri sevmezdim kısa bir süre öncesine kadar. Gün sinirlerimi fena halde bozardı. Sabahın erken saatleri çok beklemiş bir ağzın içinde biriken kelimeler gibiydi. İnsanların uyanması korkunç gelirdi bana. Gerçek barış, onlar horul horul uyuduklarında; yani aptalca sesleri ve koşuşturmaları kenti sarmadığında gelirdi. Çünkü insanlar uyanır uyanmaz saçmalamaya başlarlardı önü alınamaz bir șekilde. Sığırcık sürüleri gibi evlerden sokaklara, caddelere, yollara, otobüs duraklarına akarlar; bıkkın, sevimsiz yüzleriyle kenti bir uçtan bir uca geçerlerdi. Hep bir iş yapar ya da yapar gibi görünürlerdi. Devlet dairelerini, adliyeleri, tapu müdürlüklerini, vergi memurluklarını, bankaları doldururlar, bu huzursuzluğun adına da "işgünü" derlerdi. Habire kimliklerini kaybeder, yeni kimlik çıkarmak icin sıraya girerlerdi. Pasaportlarının süresi ikide bir dolar, onlar yeni pasaportlar için emniyetin yolunu tutarlardı. Davalar açılr, davalar nihayete ererdi. Cezalar kesilir, cezalara itiraz edilir, dosya yeniden ve yeniden incelenirdi. Bütün bu koşuşturma sonrasında kaçınılmaz olarak güzelim akşam inerdi şehre: kent ve ben şiddetin nihayet biteceği saatlerde derin bir nefes alırdık. Bütün gün dövülmüş gibi yorgun olurduk çünkü, insanlar da gün içinde birbirlerini dövmüş olmaktan dolayı yorgun; arabalara, dolmuşlara, otobüslere dolușurlardı. Sözle döverlerdi birbirlerini, bakışlarla, anlayışsızlıkla. Fakat barış saatleri yaklaştığında herkese bir rehavet çöker, birini bile -bir karıncayı dahi- sözle, bakışlarla, anlayışsızlıkla dövemeyecek duruma gelirlerdi. İşte o zaman benim ve şehrin mutluluğu başlardı. Huzursuzluğun bitiși, gece.
Sayfa 207 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsan gerçekten de sorgulanması gereken bir varlık. İçimizde kirli şeyler, dağınıklıklar, fikir ve teşebbüsler, karanlık düşler, yalanlar, aylaklıklar, yüz kızartıcı suçlar var ve bunların bir bir ortaya dökülmesi gerek. Bunun için de birilerinin sizi sorgulaması gerek. Sorgulamayı yapacak kişi kendimiz olamayız, zira yalancıyızdır. Harika yalanlar üretir ve hakikatlerin üzerini kapatırız. O halde bir sorgucuya gerçekten de ihtiyaç var.
Sayfa 187 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Dernhelm

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
6 günde okudu
·
2026 3. kitabı
Sibel K. Türker
8.1/10 · 331 okunma
Sadece kendimi sevmeyi başarabilseydim başıma bunlar gelmeyecekti. İnsan kendinde kalmalı, yalnız ve yalnız kendinin olmalı. Bu konuda uzun süre -yeterince uzun bir süre- düşünecek olursak en temeldeki sevgisizliğimizi mi göreceğiz yoksa? Yoksa bu kadim hakikati görmemek için kukla sevgililer mi buluyoruz kendimize? Kendimizin oynattığı...
Sayfa 197 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat