Okullarda çocuklara aşk şiirleri okutmak doğru değilmiş. Yüzlerini gözlerini açarmış, neler getirirmiş akıllarına. Akıllı uslu olmaları gerek öğrencilerin, çalışacaklar, öyle aşk sevda düşünmeyecekler, gözleri yerde gidecekler okula, gözleri yerde dönecekler!
Aksiliğe bakın ki bizim şiirlerimizin, gerek saz şairlerinin gerek divan şairlerinin yazdıkları şiirlerin en güzelleri aşk üzerine olanlardır. Çocuklara aşk şiirlerini öğretmediniz mi, gerçekten güzel şiir gösteremezsiniz. Bunun içindir ki, birtakım yavan lakırdılardan başka bir şey belletmiyorlar çocuklara. Şiiri sevdiremiyorlar onlara.
Ne olur çocuk aşk şiirlerini öğrenirse? Aşk, sevda düşünür de derslerine çalışmazmış, erkekse kızlara, kadınlara söz atar kızsa kendisine söz atılmasından hoşlanırmış. Onlara aşk şiiri öğretmek, aşık olmalarına, çapkınlık etmelerine izin vermek olurmuş. Siz izin vermezseniz aşk sözü etmezseniz, onlar kendiliklerinden öğrenmeyecekler, değil mi? Ama oğlunuz büyüyünce şöyle on sekiz on dokuz yaşını bulunca kızlara bakmazsa, bu sefer de korkarsınız, bir eksikliği bir hastalığı mı var bu çocuğun diye hekime danışırsınız.
Çocukların, bir yaşa gelince, aşk düşünmeleri tabiatın bir buyruğudur. Bunun önüne geçemezsiniz. Öyle ise aşklarını, o duygularını da eğitimden geçirin. Güzel aşk sözlerini öğretin, imrensinler onlara, birbirlerine sevdiklerini söylerken onları kullansınlar, onlara benzer sözler bulmaya çalışsınlar.
Ama çocukların tabii isteklerini saklamaları daha doğru bulunuyor. Böylece sinsiliğe, ikiyüzlülüğe, yalancılığa sürüklüyorlar onları, sonra da eğitim diyorlar, terbiye ediyorlar bunun adına.