Eğer İbn Rüşt'ün Faslu'l Makâl isimli eserinin tercümesini okumak istiyorsanız bu kitap o kitap değil. Kitabın yarısına kadar yazarın İslam dünyası, İslam düşünürleri ve din hakkındaki yanlı ve yüzeysel yaklaşımlarla yaptığı analizleri yer alıyor. Yazarın ilahiyat ya da felsefe alanlarında tahsilinin olmadığını birkaç sayfa içinde anlıyorsunuz. Çeviriyi muhtemelen orijinal metinden değil Fransızca tercümesinden yaptığı ve onu da başarısız bir şekilde yaptığı için ikinci kısımda da okunmaya değer bir şey yok, çoğunlukla anlamsız kelime öbekleri.. İbn Rüşt çevirisi arıyorsanız İş Bankası Yayınları'na bakmanızı tavsiye ederim.
Herkese merhabalar
Bugün sizlere The Kitap Yayınları 'nın baskısı olan mükemmel çift kitabı ile geldim. Yazarımız Ruth Ware'den daha önce O Kız kitabını okudum tek kelime ile kalemi muhteşem
Bu kitap tam anlamıyla ‘bir sayfa daha okuyayım’ derken kendimi olayların içinde bulduğum bir gerilim oldu. Düşünsenize; büyük bir ödül vaadiyle başlayan bir reality programı… Ama kamera önündeki eğlenceli görüntülerin yerini kısa sürede korku, şüphe ve hayatta kalma mücadelesi alıyor. Bir anda herkesin bildiği kurallar değişiyor ve asıl soru şu oluyor: Bu adadan kim çıkabilecek?
Adada mahsur kaldıkça gerilim öyle güzel yükseliyor ki sürekli karakterlerle birlikte ben de ‘şimdi ne olacak?’ diye düşündüm. Kime güveneceğimi bilemedim, çünkü herkesin sakladığı bir taraf vardı. Dostluklar, korkular ve hayatta kalma içgüdüsü birbirine karışınca ortaya oldukça sürükleyici bir hikâye çıktı.
Connor ise tam anlamıyla ‘ondan uzak dur’ dedirten karakterlerden biriydi. Soğukluğu, tavırları ve yaptıklarıyla hikâyenin gerilimini yükselten, sinir bozucu ama merak uyandıran bir karakterdi.
Mükemmel Çift bana sadece bir yarışma hikâyesi değil; insanların zor şartlarda gerçek yüzlerini gösterdiği, güvenin ne kadar kırılgan olduğunu anlatan bir hayatta kalma hikâyesi sundu. Her bölümde tansiyon biraz daha yükseldi, her sayfada yeni bir soru bıraktı. Gerilim, gizem ve bolca ters köşe sevenlerin seveceği, temposu hiç düşmeyen bir kitaptı.
Kitabı okurken bana eşlik eden Gökhan ÜlgerliSerap Asya SeferoğluAlican @keskeherkes_gulse teşekkür ederim harika bir okuma oldu benim için
#reklamdegıl
#leylanınkitapları
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir çırpıda biten lakin etkisi kolay geçmeyen bir kitaptı. Kitap yazarın kendi başından geçen bir olay sonucu yaşadığı süreçteki aydınlanmayı gayet dolambaçsız samimi anlatıyor.Kitabın en çok vermek istediği mesajlardan biri kölelik. Kim hiçbir problemin,korkunun hatanın ya da hazzın kölesi olmamıştır ya da değildir ki? Kitap tek kelimeyle bana Claustrum( Beynin orkestra şefi ve ya açma kapama düğmesi) u hatırlattı. Beyinde bulunduğu bölge olarak ta çok yoğun lakin içe kıvrılmış kelime anlamı gizlenmiş olan gri bir maddedir. Kitap ta kendisini okuturken okuyucuyu içinde gizlemiş olduklarıyla yüzleşen adeta dizlerini kendine çekmiş kaygı korku panik ve güvensizlik içinde geçmişini gözlerinin önünden geçiren tekrar ana rahmine dönmek(kendini güvende hissetme ihtiyacı) için cenin pozisyonuna girmiş birine dönüştürüyor. Belki de bir defa okumakla yetinemeyeceğiniz bir kitap...
Bitirmeye çalıştım ama yok olmuyor dayanamıyorum okuduğum her kelime gözümde büyümeye başladı sanki. rs döneminden yeni çıktım korktum tekrar giriyorum diye bu yüzden bıraktım
Yazardan okuduğum ilk kitap merakım üzerine aldım ve açıkçası sıkılır mıyım acaba okurken diye düşündüm ama gel gör ki sıkılmak ne kelime sular seller bir merakla okudum bitirdim.Ben sevdim ve yazarın kitaplarını araştırıyorum alıp okuyacağım.Zihnimde bugunle yarınla ilgili sorular yaşantılar sürekli aktı durdu.Okumak değil de sanki bir film şeridi gibi sahneler aktı geçti. Meraklısına tavsiye ederim.
"Margaret Atwood’un kaleme aldığı Damızlık Kızın Öyküsü, sadece bir gelecek senaryosu değil; özgürlüklerin, adaletin ve kadın haklarının ne kadar kırılgan olduğunu yüzümüze vuran sarsıcı bir başyapıt.Hristiyanlığın bir mezhebine bağlı gibi görünen bir örgüt darbeyle başa geliyor.Kadınların kimliğini yok etmek için kurulmuş bir distopya aklı başında olan okurlar aslında bunun sadece kadına yönelik olmadığını erkekleride ne denli gözden düşürmüş olduklarını anlar.Başta bulunan komutanların asıl olam eşleri doğurma yetilerini kaybetmiş fakat onların yerine kimliği yok edilmiş silikleşmiş damızlık kızlar var.Kriz geçirmelik bir kitaptı resmen bitince tek kelime 'vay be' dedim.Yavaş bir akışı var ama ben okurken sıkılmadım. Dizisi varmış kafamı toplayınca ona başlıcam.
"Artık kısır erkek diye birşey yok, resmi olarak.Doğurkan ve kısır kadınlar var kanun böyle." syf86