OLAĞAN ÜSTÜ BİR GECE Puanım : 8/10
Bu kitapta Zweig , toplumun argo ağızda tabiri ile kaymak tabakasından gelen , genç yaşta Anne ve Babası’nın vefatı sonrasında yüklü bir miktarda mirasın tek varisi olan karakterimizin başına gelen olaylar ve vicdanının sesini arayışını anlatmaktadır. Güzel bir iş sahibi , güzel bir yaşantı tarzı ve güzel bir mirasa sahip olan karakterimiz zamanla bolluğun içerisinde sıkıntılı ruh hallerine girmeye başlar. Yaşadığı ilişkiler , yaptığı aktiviteler ( Nadir eşyaların açık artırmasına katılmak , kitap koleksiyonları yapmak , toplantı ve dinletine gitmek ) artık çok daha az zevk ve arzu vermeye başlamıştır. Bir gün kendisine aslında çok uzakta olduğu ve bilmediği hale heyecan arayışı içerisinde at yarışı oynatılan bölgeye gider (Hipodrom). Orada oturmuş milletin heyecan içinde bağırışları ve atların gittiği yöne doğru hararetli şekilde verdikleri dönüş tepkilerini izlerken arkasından gelen bir kahkaha sesi kendisine bir heyecan ve arzu hissi yaratmıştır. Arkasına dönmekten çekinerek gülüşün sahibi olan kadını yaşanmış tecrübelerine güvenerek kafasında tasvir etmeye çalışır. Tasvirleri , merakında daha fazla karşı koyamayıp arkasına dönmesi sonucu ile suya düşer. Karakterimiz yanılmış ve bu durum onu öfkeye itmiştir. Buna rağmen kadının kendine özgü bir çekiciliği ve bakışlarında ki şehveti hisseden karakterimiz onu elde etmek ( kabaca değerlendirmeden dolayı özür diliyorum ) amacı ile bir takım uğraşlar içine girer. Vicdanını yoklayacağı , bir yaşantının varlığını arayacağı ilk olay bu arzuladığı kadının kocası ile kabaca dalga geçmesi ve sözde yanlışlıkla vurarak yerlere saçılan fişlerin bir tanesinin üzerine basar ve onun sağda solda fiş araması durumu ile dalga geçer. Bu olaylar ona ilk başta zevk vermiş daha sonra ayağında fişin