Çocukluk , Tolstoy’un refah dolu bir evde gözlerini açışından , kardeşleri , arkadaşları ve aile büyükleri ile beraber geçen mutlu çocukluk döneminden büyük izler taşımaktadır. Onun ilk baştaki çocuksu masumiyetiyle her durum karşısında dolan sulu gözleri yerini ilk gençlik dönemine doğru giderken daha katı bir ruh haline bırakmıştır. Doğrusu bu ufaklığın evlerinde bulunan hizmetlilerle arasında olan duygusal bağlar ve samimi davranışlar insanın yüreğinin yumuşamasına ve mutlu olmasına sebep oluyor. Ne de olsa çocuk masumiyeti... Beni en çok duygulandıran kısımlar Tolstoy’un Annesine karşı olan yoğun sevgi hissi , muhabbetleri ve onun gülüşünü , güzelliğini sürekli tasvirlemesidir. Bu sevginin güzelliğe dayanamayıp yorumumun içerisine alıntımı iliştireceğim. Tolstoy , Annesi hakkında diyor ki ;“Annemin zaten güzel olan yüzü gülümsediği zaman kıyaslanamayacak derecede güzelleşir, çevresindeki her şey sanki neşe dolardı.” Umarım bende ve diğer aile değerlerine önem veren herkes böyle bir evlat sevgisine sahip olabilir Fakat ne acıdır ki Tolstoy çocukluktan ilk gençliğe geçtiği dönemi Annesinin ölümüyle gerçekleştiğini anlatıyor ve bu da benimde etkilenip , duygulanmama sebep oluyor. Ufak masum çocuklar tıpkı Tolstoy’un da bahsettiği gibi ailesinden birisinin ( Annesinin ) öldüğünü düşte bile görse , hatta bunu düşünse bile gözleri dolar , hüzünlenir ve koşturup Annesine sarılma isteği duyar. Bende çocukken aile fertlerim için bu tarzda saçma rüyalara , düşlere kapılmadım dersem yalan olur. Şüphesiz Tolstoy şanslı bir ailenin , şanslı bir çocuğuydu. Yoksul kesimin çocuklarına kıyasla görünüşte çok farklı olabilirlerdi ama çocuk masumiyeti , çocuk hisleri hangi statüde , hangi coğrafyada olursa olsun değişmezdir. Nitekim Tolstoy’da olgunluk döneminden yaşlılığa