Gökyüzü gibi uçsuz bucaksız biz bütünlük içinde bir maviyim
Deniz gibi özünü içinde saklayacak kadar derinim
Kimine kıyımım, kimine bağrımda evim
Bağrımda yaşamayı hak etmeyeni toprağım gibi tarihe gömerim
Anadolu gemisinin sıfır başlangıç noktasından sonsuza kadar bu uygarlık ahlakı deryasının Türk kaptanıyım
Bir ummanda buldum kendimi
Bir baştan bir başa yıkıp geçtim seddimi
Kendimi bir tek kendim aşarım
Bilirim, yöremi, töremi ve ceddimi
İşim olmaz aldatan hamasetle
Yurttaşım yurttaş, özüme döndüm hasretle.
mutlu olmayı tarif edemem, üzülmeyi de
hissetmek nedir iyi bilirim ama
bilirim kalbimin nasıl çarptığını
nasıl taşıdığımı ayaklarımı
'tercihleri hayatıdır insanın, buna inan
ve peşini bırakma'diye
kim bilir ne zaman, yazmışım bir yerlere
kararlı bir hevesin ardı sıra geldim işte
şu anda durduğum yere
neyse,
kendim kadar yer kaplıyorum yeryüzünde*
Bütün bu bilimler, senin dallarından (cüzlerinden) ibarettir. Çünkü O, seni Kendisi için ve her şeyi de senin için yaratmıştır: Eşyayı senin için, seni de Kendim için yarattım.
"Içimde bir kurbanlık koyun büyüttüm ben yıllarca. Ne kesmeyi ne sevmeyi becerebildim. Kendim için üzülmeye itirazım yok ama acımadan merhamet edebilir miyim? Görmeye bile katlanamadığım parçalarımı kabullenebilir miyim?"
Ölmekten daha korkunç şeyler var! Artık boynuzum kaşındığında bu duyguyu paylaşabileceğim başka bir gergedan yok. Sen her sabah gözlerini açtığında, bugün denizi bulabilir miyim, diğer penguenlerle tanışabilir miyim diye umut ederken, ben her sabah kendim için bir umut bulamadan uyanıyorum.