Puan vermedi·142 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 06:31
__Özkan Öze'nin okuduğum ilk kitabı değildi Büyük Karanlığın Sırrı. Fakat uzunca olmuştu çocuk kitabı okumayalı, özlemişim. Bu özlemi çocuğumuz için aldığımız bu seriyi öncesinde kendim okusam fikri ile dindirmiş oldum. Kitap öyle dolu doluydu ki bir çocuk kitabından bu kadar çok bilgi edinilebileceğini tahmin edemiyor bile insan. Gece gök neden karanlık? Güneş tam olarak nedir? Ay'ın üstündeki o oval çukurlar nasıl oluşmuş? Dünya'nın üstündeki koruyucu katmanlar ne işe yarar? Ozon tabakası delindi mi? Renkler nasıl meydana geldi? Neden diğer gezegenler değil de Dünya'dayız? Piknik yapmak için en uygun gezegen hangisi? Bulutlar pamuk mudur? Yağmur damlaları nasıl oluşur? Bu döngünün dengesi nereden peki? Rüzgarın da güzellikleri var, fark ettiniz mi? Evet, tüm bu sorulara yazar akıcı bir dille cevap verirken size epey bir şey de katıyor. Bu sorulara izahat vermeden önce konuyla ilgili bir ayete yer veriyor ve Kur'an'ın yüzyıllar önce bizlere anlattığı mucizevi gerçekleri çook uzun yıllar sonra insanoğlunun keşfettiğini(!) anlatıyor. Kur'an'ı Kerim'den ayetlerin bu şekilde izah edilmesi derin bir tefekkür duygusu da oluşturuyor. Kalemi daim olsun diye temenni de bulunuyoruz. Siz yazın çocuklarımız okusun biz okuyalım. Yeni nesil için büyük bir şanssınız Sevgili Özkan Öze #y:3774__
1000Kitap
Büyük Karanlığın SırrıÖzkan Öze · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2017353 okunma
Küfürbaz aslan
Puan vermedi··
Beğendi
İkizler burcu olan yakın arkadaşım Aslan burcunun küfürbaz olduğunu yazdı. Küfürbaz olan aslan burçları ile ilgili araştırma yapmak için google’a ‘küfürbaz aslan’ yazdım. Yapay zeka kısmı Zeyid Aslan ismini buldu. (Sonrasında küfürbaz aslan milletvekili yazınca sonucu buldum) ilginç bir şekilde Aslan soy isimli olan Zeyid Aslan aynı zamanda aslan burcuydu. (Kendinisi iyi tanımamakla birlikte siyasi yaşamı benle ilgili olmayan bu milletvekili yaşayan küfürbaz milletvekili olarak anılıyor) Bukowski ve Can Yücel’in aslan burcu olması gibi. Bukowski’yi yıllardır merak ediyordum sırf aslan burcu milleyetçisi olduğum için. Başka türden de milliyetçi değilim. Kendim de direkt olarak dobra konuşmayı, saklamamayı sevmem nedeniyle Bukowski’nin olanı yazması kendiyle ilgili açık vermesi benim içimde olanlarla karşılık geliyordu. Kitaptaki Yat sahibi Pierre hikayesi sallama geldiği için biraz hayalkırıklığına uğramış olsam da kısa ve özlü şekilde ilerleyen bu kitap hoşuma gitti. Bahis , serseri yaşam hep ilgimi çekmiştir. Bukowski’nin bu kitabı bana çok yakın geldi, diğer kitaplarını merak ediyorum ve birkaç kitabını daha kütüphaneme ekledim.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,540 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Dönemin bedbaht gençlerinin duygularını çok güzel bir dille anlatan inanılmaz bir eser. Kitabın dili ruhunuza işliyor, Ahmed Cemil’in hislerini kendimde hissettim okurken. Aşkını ilk hissettiği yerde, daha doğrusu aşkını fark ettiği yer diyelim, o anki duygularını kendim aşık olmuşum gibi hissettim. Ahmed Cemil baskıdan bunaldığında ben de kitabı okurken aynı hislerle bunaldım. Yaşadığı dertler kendi başımdan geçiyormuş gibi hissettim. Osmanlı’nın son dönemlerindeki gençlerin hayallerini ve dertlerini gayet iyi aktardığını düşünüyorum. Aynı zamanda, hikayenin geçtiği zamanı bilmesek aynı olayların günümüzde de yaşanabilecek olaylar olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı bu kadar beğenmemdeki en önemli sebeplerden biri Ahmed Cemil’in yerine kendinizi koyabiliyorsunuz ve Ahmed Cemil’in yaşadıklarını bir arkadaşınızın ağzından duysanız hiç de yaşanmayacak olaylar gibi gelmez. Yok artık diyeceğiniz mantıksız ve abartı olaylar konulmamış. Raci karakterinin zamanını geçirdiği meyhanelerin, gazinoların bulunduğu ortamı bölümün başında bize anlatması sayesinde o dönemleri hiç görmediğim halde o an oradaymış gibi hissettim. Kitabın geçtiği dönemki çok kültürlü yapıyı da görebiliyoruz böylece ve o dönemde İstanbulda farklı milletlerden insanların nasıl yaşadığı hakkında da bilgi sahibi olabiliyoruz.
Duygu ve Düşünce
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 201934,8bin okunma
8/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:58
Kitap ilk olarak şehirde trafikte aniden kör olan bir adamla başlıyor. Bir yardimsever onu evine bıraktıktan sonra körlük hızla etrafa yayılıyor. Hükümet bu olağandışı durumu kontrol altına almak ve 'halkı korumak' adına körlük salgınına yakalanan insanları boş olan akıl hastanesinde karantina altına alıyor. Orada ise bir Göz Hastanesinde tanışan yedi kişinin etrafında yaşam mücadelesi devam ediyor. Asıl kritik nokta ise kitapta sadece bir kadın görüyor 'Doktorun karısı' olarak ele alınıyor. Bu yedi kişiden biri (Aslında kitapta hiç kimsenin adı yok. İlk kör, ilk körün karısı, siyah bantlı yaşlı adam,şaşı çocuk, doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız "Kör olduktan sonra adların ne önemi var ki ? " ) Etrafin ne hale geldiğini, insanlığın daha ne kadar pislenecegini sadece o kadın görüyor. Aradaki bir köprü gibi ,O 6 kişiyi sanki cocuklariymis gibi hep koruyor, sorumluluk alıyor ve tüm yük onun omuzlarinda Kitabın dili sade ,ve açıkçası biraz zor. Nokta ve virgül hariç hiç bir noktalama isareti yok. Ama konusu itibariyle de hayli ilgi çekici Kitapta Yazar aslında körleşmeyi yazmamış, gerçekleri, hayatı,görmemeyi, toplumu, hükümeti,insanlığı eleştiriyor. Ve bunu sembolizmden yararlanarak kitabında yer veriyor. Çok beğendigim ve ara ara tekrar dönüp gözden geçirmek istediğim bir kitap oldu. Yazarın Mart 1997’de evinde kendi adına olan, şöyleşi de körlük hakkinda şu cümleleri söylüyor: Körlük için aklınıza gelen fikir nasıl gelişti? JS: Bir restaurant’daydım, siparişimin gelmesini bekliyordum. Tam o anda birden aklıma bir düşünce geldi: Ya hepimiz kör olsaydık? Kendi soruma kendim cevap verecek olursam aslında hepimiz körüz. İşte bu noktaydı romanın embriyosu. Daha sonra başlangıç durumlarını düşündüm ve sonuçların doğmasına izin verdim. Sonuçları
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
8/10
Not: Bu inceleme yazısı, bu platformdaki diğer insanlardan çok kendim için — sonraları “Bu kitap neden bahsediyordu?” dediğimde tekrar okumak için — yazılmıştır. Kitap hakkında teferruatlı bir inceleme yazısı değildir. "İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur" sözü kitabın temel düşüncesini özetler. Rousseau, özgürlüğün vazgeçilmez olduğunu, yöneticilerin halkın efendisi değil memuru olduğunu ve iyi yönetimin halkın katılımına dayandığını savunur. Ancak kitap her bölümde aynı ilgiyi uyandırmıyor. Özellikle egemenlik ve yönetim üzerine birçok düşünce farklı şekillerde tekrar ediliyor. Bu nedenle eser, başlıklara bakılarak ilgi çeken bölümleri okunabilecek ve gerektiğinde başvurulabilecek bir referans kitabı olarak değerlendirilebilir. Yine de yazıldığı dönem göz önüne alındığında siyaset felsefesi açısından önemli bir eserdir.
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
Puan vermedi·194 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:05
Bu kitabı öğretmen olarak okumak hep hayalimdi. Öğrenciyken filmi çok kez izleyip kitabı atandığımda, atanmış bir sınıf öğretmeni olarak okuyacağım diyordum. Şimdi o gündeyim. İsmet Özel'in dediği gibi "üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum." Filmi öyle çok kez izledim ki, kitabı da Genco Erkal'ın sesiyle okudum. Film, eserin aslıyla yarışacak kadar iyi. Film müzikleri, çekilen ortamın doğallığı, çocuklar, her şeyin olduğu gibi aktarılması... Sanki Hakkari'de olan biziz gibi. Kitaba gelecek olursam... Kendim yazmadığım için üzüldüğüm bir eser. Bence her öğretmenin böyle kendi mevsimini yazdığı bi eseri vardır. Ferit Edgü aklına, kalemine sağlık, sendeki nasıl bi his, nasıl bir kafa böyle... "Kendini ararken başkalarını bulacağım" ümidiyle yola çıkan bu öğretmenimiz, bence herkesin iç dünyasına biraz ayna tutmuştur. Özellikle itirafla ilgili söylediği sözler çok çarpıcıydı. Kimsenin değil, insanın en çok kendine itirafı acı verir, diyor kitapta. Kitapta ardı ardına ölen bebekleri öyle anlatmış ki, bebeklerin vücutlarındaki soğukluğu bile hissettim. Öğretmenin bu düzene karşı çıkışı, geç gelen yardıma karşı koyduğu sert tepki de o döneme ve yaşananlara bir eleştiri niteliğinde olmuş. Benzer bir durum İnce Memed romanında da vardı. Zeki öğretmenin sıtma hastalığı karşısındaki duruşunu hatırlattı bana okurken. Ah portakal sahnesi.... Bu sahneye diyecek bir söz bulamıyorum. Hayatında hiç portakal görmeyen bir çocuk, portakalı eline alınca nasıl hisseder? Ve bir çocuğun hiç portakal görmemiş olması... Kitabın sonunu okur okumaz tanıdım. Genco Erkal filmde burayı değiştirmeden okumuş. Kitabı okurken çocukların konuşma bitince dahi sınıftan çıkmaması, sonra bahçede birlikte fotoğraf çektikleri an gözümde canlandı. Kitap bitince her yerini çizdiğimi, her
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma